GEL KATIL BİZE :)

23 Kasım 2014 Pazar

YENİ YIL VE NOEL RUHU GELMİŞ HERYERE...

Yılbaşı ruhunu seviyorum. Artık ülkemizde de ayrı bir yeri var. Eskiden bu kadar etkisi yoktu. Bunu yadırgayan yada  negatif karşılayan biri değilim. 
Ben yeni yılı yabancı özentisi olarak algılamıyorum. Çünkü benim için yeni bir sayfa açmak, geçmiş yılda yaşanan olumsuzlukları geride bırakmak, yeni sevinçlere, heyecanlara, mutluluklara kapı aralayan bir yıl olmasını temenni etmek anlamına geliyor. Hediyeleşmek, minik hediyelerden bir çok kişiye göndermek,el emeklerimi yollamaktan mutlu oluyorum.
Birde baktıkça mutlu eden hepsi gülümseyen yüzlü objelerin heryerde olması çok hoş geliyor gözüme. Hepsinden alasım var.

Kendimde atölyemde yeni yıls olan talep doğrultusunda çalışıyorum ve o heyecanla ürün yetiştirmek beni motive ediyor.

Yeni yıl ajandaları, minik dekoratif ürünler yaparken ,  her biri yeni bir fikri doğuruyor



Kırmızı yeşil beyaz uyumunu seviyorum. Pötikareyi, puantiyeyi....
O renklerin dekorasyona yansımış halini seviyorum. 
Evim her mevsim kabuk değiştiriyor. Şimdi nevresimlerimizden salondaki kırlentlere kadar kırmızı beyaz giyindi ev.
Bir sürü sevimli baykuş diktim. Oldukça talep gören bu baykuşlar, sarkaç olarak , yeni yıl ağacını süslemek için, yada dekoratif dekor amaçlı kullanılabilir. Bfnim yapma amscım ise, hediyeleşmek için uygun fiyatlı bir seçenek sunmaktı. Adedi 10 tl olan bu baykuşları sevdiklerinize, mesai arkadaşlarınıza hediye edebilirsiniz.


İnternette bir çok fikir ile karşılaşmak mümkün. Sizde hediyelerinizi kendiniz yapabilirsiniz.





Dilerim yeni yıl hepimiz için beklentilerimizi gerçeğe dönüştürebildiğimiz bir yıl olsun. 
Sağlıkla kalın.






20 Kasım 2014 Perşembe

AMACIMIZ HOBİ EDİNDİRMEK, AMACIMIZ MUTLU ETMEK


Günaydın.
Biz okullar hayat olsun projesi kapsamında 4. Yılımızda da keçe kursumuzu açtık.
Velilerimize ücretsiz olarak düzenlediğimiz bu kurs, milli eğitim, halk eğitim ve belediye işbirliği ile yapılıyor.
Üç yıldır oldukça güzel çalışmalar yaptı kursiyerlerimiz.
Koruparkta açtığımız üç sergi ile görücüye çıktı ürünler.

Bu yılda yeni okulumda yeni müdürümün ricasıyla ( birazda kursiyerlerin okul idaresine baskısıyla) yeni kursumuzu açtık.
Kursta neler mi yapıyoruz? 
Öncelikle kesim tekniklerini ve kalıp çıkarmayı, pratik kesimi öğretiyoruz.
Sonra dikiş teknikleri, iğne ardı, battaniye dikişi, elde makina dikişi, teğelleme, tıhum işi, sarma, zincir dikiş gibi elde dikiş tekniklerini öğretiyoruz.


Daha sonraki aşamada ise, birleştirme, elyaf dolgulu ürünler yapma, kasmak üzerinde çalışma, üç boyutlu çiçeklerin yapımını öğretiyoruz.

Defter kaplama, sepet kaplama, astarlama da var tabi.

Daha sonra monte etme, dizayn, renk uyumu, zıt, kontrast ve uyumlu renkler hakkında bilgi veriyoruz. 


Herkes çok mutlu ayrılıyor. Yapabilmenin sevinci ile...
ilk ortaya çıkan ürün eşine , komşularına gösteriliyor:))


İlk zamanlar herkes izleme aşamasında, ama bir kaç dersten sonra öyle güzel bir kaynaşma yaşanıyor. 
Kendi aralarında planlıyorlar, sen tatlı yap, ben tuzlu yapayım, sen salata türü bişey yap diye , listeler yapıyorlar.
Bazen yoruluyorum. Ama onlardaki heyecan ve sevinç beni mutlu ediyor. 
Bir de hayata iyi izler bırakmış olmak manen tatmin ediyor beni. 
Elimden geldiğince yardımcı olabilmek, birşeyler öğretebilmek keyif veriyor.
Hayatta herkesin bir yaratılış amacı olduğuna inanıyorum.
Birbirimizle yollarımızın keşismesi bence tesadüf değil.çokşey öğreniyoruz birbirimize güzel duygular aktarıyoruz.
Hayatımda yolumun kesiştiği hemen hemen herkesin bana kattığı olumlu şeyler olduğuna inanıyorum.
Ve bende üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.boşluklar içinde öylesine yaşanmış bir ömür değil de, her anı dolu, anılarımın çok olduğu, iyilik ve güzel duygularla anılan biri olmayı isterim.
İşte bu yüzden bulunduğum her oramdaki huzuru, anlayışı, birlik ve beraberliği önemsiyorum.
Hayatınız güven veren, yüzünüzü güldüren ve her ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda beliriveren insanlarla dolsun. 
Gülümseyin ve gülümsetin. 





17 Kasım 2014 Pazartesi

BENİMKİ TAMAMEN PSİKOLOJİK KİLO

Evet evet kesinlikle benim kilom psikolojik. 
Ben acıktığı için yemek yiyen biri değilim.açlığa rahat iki gün yemeden dayanabilirim.hatta iş yoğunluğunda yemek  yemeyi unutup aç yattığım zamanlar bile olmuştur.
Kilo seyrim ise, genç kız çağında 52-55 arasında geçmiş, evlenirken 49 a düşmüş ve hamile kalana dek en fazla 57 ye çıkmış biriyim. 
Hamileliğin son haftasında 75 kiloyu görüp, doğumdan sonra eve gelir gelmez 67 kiloya düşmüştüm. Bir ay içinde 64 e inen kilom bir süre 64-61 arasında gidip geldi. Sonra biraz dikkat ederek 58 e düşmüştüm.
58 yaz kilosu, kış aylarında 59-60 oluveriyor diye en iyisi 55 olayım diye direnip 56 da sabitlemiştim kendimi. Yani doğum sonrası hiiç 55 olmadım.
Bana sorarsanız hala hedefim 55 tabi . :))
  

Geçen kış yine 60 ı gören ben resmen bu konuyu takıntı yapmıştım. Günün her saati tartıya çıkan biri haline gelmiştim. Diyetisyenden yardım almaya karar verdim. Gülmeyin ... Gerçekten 3-4 kilo için desteğe ihtiyacım var dedim.
Diyetisyenim bursada bilinen ve başarılı bir isim. Elif Hanım iyisiniz aslında . Tüm değerler iyi ama moral olarak kendinizi daha iyi hissedecekseniz neden olmasın 56-57 iyi olur dedi. 
Hayatımdaki ilk diyetisyen deneyimimdi.
Listemi aldım, gayet kararlı çıktım ofisinden. 


Bir gücüme gitsin, bir ters tepsin kiiii... Anlatamammmm.
İçimde bir iç savaş başladı. 
İradesiz misin elif? Kendi kendine hakim olamıyor musun? Kafasına koyduğunu yapan kıza ne oldu? 
Vay benim ne yiyeceğime başkası mı karar vericek? Amanınnn aklımda deli sorular... Yasak ne varsa yiyesim geldi. Ben diyetisyensiz daha mutluymuşum meğer. Daha iradeliymişim. İrade zayıflamasının üzerine birde " yicem işte" inadı bindi mi? 

Hiç canımın çekmeyeceği şeyleri bile ister oldu canım. 
Baktım gittikçe ters tepiyor diyet listesini kaldırdım. 
Akrep burcu özelliğidir. Pusula burnunun dikini gösterir.
Diyet yok, diyetisyen yok.
Çünkü ben. Bu yaşa kadar hiç bir dönemimde kilolu sayılabilecek bir sınıra gelmedim. 
Hemen hemen her bayan gibi aman göbeğim çıktı, basenlerim fazla mı ne? Gibi şımarıklıklarım olmuştur.
Ama anladım ki ben zaten dikkatli besleniyormuşum. Yani nasıl derseniz , sabahları kahvaltı edecek uzun zamanlarım olmadığından mutlaka bir haşlanmış yumurta ve bir sallama bitki çayı içiyorum alelacele. O yumurta beni tok tuttuğu için , tenefüslerde biskremlerden, tutkulardan, burçaklardan uzak durmamı sağlıyor.
Saat 11 gibi bir ayran alıyorum okul kantininden.
Öğlen genellikle öğretmen arkadaşlarla dışarıda bişeyler yiyoruz. Ben sıklıkla ızgar a köfte tercih ediyorum, yada taco salata tavuklu.
Eve gelince saat 3 gibi bir su bardağı süt ve az nescafe ile bi sütlü kahve molası veriyorum. Bu bazen beyaz çay, bazen yeşil çay oluyor. Yanında bir dilim kek yada kurabiye oluyor.
Ve aklıma geldikçe su içiyorum. 
Şişkinliğim varsa maydanoz suyu, yada ılık limonlu su içiyorum.
Ekmek yok denicek kadar azdır hayatımda.
Akşam ise evde ne varsa az porsiyon, yanında mutlaka yoğurt.
Akşam her daim çay demlenir evimizde.
Saat 8:30 gibi. İşte 8:30-9:30 arası bir kurabiye yada kek yine var çayın yanında. Her akşam değil tabii.
Şimdi şu kek işi olmadı diyorsunuz ya, biliyorum olmadı. O kek tamamen göz zevkim için konuyor çayın yanına. Yemesem olur yani. Ama seviyorum işte kendime özenli bişeyler hazırlamayı. 
Gece yatarken iki su bardağı su içiyorum. Çalar saat gibi uyandırıyor içtiğim su sabahları. 



Gelelim psikolojik kısmına.
Ben relaks ve doğal ortamda yaşamayı seviyorum. Kapaklı cam fanuslara karşı özel bir ilgim var.zaafım var desek daha doğru olur sanki. Salon ve mutfak açık. Arada tezgah var. Tezgahın üzerinde cam fanuslar var. Boş dursun diye mi aldık deyip, kekler ve kurabiyeler yapıp koyuyorum. Sırf dekorluk yani. 


Bakınca yaşanan ev dokusu görmek mutlu ediyor beni. Yesekte yemesekte, lokumlar, kayısı ceviz, kurabiyeler, drajeler var sehpanın üzerinde . Çok lokum yer miyim? Hayır. Hatta hiç diyebilirim. Ama orada olması hoşuma gidiyor. İşte bunu bilmek anormal miyim ben acebaaa?  Dedirtiyor bana. 
Niye böyleyim bilmiyorum.
Aynı şey buzdolabı için de geçerli. Evde bulunsun duygusu var mı sizdede? Hani pudingler, kabartma tozları, envayi çeşit sos, derin dondurucuda acil pişirilecekler... Sanırsın taarruz var�� kıtlık başlıyor zannedersin valla. 

Aslında çok iştahlı değilim. Dikkat ettiyseniz tuzlu ile derdim yok, tüm stoklarım tatlı üzerine. Neden? Ne bileyim ki��

Küçükken beni çok mu mahrum ettiler acaba çikolatadan? 
Benimki psikolojik açlık. Doymak bilmeyen bi gözüm var. Bu konuda bi danışsam mı diyorum.
Aslında bence işin özü şöyle;
Ben mükellef hazırlanmış hanımların gün sofralarına çok özenirim.ama şimdiye kadar sağlıkla sürdürebildiğim bir gün hikayem olmadı zamansızlıktan.
Yine kahvaltı sofralarında keyif yapmak sadece pazar günleri mümkün bizim aile için.
Güzel sunulmuş herşeyi seviyorum.
Tabak bardak uyumunu seviyorum, mutfak eşyalarını  seviyorum. İşte bu yüzden sanırım evimin keyfini süremediğim için, böyle avunuyorum. 
Her an misafir gelicekmiş gibi sehpada , salona bakan tezgahta  kapaklı cam fanuslar içinde çeşit çeşit yiyecekler olsun, dikiş dikerken yanımda bi fincan yanında iki kurabiye olsunun dekorunu seviyorum ben. Valla yazınca daha iyi karar verdim. Bu neyin açlığı sayın okur var mı bi fikrin?
Hasta mıyım sencede? 

Okul dolabımda böyle. Dolu... 
Bir de yedirmeyi seviyorum ben. Ne pişirsem okula da taşıyorum. Hemde saklama kaplarında değil. Seramik kek fanuslarında. Öyle buzdolabı poşetine koyup götüremem�� ...


Ama beslenme şeklim şudur. 
Atıyorum; çok sevdiğim ve sık sık bulamayacağım bir yiyecek gelmiş huzura, yemem mi gömülürüm. Saymaksızın yerimmm. 40 adet profetorol
Yerim valla yerimmm.. 
Ama ertesi gün frene basarım. 
Başka yiyeceklerden kısarım.
Yoksa inanın 100 kilo olabilecek bir tatlı kapasitesi var bende.
Mutlu olmak için , keyif için yiyenlerdenim. Doymak yada doymamakla ilgili hiç bi sorunum yok. Oruç tutarken açlık anlamında hiç zorlanmam mesela.
Ama karnım ne kadar tok olursa olsun, sunumu çok hoş bir sofraya oturabilirim, yiyebilirim. 
Kendi kendine evcilik oynar gibi , evde kendi kendime misafir olurum. Bir kurabiye bile yiyecek olsam,bir tepsi kurabiye yaparım ki�� 

Şimdilerde yine 60 civarındayım. 
Zayıflamak istiyor muyum? Aslında bir iki kilo versem süper olur, ancak diyette olma fikri beni ters etkilediği için oluruna bırakıyorum. 
Biraz dikkat ederek , kendimi strese sokmadan yiyorum.


Fazla kaçırdığım durumlar oluyor. Asla hayır diyemediğim şeyler var. 

Ama ertesi gün biraz daha fazla su içip, biraz daha fazla yoğurt yiyorum. Sanırım işe yarıyor.
Canım çok tatlı istiyorsa, incir ve meyvelerden  karşılamaya çalışıyorum.

Kanıma giren arkadaşlarım olursa eşlik etmek büyük zevk tabii. 

Kahvaltı ise mutluluğumu tavannn yaptıran şey. 
Kahvaltı sofrası buldum mu otururum.



Ama önce gözüme hitap edicek. Lezzeti ne olursa olsun. Özensiz ikram edilmiş şeyler beni cezbetmiyor.
Şu sodalı hamur var ya, onu açıp yağda pişirince enfes bişey oluyor. Onu da pazar sabahları yaparım bazen.


Nutellalı kek yine hayır diyemediklerimden. 
 

Sizce 55 olma ihtimalim yüzde kaç? Olmuyorsa boşuna kasmayayım di mi?
Böyle mutluysak böyle de kalabilir sanki. 
Ama önerilere de açığım... 
Şimdi ben nereden başlayayım? Cam fanusları kaldırsam sorun ortadan kalkar mı ?
Cümlelerinize ihtiyacım var. Help meee!!!!!!



















16 Kasım 2014 Pazar

TARHANA DEĞİL O DARHANE ÇORBASI

Artık havalar oldukça soğudu.
Ben küçükken annem havalar soğuduğunda, tarhana zamanı gelmiş derdi. Dışarıda işi olup , üşüyerek eve geldiyse, "içimiz ısınsın " deyip hemen ocağa çorba koyardı.
Tarhananın asıl adının "darhane"olduğunu duymuş muydunuz? 
Dar gelirli ailelerin, yegane yemeği olduğu ve besleyici değeri yüksek olduğu için sıklıkla tüketilen bu çorba, DARHANE kelimesi ile tanınıp, zamanla değişmiş  TARHANA olmuş derler. 



Biz kadınların , evde olduğumuz sürece hiç işi bitmez ya, hep yapılacak bir iş varmışta unutmuşuz gibi gelir. Oda oda gezer toplanıcak , düzeltilecek bişey var mı diye bakınır dururuz.
Bir demlik çay demleyip , saatlerce işimin bitmesini ocakta beklediğini bilirim.
Ama evin işi bitmişse, çamaşırlar katlanmış, ütüler yapılmışsa, yemekler hazırlanmış,  bir haftalık salata malzemesi yıkanıp kurutulmuşsa, birde fırına kek atmışsak, o zaman dünyalar benim oluyor.sizde de durum böyle mi? Yoksa bende mi anormallik var?
Çalışınca zaman yetmiyor bazen.
İşte cumartesileri benim keyif günüm. 
Leylamız ile tüm gün işleri bitirip, sonra keyif yapıyoruz. Tabi evin bu hali iki gün bile sürmüyor o başka mesele. Benim oflanmalarım sonucu eşimden gelen cümle ise, Elifçim dağılıcak tabii, yaşanıyor bu evde !!! Diyor.
Evet tabii de, herşeyi devletten beklememek lazım di mi?
Velhasıl, soğuk ve yağmurlu havalar benim havam değil. Ne dışarı çıkasım geliyor, ne de keyfim ...
Ben ilkbaharı ve yazı seviyorum çok.

Ama evden çıkmaya mecbursak, o zaman doğadaki güzelliklerin farkına vararak dolaşmak gerek yağmurda. 
Yağmur demek, dua demek. Melekler indiriyorsa her damlayı. Her yer melek dolu demek ki. Bol bol dua edelim damlalar yere inerken. 
Dualarınız kabul olsun. Mutlu pazarlar...



14 Kasım 2014 Cuma

YENİ YIL İÇİN FARKLI FİKİRLER

İnternette gördüğüm bazı fikirleri paylaşmak istedim sizinle. 
Öğrencilerimle yeni yıl çalışmaları yapmak için bir kaç kendin yap önerisi araştırırken bir çok güzel proje ile karşılaştım.



Kadehlerin ters çevrilmiş hali oldukça güzel bir dekor ürünü olmuş.


Craft kağıdı uzun yıllardır kullanıyorum. Üniversitedeyken füzen ile desen çalışırdık kese kağıdı rengindeki bu kağıtlara. Doğal hali ile favorimdir
Farklı kesimlerle kartlar zarflar etiketler hazırlayabilirsiniz.




Bu çalışma ilkokul çağı çocukları ile bile çok kolay yapılabilecek bir çalışma. Hatta evde çocuklarınızla verimli vakit geçirmek adına deneyebilirsiniz. 
Kısadan uzuna doğru kesilmiş yeşil tonlu kurdeleleri bir dal üzerinde sıralı şekilde bağlayarak yapılmış.


Sunum önemli diyenlerdeseniz ki ben öyleyim, paketlerdeki tasarım ve şıklık bence en az hediyenin içeriği kadar önemli
Paket açmaya kıyamayacak kadar heyecanlandırmalı. (Bence)


Yine hediyelere isim yazmak için , yeni yıl ağacının altına koymak için bu etiketleri kullanabilirsiniz.


Kurabiyeleri saklamanın en güzel hali. Ağzı vakumlu hava almayan kavanozlar. Yine hoş bir sunumla , hediyeler arasına bir kavanoz kurabiye koymak çok mutlu edici bir seçim olabilir.
Kumaşları, kartları yada arkası yapışkanlı kaplama kağıtlarını kullanabilirsiniz.

Yine büyükten küçüğe kesilmiş dairelerin katlanması ile oluşmuş bu minik ağaçları istediğiniz boyutlarda yapabilir , yılbaşı dekorasyonunuza maliyeti düşük ama sevimli eklemeler yapabilirsiniz. 

İşte burdaki gibi...

Paketlemelere ayrı bir düşkünlüğüm olduğu doğrudur. Bazı ülkelerde sadece ambalaj ve paketleme üzerine hizmet veren mağazalar var. Sizin hayalinizdeki hediye paketini yapıyorlar.


Evdeki kek kağıtlarını da değerlendirebilirsiniz.
Çok benzerleri ikeada vardı. Hatırlatmış olayım. 
Evdeki dikiş malzemelerini şöyle bir karıştırın bakalım, neler çıkıcak? Sizde hediye çantalarını bu şekilde değerlendirebilirsiniz. 
Biz okulda kasımın 3. Haftasından itibaren bu ve benzeri çalışmaları yapıcaz. Sizlere de öneriyoruz. Kendi yaratıcılığımızı da katarak çok güzel işler çıkarabiliriz. Haydi malzemelerin başına. 
Mutluluk garantilidir. Öpüldünüz...