GEL KATIL BİZE :)

9 Şubat 2016 Salı

RENKLİ BATTANİYE ÖRELİM

2. Dönem genel kurul toplantısından çıkıp koşa koşa eve gelmiş Elif öğretmen , ocağa çayını koyup bloğunun başına geçti bile...
Şubat tatiline bir battaniye notu iliştirmiştim buzdolabının üzerine. İpim var tığım var, hava soğuk, kar da var deyip başladım örmeye. Renkler dans etti sanki, ördükçe öresi mi gelir insanın? Geldi vallahi. 

Kimi Zaman bi kek yaptım , kek kokusunda ördüm, kimi Zaman bi bardak boza koydum renklerin yanına ...
Ay bi motif daha, hadi bi tane daha derken şubat tatilinin son günü bitirdim. 
Ponponsuz olur mu deyip bi de gece yarısına kadar ponpon yaptım bi sürü.


Renkleri açıktan koyuya doğru sıraladım. Geçişleri olabildiğince degradeli yapmaya çalıştım. 

Krem rengi mi beyaz mı derken, krem ile birleştirmeye karar verdim.  
İp: Nako Pırlanta 
Tığ: 3 numara tulip marka
Pırlanta ile biraz sert oluyor eliniz sıkı ise. 
Nako süperlana, 
Nako inci
Alize kullanabilirsiniz 

Birleştirme bitince , kenarına sık iğne dolandım bir kaç renk. 
En son ponponları ek yerlerine denk gelecek şekilde tutturdum. 
Ve tatatataaaaaaam işte bitti. 
Köşeye yer yaptım ona. Karşısına geçip seyretmelik oldu inanki. 
Baktıkça Mutlu olunası bişey işte. Bence yaniiii. 
Şimdi sırada ne var derseniz buna uygun kırlentler örüyorum. 
Şubat tatili anısı oldu bu battaniye. 
Evin beyi yeni isimler ekledi bana .ARI KARIM diyor ilmek ilmek örüyorum durmadan diye.  
Neyse ki arı emojisi var �� 
Her mesajın sonuna bi arı ekleyip gönderiyor bu ara. 
Üretmek, çalışmak, güzel şey. Birbirimizden etkilenip nelere başlıyoruz değil mi? Sanal alem deyip geçmeyin, ne hobiler kazandırdı bizlere. Zamanında eline tığ şiş almayanlara bile öğretti motif örmeyi, ilmek atmayı. Heveslendirdi bizi. 
İşte o yüzden el birliği ile sarılıverdik hobilerimize, kimi derdini unuttu, kimi Zamanını değerlendirdi. Doğru söyleyin iyi gelmedi mi hepimize bu örgü halleri
�� 
Haydi güzel geçsin haftanız. Renkleriniz bol olsun. ❤️����������

1 Şubat 2016 Pazartesi

İSTANBUL'da BİR SEMT VEFA...


Vefa neydi? 
İstanbul'da bir semt adı mı sadece? 
Zaman öyle bir Zaman oldu ki... 
Vefaya ne oldu? 
Birlikte niyet etmekti geleceğe, birlikte göğüs germek, birlikte tek yumruk olmak, düşerken elini tutmak, nefesi kesilirken nefes olmaktı. 
Bir ömre neler sığıyor değil mi? 
Aşkla başlıyor da, sevgiye, merhamete, dostluğa, dayanağa dönüşüyor. 
Suyun altında gibi yaşam telaşından başını çıkarıp bakınca suyun üstüne, yanındayken özlediğini farkediyor insan. Saatlerle yarışırken, trafikle savaşırken, işe yetişirken bile özlüyorsun aslında. Yanındayken özlüyorsun. 
Büyük şehirlerin, kocamam karmaşasında hayat alelacele geçip gidiyor. 
İşte bu saatlerde, herkes uyumuşken düşünüyorum nelere dayandık, neleri arkamızda bıraktık, nelerle mücadele ettik, maddi manevi ne sınavlara tabi olduk, sağlıkla Nasıl sınandık , Nasıl atlattık diye. Sonra bakıyorum uyurken sana, birde eski fotoğraflara... 
Değişiyoruz, yaşlanıyor muyuz ne? 
Sonra diyorum ki bu değişimin her gününe tanık oldukta, o izleri birlikte edindik yüzümüze diyorum. 
Vefa, yürekte, emekte, sevgide , gayrette.. 
Bugün güneş vardı gökyüzünde. 
Ben güneşe karşı oturdum, sen gölgeye. Ben güneşsiz bırakmasın Allah dedim. Sen sessiz yüzüme baktın, iki dakika sonra sensiz bırakmasın dedin. 
Bir ömür sürsün sevgin, aşkın, merhametin, vefan... 
Bizim için yaptıklarının, yapmak istediklerinin, çabanın şahidiyim. 
Seni anlıyorum , 
Cefada da , Sefada da seninleyim, yoldaşınım ... 
Sen uyu, ben senli dualardayım... 
Kıymet bilenleriniz, sevenleriniz çok olsun. Onların sayıları az, kaybetmeyin, kırmayın. Size kıyamayanlara kıymayın. 
Her fırsatta söyleyin ne kadar değerli olduklarını. Hayat kısa... Sevin sevebildiğiniz kadar. Dünyayı sevgi kurtaracak.  İyi geceler... 


29 Ocak 2016 Cuma

Oohoooooooo MEVZU DERİN....


Kocaman dünyanın içinde , bölüm bölüm yayınlanan yüz bin dizi film varmış gibi aklımda milyon tane odacık var sanki. 
Anlatsam yeteri kadar ifade edebilecek cümle de yok ki.. 
Ne radyo gerek bana ne televizyon. 
İçimdeki fragmanlar yarış halinde birbirinin önüne geçmek için. 

Derinim , çok derin. İyi şeyler var hep içeride, kin, öfke, nefret , haset duygular yok. Olursa ve hafiften o duygulara meğilettiğimi hissedersem, annemin nasihatı geliyor aklıma. 
" seni ancak sen ıslah edebilirsin içindeki olumsuzluklardan" dediğini der gibi oluyorum. 
Atmosferi ilkbahar, güneşi parlak ve yeşil Çimen kokusu ile yağmurdan sonraki toprak kokusu var içimde. 
Başka bi dünya var.dışarıdan etkilenmeyen. 


    
Korumaya çalışıyorum.bozmadan, kirletmeden öyle kalsın içimdeki keşfedilmemiş dünya.  

Öyle hırslarım yok, en büyük isteğim çevremdeki herkesin gözlerinde bulut , yüreklerinde gam olmasın. İyi geleyim, iyi edeyim, acısını , yarasını sarıp sarmalayıp deva olayım istiyorum hepsi bu. 

Kendi halinde mutluyum, öyle bi başına olmak çok iyi geliyor bana. 
Perdeler açılıyor çe her defasında başka bir sahne başlıyor bi başınayken. 


İşte geceleri herkes uyurken kalkıp kendimi dinlemeyi, içeriye yolculuk yapmayı, ve zihnimin her labirentine bakıp çıkmayı seviyorum. 

Gerçekten benim gibi hisseden kaç kişiyiz yeryüzünde bilmiyorum. 
Derin, hisli, değişik, duygulu,telepatik,empatik,şifacı,Mutlu,heyecanlı,hevesli,kırılgan,güçlü,naif,hassas.... 
Ve daha ismi konmamış bi sürü duygu. 
Kendimi anlamam be kadar sürer bilmiyorum. O yüzden anlaşılmayı çok beklemiyorum. Farklı bi boyut, çizgi herneyse adı , oralarda gezindiğini oluyor. Ve sen göz göze geldiğim, ve sen sohbet ettiğim, içinden geçenleri hissediyorum elimde değil. Seni anlıyorum ve sen bunu farketmiyorsun. 
Hani içinde cızlayan üzüntüler var ya, onlarla konuşabiliyorum. O yüzden hiç kızmıyorum sana, yaptıklarına, söylediklerine... 
Eminim sende , sana öğretileni yapıyor, öğrendiğin gibi yaşıyorsun. 
İnsanların görünmeyen iletken kabloları olmalı. Bir araya geldiğiniz insanların negatif ve pozitif enerjilerini birbirine aktaran. 
Benden tavsiye , negatifi hissettiğiniz anda kabloyu kesin . 
Olumsuzlaşmadan , grileşmeden, puslanmadan, yüzünüzü karanlığa çevirmesine fırsat vermeden dönün arkanızı. 
Sen değerli , özel ve kıymetlisin. Önce bunu kendine söyle, inan ve yaşat. Çevrenden bekleme. Üzülürsün , Mutlu olabilmek için kimseye ihtiyacın yok emin olabilirsin. 
Beni anlıyor musun bilmiyorum, kendini anlamaya çalış, bizim bilmediğimiz bir ben var hepimizin içinde. Kiminin çocukluğu, kiminin gençliği, kiminin yaşı yok. Ve orada seni bekliyor. 




22 Ocak 2016 Cuma

TATİL BAŞLASIN


Birinci dönem hep daha uzun gelir bana. 
Hem kışı, soğuğu, hemde uzunca bir tatilden sonra adaptasyon zorluğu. 
Birinci dönemi bitirdik mi gözüme dağ gibi görünmez ikinci dönem.marttan sonra , günler uzar, güneş hafiften ısıtmaya başlar, evden sabah çıkış saatlerim karanlık olmaz, daha bi verimli geçer benim için, kalorifer peteğine yapışık olmadan, sıcak ve güneşli günler. 
 Bugün karne günü, eskisi kadar önemi kalmadı tabi, e-okul her veriyi içerdiği için , öğrenci notunu biliyor, sadece basılı halini eline almak kalıyor. 

Biz öyle miydik? 
Karne günü heyecan içinde , acaba sözlü ile notum yükseldi mi? Öğretmen kanaat kullandı mı? Takdir-i kaçırdım mı diye hop hop hoplardık. 

Karne gününde okul çıkışı hemen dedemlere karne göstermeye giderdik. Dedem ziraat bankası hesap cüzdanının arasında, hiç katlanmamış gıcır gıcır para hazırlardı bize. Gidip bankadan yeni para istermiş bize vermek için. Birde fotoğrafçı çağırırdı eve, bizi kollarının altına alır (Abimle) , fotoğraf çektirirdi. 

Şimdi o eski adetler hala hüküm sürüyor mu bilmem, ama bende bıraktığı iz büyüktü. Önemsenmek, takdir görmek ve birilerinin kıymetlisi olduğunu bilmek , yüceltiyor, ısıtıyor, ve Mutlu ediyordu. 


Karne notlarını bir öğretmen olsam da çok önemsemiyorum, benim için akademik başarıdan çok , kişinin isteyerek yapması ve yaparken Mutlu olması demek iş deşiğiniz şey.
Doğru yönlendirme sayesinde, ilgili ve başarılı olduğu alan keşfedilirse, çok daha iyi desteklenirse, o konuda en iyi olmaya gayret edecektir çocuk. 
O zaman gelir kaynağı , geçim kapısı tamamen sevdiği bir uğraştan doğacaktır. 
Baskı, kıyaslama, sürekli uyarı, çocukları ancak soğutmaya sevk eder . Emek veren herkesin hedefi gerçek olsun. 
İyi tatiller...





20 Ocak 2016 Çarşamba

ÖMÜR BOYU MUTLUKUK GARANTİLİ

Çok Sıcak soğuk demeden koşa koşa gideceği işleri olsa keşke insanların, yapacağı iş için sabahı zor beklese, hiç yorulmasa, üşenmese, istekle şevkle yapsa, yaparken sonucu bekleyen heyecanla çarpan bir kalbi olsa keşke. 
İşte ben böyle çalışıyorum. 
Sabah olsa, atölyeye gitsem, hemen başlasam, aklımdakileri uygulamaya çevirsem diye hop hop hopluyorum. 

Bugün de öyle, 
Okullar aşırı buzlanmadan dolayı tatil. Kar hala heryerde. 
Evde oğlumla sıkı bir kahvaltı yaptık. Evi toparla, düzenle, işleri bitir derken saat geçiyor haliyle, sma aklım atölyede bekleyen işlerde. Bir an önce çıkmak istiyorum, 
Ama evdeki sistemi bir gün bozsam, toparlamak güç olacak diye, düzenlemeden çıkmak istemedim.


Ürünleri yaparken kendimi o kişinin yerine koyup o gözle bakmaya çalışıyorum. 
Acaba oldu mu? İçine siner mi? Beğenir mi, derken bi foto gönderip tepkisini ölçmeye çalışıyorum, içinize sinmeyen bir yer var mı diye soruyorum , eğer yanıt "size bırakıyorum" oluyorsa, değmeyin keyfime, çok daha doğal ve değişik çalışma şansım oluyor. Biz tasarı üzerine çalışanlar, aynı şeyi iki üç kez yapmayınpek sevmiyoruz, her defasında kendimizi aşmak için hep birbtuk ötesini düşlüyoruz çünkü.

O yüzden Relax çalısınca çok başarılı işler çıkıyor. 

Geçenlerde Neva Hanım aradı beni. İnstagram hesabımdan ulaşmış bana. Bursa'da mısınız dedi. Evet dedim, görüşme ve röportaj talep ettiler, bende zevkle kabul ettim. 
Geldiler küçük bi sohbet tadında yaptık röportajımızı . 
Yakında yayınlanacak ...yine yazarım size tarih ve saatini. 


Yurt dışı seyahatlerimde en çok insanların bahçeleri, kapıları ve pencere önü dekorları dikkatimi çekiyor. Çok hoş ve estetik gerçekten. Almanya'yı bu konuda çok daha ileri buldum. 

Beni baktıkça Mutlu eden , heidinin evi gibi masallara götüren evlerle doluydu. Kapılarında, bahçelerinde gördüğüm her detay ne kadar evlerinde Mutlu olduklarının göstergesi gibiydi. Birazda algıda seçicilik tabii.

Bu görsel şöleni keşke bizde bahçelerimizde balkonlarımızda yaşatabilsek. Ancak çok katlı binalarda yapabileceklerimiz tabiki sınırlı oluyor. 


Ama gönlü de yatan tabiki böyle bir ev.
Evrene gönderdim dileğimi. 

İşte bu renkliliği, dekoru, armoniyi sevdiğim için , işime de bu ahengi yansıtmak, şipşirin ve Mutlu edici ürünler yapmak istiyorum. 
Kapınıza yada pencerenize asacağınız , çelenkler, paspaslar, dekor ürünleri ile Mutlu olun, ve kapınızdan geçenlerde hayran olsun istiyorum. 

Her gittiğim yerde, kendi ilgi alanım ile ilgili yerleri araştırıp gitmek, görmek içinçaba harcıyorum. Hollanda da bulduğum bir çiçekçiden kucağımda getirdiğim çelenkler , çiçekler oldu. 
Evimde , odamda, ofisimde, arabamda yani gözümün değdiği her yerde beni Mutlu eden sevindiren, hiiii dedirten bişeyle görmek enerjimi yükseltiyor.

İçimdeki çoşku ile bende sizi sevindiren ürünler yapıp sizlere ulaştırmak istiyorum. 

İşte enerjimin, motivasyonumun , isteğimin  sırrı bu. 
Güzellikler içinde yaşamak ve elimin uzandığı her yere bi mutluluk sebebi gönderebilmek. 
Ürün garantisi hakkında yazmak istediğim bir not var ki; 
Her ürün, sevgi, içtenlik, enerji, şevk ve istekle,hoş müzikler eşliğinde ve pozitif duygu haliyle,  yüzünüzdeki tebessüm hayal edilerek üretiliyor. İşte bunun garantisini veriyorum. 
Sevgi'yle kalın. 

19 Ocak 2016 Salı

ATÖLYEMİZDE ÜRETİM BAŞLADI.


Yine uzun bir ara oldu farkındayım. Tatlı tatlı telaşlarımız vardı. 
Kısaca özetlemek gerekirse, evin nur kısmını atölye olarak düzenlemiş olsam da , küçük bir alana sığamadığım  için evin her yerini atölye olarak kullanmaya başlamıştım, dağınıklığın, kırpık, elyaf, iğne iplik kalıntılarının hüküm sürdüğü bir ev doğal olarak, düzene girmiyor, girse de eski haline dönmesi pek uzun sürmüyordu. 
Bunun için üretmek için daha geniş bir alana, daha büyük masalara ve konsantrasyona ihtiyacım vardı. Bu sebeple start alan düşüncem, faaliyete dönüştü ve atölye olarak kullanabileceğim  bir alan bulup, düzenledim. 
İşte aralık ayından bu yana, düzeni, yerleştirmesi, dekorasyonu derken , ocak ayı itibari ile kesip biçmeye başladım. 

Evdeki tüm malzemeyi, makineleri, keçeleri vs... Atölyeye taşıdım. 
Böylece evde bi ferahlama , bi sadelik hasıl oldu. 
Tabiki bu durumdan oldukça memnunuz ailecek. 
Artık gece yarılarına kadar oturup keçe kesmiyorum mesela. Vakitlice uyumak mümkün oldu. 
Tertip düzen eskisine göre daha uzun süre korunuyor. 
Her yerde elyaflar uçuşmuyor mesela. 
Akşamları çayımı soğutmadan içebiliyorum artık.

Evde sadece yünlerimi bıraktım. Boşduramayangillerden  olduğum için, akşam yemekten sonra iki üç motif örüp rahatlıyorum.
Atölyede bir sistem oturttum sayılır. Okuldaki derslerimden arta kalan Zaman'larımı orada geçiriyorum. Sakin , hafif bir müzik eşliğinde, sıcak çay ve hayaller ile Zaman Nasıl geçiyor hiç anlamıyorum.
Uğraştığım herşeyi keyifle yapıyor olmak çok Mutlu edici. 
Atölyeden çıkmam gerektiğinde , dağınıkta kalsa, toplu da olsa kapısını çekip çıkabiliyorum. 
İş ile evi ayırmak daha sistemli çalışmamı sağladı. 
Kapımız açık, orası bir dükkandan ziyade, Mutlu olma yeri, gel örelim , dikelim, sohbet edelim, çay İçelim..... 


Şimdi kar da var bahçede. Film izliyor gibi dışarıyı seyretmesi. 

Bu ara battaniyelere motiflere, minik örgü cüzdanlara takılmış durumdayım. Rengarenk ipler ile aklıma ne gelirse öresim var. 


İhtiyaçtan değil tabiki bu battaniye aşkı. 
Tamamen istek ve heves durumları.



İşte atölyemizin bahçesindeki kar manzarası böyleydi bugün. 
Kar tatili olur mu diye beklerken , sevgili vali beyden ses çıkmayınca , tıpış tıpış gittik yürüyerek okulumuza. Birde bahçe nöbeti vardı ki sormayın. 
Kar dolu okul bahçesinde onca çocuk, siz düşünün halimi....
Neyseki kazasız belasız atlattık. 
Bu gece çok soğuk ve don olayı gerçekleşecekmiş Yarın okullar tatil Bursa'da. 
Yarın için planım şöyle, sıcacık ev, örgü ve çay... 
Aa bu arada karla kaplı bir sabaha uyandığımızda  duyduğum heyecanı , çocukluğumdaki kadar yoğun yaşıyorum hala. Sizde benim kadar heyecanlanıyor musunuz bembeyaz bir şehre uyandığınızda??? 

















18 Aralık 2015 Cuma

UZAY PASTANESİ


Bursa'da bir uzay var ki ... 
Bursa'da yaşayanlar, Bursa'ya yolu düşenler mutlaka bilirler ki Bursa'nın bir Uzay pastanesi var. 
Eskiden çiftlerin buluşma noktası olan , Altıparmaktan geçerken uğramadan geçilmeyen, dondurması için bir kaç durak erken otobüsten inilen bir pastane düşünün. 
Her gittiğinizde limonata ikram edilen , güler yüzlü personeli ile , hanımefendi , beyfendi diyerek hitap edilen bir pastane. 
Bizim bağımız da eskilere dayanır. 
Dondurmasını tek geçerim, her özel günümüzün, özel olmayan ama Can'ımızın tatlı çektiği her anın kurtarıcısıdır yıllardır.
Hangi ürününü anlatayım bilmiyorum ki nereden başlayayım? 
Lezzeti hep tam not almıştır biZden. 
Tazeliği için yemeniz lazım anlatamam . 
Bir de gününde ve saatinde hazır olan doğum günü pastaları var tabi size özel . 
Nişan ve söz çikolatalarım da uzaydandı mesela. Gümüş gondolumu kullanıyorum hala. 
Geçtiğimiz günlerde, 
Bir blog yazarı olarak Uzay Pastanesinin daveti üzerine, 5 çayına gittim. 


Hazırlanan loca, sofra, dekor, detaylar ile çok hoş bir ambiyansa adım attım. 
Benim gibi bursalı blog yazarı arkadaşlarım da oradaydı. 
Sıcacık karşılandık... 


İsmimize özel yerlerimiz ayrılmış, bizi baştan çıkaracak, diyet bozduran tatlılar hazırlanmış, iştahımız tetiklenmişti. 





Uzay pastanesi kuruluşundan, neden Uzay adı konduğuna, lezzet sürekliliğinden, her ürünün reçetesine kadar detaylıca konuştuk. Uzayın 
İkinci nesli HanifeHanım   bize bu bayrağı Nasıl ve hangi düstur ile devraldıklarını anlattı. 
Dürüstlük ilkesi ve yediğimiz gıdanın kalitesini en az bizim kadar önemsediklerinden bahsetti. 

Her yeni gelen ürün bir basamak daha lezzetliydi. 
Yeni tarifler, yeni tatlılar ve yeni kuplar...
Hepsini tek tek tattık...


İşte yukarıda gördüğünüz o pasta var ya, efsane bişey. Benim favorim oldu, portakal aromasının çikolata ile buluşmuş haline , birde kıtır kurabiye kırıntıları ekleyin, hayal edin lezzeti desem de , yok yok gidip deneyin. Ancak o zaman beni anlarsınız. 


Muzlu pasta sevenleri de böyle alalım...


Bademli pasta yenilerden. Eğer hafif tatlılar benim tarzım değil diyorsanız , ağız dolusu ""Pasta yedim ""sözcüğünün içini dolduran pasta budur. 
 Tabi biz bunları yerken zihnimize , salatalık havuç yiyormuşuz gibi yalanlar söyledik. Kalorisini 0 algılasın diye. 
Çünkü bunca güzellik karşısında "ayyyy diyetteydim ben "diyecek irade yok bende. Yedim ve pişman değilim. 

Bir de minik kup tatlılar vardı ki, beyaz olan magnolia tadında, hafif ve bisküviliydi
Diğeri ise vurucu ...


Bizleri dostça karşılayan DilhunHanım'a, sıcacık atmosfer için Uzay pastanesine  , 
Hanife Hanım'a, servis titizliği ve zerafeti ile pastane personeline teşekkür ederim. 

Yoğun niş temposunun içinde bana çok iyi geldi davetiniz. 

Orada sizinle olmaktan mutluyduk, tatlarınızla mutluluğumuzu katladınız. 




Yılbaşı konsepti ile erken yılbaşı kutlaması oldu bizim için. 
Zarif hediyeleriniz için teşekkür ederiz. 
Açtığınız her şube ile bizlere daha da yakın olduğunuz için mutluyuz. 
Başarınız ve lezzetiniz daim olsun.