GEL KATIL BİZE :)

27 Mart 2015 Cuma

IŞIK AŞKINA...


İşte huzurun fotoğrafı. Benim için işte parlak bir gün demek bu görüntü. Güneş ile dans eder gibi...
Sıcağını güvenini, sevincini be huzurunu aynı anda yaşatıyor..


Her mevsim bahar olmalı sanki..


Karanlıkta kaldığımda, umudumu kaybetmek üzereyken, gardım düşmüş ve kendimi bırakmaya ramak kala gelen işaretin simgesi. 
Umut hep var dedirten fotoğraf ...
O kadarcık ışık bile insanı ayağa kaldırmaya yeter. 


Ve keyif, saflık, güneşin oyunları... 
Bazen işte böyle hayali çizgiler çizip odamıza sek sek oynatır bize..
Sevinçli, çocuk ve mutlu...


Ve göz bebeğim...
Kirpiğine değen rüzgarı kıskanırken, gözüne vuran güneş ile yüreğine uzanan gizli geçitlerin kapısı açılır. Gözlerinden girip her milimetrekaresini dolaşırım içindeki devda yollarının...
"Güneşimi kaybettim , gözlerini görmem gerek "
Şarkısının sözlerine eşlik eder bu fotoğraf..
Işık aşkına... 
Mutlu hafta sonları...


25 Mart 2015 Çarşamba

RUHUMUN BİTKİ ÖRTÜSÜ YEŞERİRSE...


Günaydın. Nihayet güneş yüzünü gösterdi.
Bugün daha bi heyecanlı ve istekli gittim işime.

Bahar umutlarla geliyor sanki. 
İçimde bir bitki örtüsü var sanırım. Ve doğanın uyanışı ile içimdeki kıpırtı başlıyor, sürgün veren dallarım, çiçeğe dönüşen tomurcuklarım olduğunu hissediyorum içimde bi yerlerde.

Daha dinç, daha enerjik,daha motivasyonlu olduğumu farkediyorum.

Ve tabiki yeni fikirleri de getiriyor beraberinde.yeni heyecanları, yeni tasarımları...
Yine zaman noktasında tıkanıyorum  tabiki ,varolan zaman asla bana yetmiyor.
Bölünmeden zaman kaybetmeden başka işlerle uğraşmadan full konsantre çalışmak istiyorum.

Çalıştığım ortama güneş vursun ,sırtıma gelen ışık sıcacık ısıtsın, bir yanda hafif bir müzik çalsın radyoda ve ben hayallerimle başbaşa yine üreteyim yine keseyim ,yine dikeyim ,yine öreyim...
eskiden yalnız olmaktan bu kadar mutlu olmazdım bi yerlere gitme isteği ,bir alışveriş merkezine dolaşma isteğim olurdu .ya da çarşıya çıkıp şöyle bir hava alıp geleyim derdim .oysa şimdi evde kaldığım zamanlar o kadar değerli ki.evde uzun uzun zaman geçirip bir çaydanlık çay demleyip yavaş yavaş içmeyi ,kendi kendime içimden geçenleri yapmayı daha çok istiyorum.
Galiba hayal dünyam çok kalabalık.
O yüzden yalnızlık bana arınma gibi geliyor.
Hem negatif kimseyle iletişim içinde olmamak, hem steril ve soyutlanmış yaşamak dönem dönem hepimizin ihtiyacı.
Bir de yaptığımız iş , ilham , konsantrasyon ve odaklanma gerektiriyor.
Tasarım kalabalık bir ortamda , bir çok uyaran ile yapılabilecek bir iş değil.
Zihnindekileri birebir uygulayabilmek için gerekli şartlar var aslında.
Üreten herkese göre bu şartlar değişkenlik gösterebilir.
Benim için sessizlik, yalnızlık,ortamın düzenli olması, ve moralimin iyi olması önemli.
O zaman saatlerce verimli çalışabiliyorum..
İşte gördümüz mü , bir güneş nelere etki ediyor.
O yüzden bahar ayları benim kabuk değiştirme ve yenilenme zamanım.
Artık perdelerimi açıp atölyemde tam zamanlı çalışmanın vakti gelmiştir.
Gücümü penceremden süzülen güneş ışığından alıyorum.
Güneşi bol günler dilerim. Öperim gülüşünüzün kenarından...



23 Mart 2015 Pazartesi

15 EYLÜL KIRAATHANESİ BURSA

Uzun zamandır böyle değişik ve lezzetli bir menü ile karşılaşmamıştım açıkçası.
15 eylül kıraathanesi bir Alaçatı restoranı aslında.
Caz müzik eşliğinde bir kaç kadeh içip, birde ege ve girit mutfağı mezelerinin tadına bakmak, enfes balık ve deniz ürünleri yemek istiyorsanız, bursa dışına çıkıp bir cunda bir alaçatı havası alıp dönmek isterseniz işte size en yakın fırsat burası.

Öncelikle biz blog yazarlarını davet ettiği için çok teşekkür ederiz.
Kapıda sıcacık karşılama ile başlayan, ardı ardına enfes ikramlarla devam eden, şeffaf mutfak anlayışı ile her şeyi gözler önünde hazırlayıp sunan tüm ekibe teşekkürümüz var en içten hemde.

Öncelikle girit usulü cacık, tekmil fava, pırasa kavurma ile başladık.. Yanında zeytinyağında domates kurusu ve 150 yıllık hamur  teknelerinden yapılmış ekmekliklerin içinde ekmeklerle...
Tabaklarımız her biri ayrı, eski ve hikayesi olan geçmişe tanıklık etmiş tabaklarmış . En güzeli bana geldi.:))
Hikayesi olan nesneler ile anında bağ kuruluyor aramızda. Benim onları sevdiğim kadar onlarda beni seviyor zannımca.


Bir egeli olarak bildiğim ve sevdiğim lezzetler ile karşılaşmak benim şivemi bile değiştirdi bir kaç saatliğine.
Şevketi bostan yatağında levrek vardı sırada...
Bu da enfes bişeydi...

Beybi kalamardan, ahtapot bacağına kadar deniz ürünlerinden de bir çok çeşit mevcut. Ve özel tereyağlı sosları ile mis gibi lezzetli hepsi.

Domates kurusu içindeki vitamin bakımından çok zengin.
Bu yaz annem benim içinde kurutmuştu. Sık sık koyuyorum sofraya..birde has zeytin yağınız varsa ... Ohhh miss.


Tavuk şnitzel zannetsemde aslında et şnitzelmiş. Tadına bakınca anladım. 
Çıtır çıtır görünen ama tadına bakınca yumuşacık bir his uyandıran bu parça , yanında soğanlı patates kavurması ile ikram ediliyor.
Tavsiye ederim.çocuklarında reddetmeden yiyebileceği bir tat.

Mekana gelince, atmosferi değişik.kapalı saklı gizli bir bölümü yok. Mutfak cam ile bölünmüş ve herşey sizin izleniminize açık.
Pişen onca şeye ve özellikle balığa rağmen içeride koku yok. Havalandırma sistemini yapan firmaya alkış pls...


Bateri beni kışkırttı. Oturup çalsam dedim, ayıp olur diye sadece fotoğraflayabildim.
Sıcak samimi bir ortamı var.
Biraz üniversite yıllarıma götürdü beni. 

Gelelim tatlıya... Sakız adasının sakızları ile yapılmış, kadayıflı sakızlı muhallebi.. Hani bir değil 3 kup olsa yerdim.
Tabii damla sakızı sevmeyenler için farklı alternatif mutlaka vardır.

Bizim için yağmurlu havada bir Alaçatı kaçamağı gibi oldu bu etkinlik.

Ece arar danışmanlık ile 15 eylül kıraathanesi ev sahipliği için , 
Bizim için ayrılmış zaman dilimi, kaliteli hizmet, hoş sohbet ve zarif davetiniz için 
Çok çok teşekkür ederiz
bloggerlar olarak biz gösterdiğiniz ilgi ve bloglara verdiğiniz önemden çok mutlu olduk.



Ebygale Blogu sahibi Aslı arkadaşımızın doğum gününü kutlamak için de harika bir fırsat oldu bizim için.
Nice yaşlara Aslıcım...



Pazartesimize Ege havası kattınız,bizi Bursa'dan alıp bir geziye çıkarttınız.yediğimiz yiyeceklerin hikayesinden tabakların yaşanmışlığına götürdünüz, girit ve sakız adasının havasını soluduk sayenizde.
Bol köpüklü kahvenizin hatrı kalır bizde.
İyiki geldik, iyiki sohbet ettik, ve iyiki Bursa'ya geldiniz. 
Bir perşembe akşamında Ayhan Sicimoğlu eşliğinde sizinle olmak isteriz. 
Gidip görmüş, yemiş ve beğenmiş biri olarak tavsiye ediyorum ki oradan mutlu ayrılacaksınız dostlar. 
Bir değişiklik yapalım diyorsanız ilk pazar caz müziği eşliğinde  sabah kahvaltısında ziyaret edin derim.
Hafta sonu alaçatıda ot festivali varmış birde oraya mı gitsek acaba? 
Kalın sağlıcakla. 
Adres: bursa podyum park ataevler.

















22 Mart 2015 Pazar

ALYANAKLI İLE MANTAR TOPLAMAYA GELDİK.


Dünkü yağmura ve soğuğa inat ,bugün bahar gibi bir hava var. Sabahtan köye attık kendimizi. Bugün daha mutlu ve enerjik olduğım kesin.
İçim kıpır kıpırsa güzellikler yakındır.
Dün akşam gözümde canlandı mantar toplayan bebek.gecenin bi yarısı kalkıp diktim. Saat 3 te bitti.
Ama öyle mutlu uyumuşum ki sormayın.birşeyler ortaya çıkarmaktan ne denli haz aldığımı tarif edemiyorum.

Bu sabah kahvaltıya giderken bebeğimle çıktım evden,asansörde karşılaştığım komşu kucağımda bez bebekle beni görünce gülümsedi. :)) tuhaf göründüğünü biliyorum.:))

Minik şeyler ile uğraşmak çok zevkli.uzun sürmeyen çabucak biten minnak mutlukuklar. İşte örgü mantarda bunlardan biri.


Elbisesine bir kalp koyup, çoraplarını da giydirdim.

Güneşte en tatlı ışıkları ile ısıttı bizi çayır çimen ile oyalanırken.

Saçındaki minik mantar ve yaprakları çok sevdim.

Alyanaklı bebek pek küçük değil. 50 cm kadar boyu.
Bir selfiemiz de olmasa mıydı yani?

Pazar mutlu geçti. Mandıra filozofu istanbul filmine gittik , köy gezintimizden sonra.
Asil paşamın isteklerini yerine getirdik.
Bu günün mutluluğu parlayan güneş ve kırmızı elbiseli al yanaklı bebeğimdi.
Bakalım bu gece neler çıkıcak ortaya? 
Sağlıkla, huzurla güneşli bir hafta dilerim. Öperim göz kapaklarınızdan ...








21 Mart 2015 Cumartesi

PEMBE BEYAZ TAÇLAR YAPTIK.

Günün ürünü bu taçlar..
Müjgan hanım, büyük kızı ve yeni doğacak kız bebeği için üçlü takım yaptık. Sağlıkla gelsin yavrusu. 
Bizim işimizin en güzel yanı mutlu anlara eşlik ediyor olmak galiba.

Sağlıkla kavuştursun bebeklerine.. 
Yağmurlu bir bursa cumartesisinden sevgiler. Dua etmeyi unutmayın ,etrafımız melek dolu, melekler indiriyor damlaları....




20 Mart 2015 Cuma

ALYANAKLI TİLDA YAPTIM...

Tilda bebeklere olan hayranlığımı bilenler vardır. Pek severim kendilerini.
Bursa'da düzenlenen workshop çalışmasına katılma şansım da olmuştu. Ne kadar işçilikli olduğunu daha iyi anlamıştım o zaman.
Bir de alyanaklı tildalar var. 
Pek şirinler. 
Ne zamandır yapmak istiyordum ancak kalıplarım yoktu.
Kısmetse mayıs ayında bir yurt dışı planımız var bolca tilda kitapları ile dönmeyi düşünüyorum.
Kalıp olmadan yapabilir miyim diyerek girişiverdim. 
El yordamıyla kestim diktim. Butik Rabia'nın al yanaklı kızlarını çok beğenerek takip ediyordum, benzer mi acaba derken işte ortaya çıkan sonuç bu.
İlk denemem bu alyanaklardan. Tildaları kalıpla yapıyorum. O konuda da sevgili Matildarts Sevtap hanım hocamdır. 
Bebeklerimi dikince bir süre seyrettim.
Okulda elden ele dolaştı, herkesle fotoğraf çektirdi.

Üretmek büyük keyif gerçekten. İnsanın havalara zıplayası geliyor. Bir bez bebeğin beni bu kadar sevindireceğini bilmiyordum. 
Kısacası hatasıyla kusuruyla bile olsa , bir şeyler ortaya çıkarmak o kadar keyifli ki... 
Bügünün neşesi alyanaklı tilda, bugünün 
En duygulu olayı ise kapıma bırakılan yiyecekler ve notun arkasındaki çiçekti.
Çok şanslı hissediyorum kendimi çok. 

OTURUR AĞLARIM ...


Dün gece oldukça ağrılı ve yüksek tansiyonlu bir gece geçirdim.
Sebebini bilmiyorum, yorgunluk olabilir belki. 
Normalde 9-5 tansiyon ile yaşayan bir insan kişisiyim. 
Bu sabah ta okula biraz halsiz gitmiştim. 
Derste (ilk kez başıma geliyor) fenalaştım. Öğrenciler kolonya su yetiştirip camları açtılar. Bayılmama ramak kala toparladım.
Son bir dersim kalmıştı. Bırakıp çıkmadım.
Derste Berna öğretmenim bana refakat etti bir şey olursa diye.
 O sırada konuştuk, halsiz hissediyorum kendimi yemek yapmaya bile halim yok dedim. 
Okuldan sonra eczaneye, sağlık ocağına götürdü beni Zeynep öğretmen, yine tansiyonum yükselmiş. 
Zeynep öğretmen tansiyonum normale dönene kadar beni gezdirdi, sonra tekrar ölçmeye götürdü. Normale dönünce beni bıraktı. Eve git yat dediler.
Eve geldim uzandım. Zaten bir iş yapacak halim de yoktu.
Berna öğretmen aradı nasıl oldun diye.
Uzanıyorum daha iyiyim dedim. 
Meğer evde miyim diye kontrol etmiş beni.

Yarım saat sonra yine aradı. 
Elif kapıdakileri al diye...
Beni rahatsız etmemek için kapıyı bile tıklatmadan , akşam yemeğini, salatasını, böreğini bırakıp gitmiş.
Birde minik bir saksıda kocaman duygu içeren bir not ile. 
Oturur ağlarım.
Bu nasıl bir hassasiyet, bu ne güzel dostluk... 
Çok şükür yüreği sıcacık insanlarla sarıyorsun beni allahım... 
Şimdi bu yiyecekler şifa olmaz mı? 

18 Mart 2015 Çarşamba

GÜNLER HANGİ HIZ BİRİMİ İLE AKIYOR DERSİNİZ?


Zaman nasıl ve ne hızla akıyor hiç anlamıyorum.
Pazar günü , bu hafta şunları yapayım, şunu alayım, şu işi halledeyim diye milyon tane plan yapıyorum. 
Ve hiçbirini yapamadan cuma oluyor.

Sanki günler bir kaç saatten ibaret gibi tükeniveriyor.
Oysaki geç kalkan biri de değilim.hani 10 a 11 e kadar yatsam , gün bitiverdi  diycem, ama sabahın 6 sında ayaktayım.sonra ne zaman akşamın 6 sı oluyor işte onu hiç hatırlamıyorum.
Zihnimde oluşturduğum bir gün ile yaşadığım gün apayrı oluyor.
İşte öğlen oldu bile, öğleden sonra da keçe kursum var, hoop akşam oluyor.
Bence günler uzasın artık.
Çünkü yapacak çook şeyim var. Uykumdan çalıncada dengem bozuluyor.o yüzden günü daha uzun yaşayabilir miyiz aceba? Yetkililere sesleniyorum, 24 saat bana yetmiyor ilave zaman dilimi istiyorum. ��

17 Mart 2015 Salı

GÜNEŞ Mİ O ?

Her ne kadar Ekim kızı olsam da , sanırım bahar insanıyım ben.
İçimdeki enerji kışı geçirmeye yetse de , baharı bekliyorum tekrar depolayabilmek için.
Şimdi kış uzun sürdü ya, benim de şarjım bitmek üzere sanki. 
Isı değilse de , ışık ile bağımız büyük.bildiğin güneş ışığı, ama bulutsuz ışıl ışıl olanından .

İşte o benim ve ruhumun besin kaynağı.
Bu sabah güneşli bir bursa sabahına uyandığım için çok mutlu oldum.
Dünün buzzz gibi havasını görünce , bugünün nöbeti korkutmuştu beni okulun bahçesinde.
Neyse ki güneş yetişti.

Dert ortağı olmak güzel şey, birilerine iyi geldiğini bilmek, yardımcı olabilmek, ferahlatmakta öyle. 
Ama bazen anlamak kadar , anlaşılmak ta istiyor insan. İşte o noktada kendini anlatmak yorucu olabiliyor.ama sen anlatmadan anlayanlar ve çare olmaya çalışanlar varsa etrafında şanslı hissediyorsun kendini.
Bugün de öyle bir gündü. 
Enerjimi bol keseden harcadığımı, iyi niyetimin de bir sınırı olması gerektiğini anlattı bana bir dost.
Birşey yapmana gerek yok , varlığın bile iyi geliyor ki dedi.
Sanırım bende ilk kez bu kadar şeffaf olabildim.
Hep ihtiyacı olanın yanında olmayı misyon edinip, kendimi unuttuğumu anladım.
Enerjimi yüksek empati yaptığım için herkesle nasıl paylaştığımı gösterdi bana dost.
Bir kahve içimi gitmiştim ,
O kahve içti, ben döktüm içimi. 
Çok şükür dedik çıkarken, çok şükür ki dert denmez bizimkilere. 
Zamane yorgunluğu koyduk adını.günün koşturmacasının uğultusu, bazen bastırıyor böyle iç sesimizi dedik. 
Üzerine bir de muzlu pasta yedik.
Daralan nefesimi alıp, ferah nefes verdi dost.
Son zamanlarda aldığım hastalık ve ölüm haberlerinin beni ne kadar etkilediğini de konuşurken anladım.
Bu gün doğan güneş kadar, süpriz buluşma da iyi geldi bana.
Havalar biraz ısınsın azıcık hava alıp dönesim var. 
Haydi; kalın sağlıcakla

16 Mart 2015 Pazartesi

GÜNEŞLİ ENERJİSİ BOL VE BEREKETLİ BİR HAFTA OLSUN


Günaydın. 
Güneş enerjisinden beslenen bir çok kişiden biriyim bende.
Üşümek, kat kat giyinmek, sarınıp sarmalanmaktan bıkmış olabilirim.
Şöyle içimizi ısıtan, bahçelerde parklarda oturaileceğimiz, balkonda çay içebileceğimiz günler geliverse biran önce pek mutlu olucam.
Doğa da güneşi bekliyor sanki , çiçek açmış ağaçlar baharı müjdelese de , dışarıdaki soğukla tezat düşüyor 
sanki. 
Bereketiyle, güneşiyle, enerjisiyle mutlu günlere uyanalım sağlıkla...