GEL KATIL BİZE :)

17 Temmuz 2019 Çarşamba

BALIK MI? İŞTE O CAVİT'TE YENİR...

Keyifli bir akşam yemeği anatomisi yazıyorum bu akşam size.
Çünkü lezzetli yemeklere geçmeden önce değinmek istediğim şeyler var.
Bu gece eski esnaf lokantaları zamanına götürdü beni. Hani çocukluğumuzda gittiğimiz köfteciler gibi. Izgaranın başında hep aynı amca olurdu. Ve servis yapan garsonu tanırdık. Ne işletmenin dekoru sık sık değişirdi ne çalışanlar değişirdi.
Ne de menü...
Bilirdik ki babamızın elinden tutup gittiğimiz dükkandaki lezzet de aynı ,usta da aynı , çalışanlar da aynı.
Ve onlar da bilirlerdi ki biz daimi müşteriyiz.
Bir aile gibi tüm personeli tanır ve hal hatır sorar,ismimizle karşılanır yine sevgiyle uğurlanırdık.

İşte bu gece beni 80 li yılların restoranlarına götürdü.
Restoran sahibi Cavit Bey, üzerinde önlüğü ile masaların arasında dolaşırken , her masa ile tatlı tatlı sohbet edip selamlaşırken, oradaki herkesin abisi, babası , amcası gibiydi.
Ve oğlu Mustafa Bey hızlı pratik ve kontrolü sağlayan bir tutumla disiplini ve iş etiğinin varlığını hissettiriyordu.
Şef garsonu ve  tüm çalışanlarında samimiyet ,güler yüz , seri çalışma ve işini istekle yapıyor olma hali oldukça belirgindi. 
İşletmenin kendi içindeki bağı ve iletişimi oturmuş her şey senkronize şekilde işliyordu.


Bunların hepsini bir arada görebildiğimiz kaç işletme kaldı ki?


 Böyle aile gibi birbirini seven ve işine dört elle sarılmış , işini en kaliteli şekilde yapan insanlara saygı duyuyor ve gördükçe mutlu oluyorum.
İşte sadece bunun için ilk teşekkürüm.


Yemyeşil bir bahçe içinde , ağaçlar arasında serin ve ışıl ışıl bir bahçeye giriyoruz önce.
Her yer yemyeşil çimen...
Uzuuun masalar göze çarpıyor. ve insanların keyifli gülüş cümbüş sohbetleri...
Her masa ayrı hikaye belli ki...
masamıza geçiyoruz.
Masada mor lila gercek bir çiçek demeti...
Çiçek kokusu ile çimen kokusu birbirine karışıyor.
Birde su sesi ekleyin yanına...
Bembeyaz sakız gibi örtüler ve kumaş peçeteler...
Seri halde servis başlıyor.
Önce has zeytinyağında kekikli zeytin ve sıcacık ekmek geliyor.



Ah diyorum bununla bile doyarım ben...
Ve ardından salata ve mezeler şölen gibi bir görüntü oluşturuyor.


Tazecik ve yeni yapılmış bir salata...



Yukarıda gördüğünüz isli levrek...
Odun talaşı ateşinde islendirilmiş özel bir lezzet.

Levrek marinnnn


Uskumru füme misss


Hamsi ve Lakerda...




Hangisinden başlasam diye düşünürken masaya yeni lezzetler ekleniyor...
Bir çok balık restoranında bulunmayacak kadar çok çeşit ile bir anda karşılaşınca şaşırıyorum.


Soğuk mezelerden sonra ara sıcaklar geliyor bir bir...
Yukarıda gördüğünüz levrek pazı sarma...
Sıcak ve hafif acılı tadı doyulmaz bir lezzet.
En güzeli de şu ki;
Balık türlerinden enfes şeyler yiyorsunuz ve tek bir kılçık bile yok.




Ve bir egeli olarak bayıldığım sıcak ot...
Ispanak ve pazı üzerinde yoğurt ve badem taneleri eşliğinde servis edilmiş.
Masaya kendinden önce sesi gelen cızır cızır bir ara sıcak.
Dibini sıyırırsınız o kadar diyorum.


Levrek Simit 
Levrek balığı incecik yufkaya sarılmış susama bulanmış ve levrek simit olmuş.
Altında ise patlıcanın beğendi hali...
Patlıcanın bence her hali ayrı güzel ama, balık ile olan birlikteliği de enfes olmuş.



Patlıcan kebabı içinde çeşitli balıklar ve baharatlar ile tatlandırılmış.



Sütlü levrek ve içi karides ile doldurulmuş kaşar ile taçlandırılmış efsane bir ara sıcak... 



Kalamar karides sarma dediler...
Tereyağında enfes bir lezzetti.


Bu kadar ara sıcak ve soğuk başlangıçtan sonra balığa yer kaldı mı derseniz;
kalmamıştı aslında .
Ta ki minekop balığını görene dek...
Yanına çıtır çıtır çeşitli balıkları da alıp şahane bir sunumla gelince ona da hayır diyemedik.




Elbette bir tatlı sever olarak en çok tatlıya sakladım kendimi.
ne derler bilirsiniz 
Balıktan sonra  helvasını  yiyeceksin ki balık öldüğünü anlasın :))) 


Bursalılar bilir aslında Bursa'mızın enfes bir süt helvası var . Kendisi favorilerim arasındadır.
Ve ikinci sırayı sıcak tahin helvası alır.
Öyle sıcak gelir ki dilin damağın yanar. ama bekleyecek sabrım da olmaz genellikle ,yana yana yerim...
Sanırım tatlı konusunda limitim yok benim.


ve tabiki Türk kahvesi...

olmazsa olmazımız...

Çünkü böyle bir atmosferin ve Cavit Bey'in 40 yıl hatırı var artık.
Bazen hayata küçük ve tatlı bir mola vermek , dost sohbeti, güzel müzikler, lezzetli yiyecekler ve yeni kıymetli insanlar tanımak sanırım ömrü uzatıyor .

Eğer Bursa'da keyifli ve aynı zamanda lezzetli bir gece geçirmek isterseniz balığın her haliyle tanışmak için size şiddetle önerebilirim.
Bizi bu gece kusursuz ağırlayan Cavit bey ve Mustafa Bey'e değerli ekip arkadaşlarına ,
organizasyonu planlayan sevgili Ece Arar'a ve tatlı sohbetimize eşlik eden arkadaşlarımıza teşekkür ederim. 
ulaşmak isteyenler için iletişim bilgileri ve adresi de buraya bırakıyorum.

BADEMLİ MAHALLESİ  ESKİ MUDANYA YOLU NO:8 
MUDANYA / BURSA
TELEFON : 0224 549 30 60 

7 Haziran 2018 Perşembe

BURSA UZAY PASTANESİ İFTAR DAVETİ

Merhaba 
Eskiden ne güzel ne iştahla yazardım bloğumu.bir gün içinde  kaç yazı hazırlardım. Sosyal medya ağları geliştikçe bloglar eskisi kadar okunmaz ve dolayısı ile yazılmaz oldu. 
Ama bu yazıyı yazmama istek uyandıran harika bir davete katıldım bir kaç gün önce. 

Bursa'da yaşamış, kökeni Bursa'ya dayanan hemen herkesin bildiği, 70 li yıllarda kapısında uzuuun uzuuun kuyruklar olan Uzay Pastanesi yeni şubesinde Bursalı Blog Yazarları olarak bizleri ağırladı.

 1973 tarihinde hizmete giren Uzay Pastanesi bir çok şubesi ile hizmet vermeye devam ediyor. 
Biz Blog Yazarları yıllardır Uzay Pastanesi ile çeşitli organizasyonlarda bir araya geldik ve üretim tesislerinden, kullanılan malzemeye kadar herşeye yakinen tanık olduk. 
Bu yüzden gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki temizlik, itina, kullanılan malzemenin kalitesi ve daha önemlisi doğallığı, üretilen ürünlerin taşıma sistemini,taze ürün prensibini nasıl koruduklarını, müşteri memnuniyetini ve şikayetleri hangi titizlikle değerlendirdiklerini çok iyi biliyorum. 
Gözünüz kapalı alışveriş yapabileceğiniz, dost ve misafirlerinizi ağırlayabileceğiniz bir işletme burası.


İftar davetlerine gelince ; her davette olduğu gibi iç açıcı bir tema ile karşılandık ...
Papatyaları kim sevmez ki?
Daha içeriye girerken waaaaawww dedirten bir atmosfer hazırlanmış sarı beyaz ve ahşap sıcaklığında. 
Bulunduğumuz bölüm pastanenin TOPLANTI-DAVET salonu.
Yani izole bir bölüm. Aklınızda bulunsun 20-30 kişilik toplantı, sunum, kutlama, doğum günü  baby shower party, misafir ağırlama için size özel tahsis edilmiş bir alana ihtiyaç duyarsanız; hem şık hem konforlu,hem de kaliteli hizmet alabileceğiniz böyle bir yer mevcut Uzay Pastanesi bünyesinde.



Detaylar önemlidir. İnsana kendini kıymetli  özel hissettiren her detayın varlığından büyük keyif alıyorum. 
Hepimizin adına isimlikler hazırlanmış, minik hediyeler ve mandallı papatyalar ile şıklaştırılmış. 

Her şey öyle naif ve elit ki...
Bulunduğumuz ortamdan ,saatlerce keyif almanızı sağlıyor .

Uzay Pastanesi sahibi ve işletmecisi Hanife Hanım  her zaman mütevazı ve zarif kişiliği ile bizlerle tek tek ilgilendi o akşam .Samimiyeti ve içtenliği,güleryüzlü sohbeti ile zaman akıp geçti .
Tüm bunlar birleşince kendinizi aileden ve o kurumdan biri gibi hissediyor ve aidiyet duyuyorsunuz. 


Neden Uzay diyerek başladı sohbetimiz . 1973 yılında nasıl olmuş ta bu kadar evrensel ve sonsuzluk içeren bir isim koymak gelmiş akıllarına dedim.
Hanife Hanım anlattı .Başlangıç sürecini ve o yolda ilerlerken nelerle mücadele ettiklerini .
Araştırıp , o hikayeyi ilk ağızdan Hanife Hanımın Babasının ağzından kaleme alındığı şekliyle okumanızı isterim. Dinlerken duygulandık ...


Uzay Dondurmasının hikayesinden bahsettik sonra.
Salebin öğütülme aşamasından, gerçek meyvelerle buluşarak dondurmaya dönüşmesinden ve o dondurma için Bursa Altıparmak caddesindeki metrelerce insan kuyruğu oluşmasından  bahsettik. 
Yaşı yetenler hatırlar  o uzun dondurma sırasını. 

Ben söyle düşünüyorum, Bursamızın marka değeri yüksek firmalarına sahip çıkmalıyız .Şehrimizin ,ülkemizin emeğini  üreticisini desteklemeliyiz. Biz aynı ülkede  aynı topraklarda kenetlenerek yaşayabilecek kadar sevgi dolu bir milletiz.
Ülkemizin içinden geçtiği zor süreçleri hep birlikte el ele vererek ve çalışarak atlatacağız .
"Ülkesini en çok seven, en çok çalışandır. ."

Çalışan, üreten , hep daha iyiyi ve daha ileriyi hedefleyen insanlara saygım sonsuz. 
İşte ben bu işletmede bunu görüyorum. 
Kaliteden vazgeçmiyor,
Hep daha iyiyi hedefliyor ve bunun için çaba gösteriyor .
Prensiplerini ve değerlerini koruyor. 
İnsana kıymet veriyor.

Paranın, insan sağlığının önüne geçtiği, kar payının yükselmesi adına malzemenin kalitesinin minimuma çekildiği bu devirde , hala sizin sağlığınızı, memnuniyetinizi düşünenler varsa çok sevin onları .


Biz o akşam sadece bir iftar yemeği yemedik, beyin fırtınası yaptık, konuştuk, dinledik...

Hayatımızın yoğun iş temposu içinde, oradan oraya yetişmeye çalışırken,birilerinin sizin hayatınıza küçük bir dokunuşla harika hisler yaratması ne güzel bir şey değil mı? 

Hâlâ uzay pastanesinde yemek var mı? diyenler varmış .
Evet tabiki... 
Kahvaltı var, aperatifler var, yemek var...
Pasta zaten var.
Dondurmanın alası var.
Birde yıllardır kapıdan içeri girince ikram edilen bir limonata var.
Çocukluğumun arap kızı sakızı var kasanın yanında .
Almanyadan getirilen altın para çikolatası var, dedemin cebinde saklayıp gizlice verdiği şemsiye çikolata bile hala var....

Seviyoruz sizi Uzay...
Nezaketinizi, hassasiyetinizi, iş ahlâkınızı seviyoruz.

Siz hep bizim ağzımın tatlandırın olur mu?


Kocaman teşekkür ederiz size.


Uzun zamandır görmediğimiz dostlarla bir araya geldik sayenizde.


Sevgiyle...


Daha nice güzel projelerde
Bir arada olabilmek dileğiyle 

Görüşmek üzere:) 


2 Eylül 2017 Cumartesi

EL NAKIŞI YAPIYORUZ...





Günaydıııın...
Rengarenk bir post hazırlıyorum sizin için. Çünkü beni çooookkk mutlu eden şeylerin güzel enerjisini sizlerle paylaşmak istiyorum...


Nakış konusunda geçenlerde bir yazı daha yazmıştım. El bakışını pek sevdim diye.
Gidip rengarenk ipler aldım. Ve tabi kasnak ve kumaş. 
Yeni nesil kasnaklar pek bi rahat. 
Eskiden tahta kasnağa germeye çalışırdık. Hatta büyükler, kasnak izi olmasın diye elde işlerdi. 
O zamanlar küçüktüm ve tabiki çok gereksiz görürdüm. 
Kim bilebilirdi ki, bir gün en sevdiğim şeyin el işleri olacağını.


Dönelim nakışımıza ;
Kumaşı kasnaktan biraz daha büyük kestim. Ve kasnağa gerdim.
Iki üç türlü kumaş aldım. 
Biri işlemeye uygun. 
Diğerleri daha diri kumaşlar.
Kimini broş yaparım, kimini dikerim ... bilmiyorum aklıma geldikçe yeni birşeyler çıkar ortaya.



Kasnak üzerine işlemek istediğimiz deseni kabataslak çiziyoruz. 
Basit bi yaprak, basit bir çiçek...
Sonra farklı işleme tekniklerine göre renklerle dans eder gibi işliyoruz.
Eğer hiç bir bilginiz yoksa nakışa dair ;
Internette videoları, adım adım görselleri mevcut.
Hatta pinterest derya deniz bu konuda.


Renklerin canlılığına bakar mısınız?

Kurdele nakışı ile el nakışı bir arada çok güzel olmamış mı?
Bende benzer renkleri aldım. Arı en favorim. 
Sanırım hemen bir arı broş işlemek istiyorum. 



Morun tonları ile lavantalar demet demet , ve üzerine sarı bir arı.. 


Mor ve sarı kardeşliğini severim.


Evde sakin sessiz , tv olmadan bi başıma kalıp, sevdiğim el işlerini yapmak beni en çok dinlendiren şey diyebilirim. Işini gücünü bitirip, bi de yanına çay demleyip, kes, dik, ör, işle...


Bende işin uzmanı değilim. Sevgili Zeliha Hanım sayesinde merak sardım. 
Daha önceleri de elime alıp işlemişliğim vardı. Ama üzerine fazla eğilmedim. 
O dönem goblen ve kanaviçe işlemek daha cazip gelmişti. 
Ki çok severim çarpı işini. 


Şimdi mavili bir pano var aklımda.

Buna benzer bir pano işleyip, bir gömleğime aplike etmek istiyorum. 
Daha aklımda neler var da...
Zaman lazım tabi.
Ama yaptıkça sizinle paylaşırım. 
Bugün kurban bayramının ikinci günü.
Bayramlarında tadı yok değil mı?
Son iki günüm kaldı okula başlamak için. 
Gerçekten sabrımın son demlerindeyim. 
Alışmışım ben sistemli yaşamaya. Kalkma saati belli olacak cak, günün planı daha sabahtan belli olacak, günü verimli geçireceksin. 
Amacın , hedefin olacak. 
Keşke daha rahat bir yapıya sahip olsaydım. Sakin ve keyifli geçseydi zaman. Ama babama çekmişim annem öyle diyor.
Kendine huzur vermeyip, arap atı gibi koşturmayı seviyorsun diyor.
Yapı işte değişmiyor ki.
Sonuçta 5 yaşından beri okulluyum ben. Uyumak istesem de saat 6 da açılıyor gözlerim. 
Deniyorum relax olmayı, ama o an aklıma bişey geliyor ve hemen kalkıp yapmak istiyorum. 
Sabırsız mıyım neyim.
Velhasıl nakış güzel bir hobi diyecektim aslında, sohbet nereye geldi.  
Mutlu geçsin bayramınız.
Öperim göz kapanlarınızdan.