GEL KATIL BİZE :)

25 Ekim 2014 Cumartesi

YENİ BİR YAŞA MERHABA...


Saat 24 itibari ile yeni bir yaşa daha merhaba dedim. Yaşlanıyor muyum? Yaş mı alıyorum bilmiyorum. Ruhuma sorarsan hala kelebek gibi... Yaş kavramı ile alakalı değil ruhum.
Zaman geçerken, beraberinde birçok öğreti bırakıyor bize aslında. 
Şu olgunlaşma ve farkındalık dedikleri şeyler zamanla oturmaya başlıyor. Daha bi anlayışlı, daha bi başka oluyor bakış açın...


Yaşamı, anı dolu dolu yaşamak çok önemli. İyi şeyler sığdırmak hayata. Güzel izler bırakabilmek, iyi insandır dedirtebilmek...
Farkında olarak 
yaşaman, yaşama değer ve amaç katman önemli. 


Yüzümdeki izleri, göz çevremdeki kırışıkları seviyorum. Onlar yaşanmışlıkların izleri.neler neler sığıyor bir ömre düşünsenize... Acılar kederler, kayıplar, üzüntüler, diğer yanda paylaşımlar,aşk sevgi, mutluluk, evlat, sevinçler. 
Bazıları yıpratıyor, bazıları yeniliyor bizi. Ama herşeye rağmen hayat devam ediyor.

Bir bakıyorsunuz çevrenizi iyi insanlar sarmış,aileniz bir yanda, dostlarınız bir yanda, sizi mutlu etme çabası gösteriyorlar.öyle keyifli bir duygu ki...



Geride bıraktığım onca yaşımı hep güzel insanlarla , güzel anılarla kutladım. 

Bence bugün iyi ki doğdun günü değil, iyi ki doğurdun günü olmalıymış.canım annem bugün yine, allah iyiki bana bi tanecikte olsa kız evlat vermiş çok şükür yarabbim dedi.işte en güzel hediye�� öyle mutlu oldum ki.

Artık 40 a 2 var. İçimde değişen duygular, ve en çok gönül kırma korkusu var. 
Bu dünya ortalama , maksimum 75 yıl. Yarısını yaşadık, geride ne kaldığını ne kadar daha yaşayacağımızı bilmeden yaşıyoruz. Hırs uğruna, para uğruna, kompleksler uğruna , hayatı kendimize eziyet haline getirmeye değmez.
Allahım hepimize sağlıkla ve tüm sevdiklerimizle mutlu nice yaşlar görmeyi nasip etsin. 
Doğum günü kızı yatar...uykusunu alsın ,  Yarın mutlu ve dinlenmiş bir yüz ona eşlik etsin . Anı kumbaranız dopdolu olsun 

Geçen yılın doğum günü pastası kurabiyeden düşler Ayşe Aktaş tarafından eşim ile işbirliği içinde hazırlanmış enfes bir hediyeydi. Hala bakıp mutlu olduğum fotolardan. 
İyi geceler...

















23 Ekim 2014 Perşembe

MOTİVASYON,ENERJİ,POZİTİF DÜŞÜNCE SENİN ELİNDE


GÜNAYDIN 
günaydın demek için geç bir saat olduğunun farkındayım, ama evde geç saatlere kadar yatamayan biri olarak evde olmanın ve geç kalkmanın keyfi ile günaydın diyorum size.
son günlerde mail, whatsapp ve direkt mesaj ile enerji hapı kullanıp kullanmadığımı, beslenmemde etkin olan bir besin olup olmadığını soruyorlar.
ne içiyorsun sen?
vitaminin adını verir misin ?
gibi...
her sabah komik hapı içip öyle çıkıyorum evden diyorum :))



herkes gibi benim de enerjimin dibe vurduğu zamanlar oluyor tabi. bir çok mutsuz edici etken var hepimizin hayatında, kimi iş yerinde huzursuz, kimi evde,
kimi sağlık sorunları yaşıyor, kimi evdeki ergenle anlaşamıyor, kimi parasız, kimi huzursuz, kimi yalnız...
öyle zamanlar oluyor ki canınız sıkkın uyanıyorsunuz hiç bir sebep yokken gelenler gelmiş işte.
biz kadınlara bahane çoook :))
ne yesem olmuyor, gezmeye gideyim diyorsun canın istemiyor, avm dolaşıyorsun bişey beğenemiyorsun, yada hiç ihtiyacın olmayan şeyleri toplayıp geliyorsun manasızca, biri bişey dese göz pınarların doluveriyor, anne diye peşinde dolaşan çocuğuna sabrın kalmıyor. makinede yıkanmış çamaşırları bile asmak istemiyorsun , 
yemek yapasın yok,
öyle bomboş oturmak istiyor canın.,depresyona bir adım kalmış, uçurumun ucunda gibi hissediyorsun.
o anda ne yapsalar memnun olmayacakmışsın gibi bir ruh hali yapışmış üzerine.

İŞTE TAM DA BU DURUMDA,
ben ne yapıyorum kısmına gelelim...
birincisi bu hale gelene dek kendimi salmıyorum.
olumsuzlukların uyarı yada başımıza gelmesi gereken tecrubeler olduğuna inanıyorum. burada tevekkül ve sabır devreye giriyor.
içimden bir ses sürekli sabret geçicek diyor...
sürekli olarak sorunu düşünüp kafamda büyütmüyorum. 
normal hayat akışıma devam ediyorum
diğer yandan evde yüz ifademi algılayan iki birey olduğunu ve onlara negatif enerji yüklememem gerektiğini düşünüyorum.
düşünün eşiniz gergin, mutsuz ve huzursuz, endişeli ve memnuniyetsiz.
siz çok güzel bir gün geçirmiş ve mutlusunuz. eşinizin ruh hali tüm mutluluğunuzu ve keyfinizi gölgelemez mi?
işte bunu yapmamaya çalışıyorum. oğlumu da eşimi de üzmek istemiyorum.
benim o ruh halim geçse de eşim takılıyor çünkü. okulda bi sorun mu var diye başlayıp, gün içinde biri canını mı sıktı ya kadar uzanan sorular silsilesi onu yoruyor.
evde gülümseme hakim olsun istiyorum.





kendimi uzaktan izliyorum. başka birini izler gibi.
sonra morali bozuk bir arkadaşımı teselli eder gibi kendimi teselli ediyorum.
ensemden tutup kaldırıyorum.
yüzümü aydınlığa döndürüyorum.
yıkılmak yok hadi bakalım, daha gücünün yarısını bile kullanmadın diyorum.
gün kötü başlamışsa, öğle arasında bir duş alıp, üzerimdeki negatif ne varsa akıp gittiğine inanıyorum,
eğer vaktim varsa bir saat uyuyorum, ki uyandığımda yeni bir gün başlamış gibi hissedip kendini toparlasın bilinçaltım diye.
bunlar tamamen kendi kendine gelişen şeyler. kimseden öğrenmedim. sanırım genetik. önceki yazılarda annem ve anneannemi okuyanlar varsa bilirler.


mutluluğumu başkalarını mutlu etmekten çoğaltıyorum
birilerinin yüzünü güldürmek, iyi gelmek, şaşırtmak, sevindirmek , süprizler yapmak beni de yeniliyor.
diğer yanda baş kahramanım var ... ÜRETMEK
dikiş dikmek, keçelerimle uğraşmak, örgü örmek, kek kurabiye yapmak, evin dekorasyonun değiştirmek, mutfakta zaman geçirmek, ortaya bişeyler çıkarmak, ve bunu yaparken hep birinin yüzünü güldürsün diye yapmak en büyük zevkim.



hayatın bir şans olduğuna, yaşamımızın bir amacı olduğuna, ve aslında çok güçlü olduğumuza inanıyorum.
instagramda yazanlar var, ohhh hayat size güzel diye...
hayat hepimize güzel olsun.
ama bu birazda bizim elimizde değil mi?

bakış açımız , iyiye, olumluya ve sevgiye doğru olursa, bence hayatımız olumlu yönde değişimler gösterir.
söylenmemek, ağlanmamak lazım küçük şeyler için.
siz güçlüsünüz, bence olumsuz duygular hiçbirinizi yenemez.
gülümseyin.
evi mis gibi toparlayıp, fırına tarçınlı bir kek atın.
evi sarsın mis kokular,
okuldan gelecek yavrulara bir tepsi içinde değişik bardakta süt hazırlayın, üzerine adını yazın bir kürdana yapıştırıp keke saplayın.
çocuğunuza kapıyı açarken ,
yavruların en güzeli mi gelmiş deyin.
yanağından şappp diye öpün.
o kekini yerken oturup yanına, (başka bişeyle ilgilenmeden) onunla günün kritiğini yapın.

bu iki hafta sınav haftası,dua ettim sınavın güzel geçicek ben eminim sana güveniyorum deyin.
inanın sınavı güzel geçer.

kendinizden çok şey, çevrenizden az şey bekleyin.
işin sırrı bu.
size en çok yardım edicek olan , en çok destek olan yine kendiniz olucaksınız.
hastalıkları, depresyonları, panik atakları sahiplenmeyin.
inanmayın onların sizin kapınızı çaldığına...uğradı ama umduğunu bulamayınca gitti deyin.
şükredin.
sahip olduğunuz herşey için,

ışık ve aydınlık içimizde.
unutmayın.
sizi seviyorum a dostlar...
sağlıcakla ve huzurla kalın . öptüm göz kapaklarınızdan


22 Ekim 2014 Çarşamba

KOLAY KURABİYE TARİFİ , TAHİNLİ KURABİYE VE ARAMIZDAKİ GÜÇLÜ BAĞ

Bursalı blogger arkadaşlarımız arasında yemek bloğu yazan, enfes tarifler paylaşan arkadaşlarım var. Geçenlerde dilek mutfakta instagram hesabında bir kurabiye gördüm, tarifi de yazmış, baktım evde malzemeler mevcut. Hadi bi deniyelim dedim. 
Ahhh demez olaydım. O gün bu gündür neredeyse haftada 3 kez yapıyorum. 


Tarif öyle kolay ki
1su bardağı tahin
1su bardağı sıvı yağ
1su bardağı pudra şekeri
4 su bardağı un
İşte bu kadar. Vanilya kabartma tozu falan yok.
Yalnız tahinin yoğunluğuna göre ununu dikkatli koymak lazım. 3 su bardağı koyun, 4. Bardağı kontrollu koyun derim.
180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri çatlayıp pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. İsteyen ceviz ilave edebilir. 


Hem bu kadar basit bir tarif olup, hem de bu kadar (gerçekten abartmıyorum) lezzetli bir kurabiye yememiştim inanın. Vaktiniz varsa hemen ocağa çay koyun ve bakın çay demlenene kadar kurabiye hazır. 
Yalnız sıcakken tepside bırakın, soğumadan almak isterseniz dağılıyor. 
Hani komşulardan biri tık tık çalıverdi kapınızı, çay içmeye geldim dedi, kaşla göz arasında atıverin fırına, kokular gelmeye başlayınca şok olsun. Ben yaptım çok havalı oluyor bu durum.:))) 
Sonra da şık bi sunumla tata taaaaa...

Sevgili dilek mutfakta sana sevgilerimi ve diyetisyen faturamı gönderiyorum, ama evimize mis kurabiye kokusunu daim ettiğin için teşekkür ederim. Enfes ve kolay tariflerinin devamını bekliyorum. 
Çayı koydunuz mu kızlar? Beyler markete tahin almaya hobaaaaa :)
Afiyet olsun şimdiden.

BLOG YAZMAK ÖNEMLİ :))



Merhaba 
ben geldim...
uzun uzun ara verdikten sonra, iştahla hevesle geldim
hayatımıza instagram girdi gireli bloglarımızı pek ihmal ettik farkındayım. oysaki ne güzel dertleşir, nasıl hevesle yazışırdık. gelen her yorumu hevesle açar mutlulukla okurduk. 
daha anlık oldu paylaşımlarımız , elimizin altında olunca telefon,çek ve paylaş moduna girdik.
ama burası öyle değildi , uzun uzun içimizi döker, birbirimizden fikirler alırdık.



geçtiğimiz pazar günü 
 balköpüğüblog bursada verimli bir toplantı ile, blog ile olan aşkımızı depreştirdi.
ne kadar güzel bir  paylaşım yaptığımızı hatırlattı bize. 
ben de bulduğum ilk fırsatta sizlerle buluşmaya bu sayfaya geldim.
geçen yıla nazaran olabildiğince hafiflettim programımı,
geçen yıl bir çoğunuzun bildiği üzere hem devlet okulunda ders saatim yoğundu, hem de özel okulda çalışıyordum öğleden sonraları...
bunun dışında okullar hayat olsun projemiz vardı.haftada iki gün kurs veriyordum.
sonunda pil bitti tabii.
bu yıl eşimin ve ailemin isteği ile '' Elifçim kendine zaman ayır, vücut bi yerden sonra dayanmaz'' çağrılarına kulak verip devlet memuru salt kimliğime geri döndüm.
okulum değişti, tayinim çıktı, yeni mekan, yeni arkadaşlar derken bir ayı geride bıraktık bile.
geçen yıl trafik lambalarında dakika sayarken, şimdi ayaklarını uzatıp oturmak pek bi garip.
sürekli bişeyleri unutmuşum, bi yerlere yetişecekmişim gibi hissediyorum.
sanırım zamanla alışırım.
diğer yandan keçe ile olan sevdamız devam ediyor tabi.
bunun yanına bir yıldır dikiş ve tığ işi eklendi.
birinden sıkılırsam diğerine geçiyorum. onlar terapi merkezim benim.
öyle keyif alıyorum ki her birinden, uyumadan , acıkmadan yapasım var sürekli.
ürünlerimi beğenen tercih eden ve heyecanla bekleyenler oldukça , üretmek benim için mutluluğun diğer adı olmaya devam edecek.
şimdilik müsade, biraz keyifsizim bu günlerde. bademciklerim yine tüm enerjimi esir almış durumda.
öpüyorum satırları okuyan gözlerinizden.
mutlu hafta sonuna ne kaldı ki, hadi gülümseyin. 


2 Haziran 2014 Pazartesi

BAHAR PEMBESİ KOYDUM ADINI.


Mutluluğu şöyle tarif etmişler;
 Zaman akıp gidiyorsa, saatler 5 dk gibi geçiyorsa mutlusun demektir. 
Hayatımda şikayetçi olduğum hiç birşey yok diyebilirim. İstesem yakınacak çok şey bulurum tabiki. 
Sabah 6:30 da kalmak, gün içinde bitmek bilmeyen koşturmaca, ev işi yemek , sorumluluklar diye uzar gider.
Ama yakınmanın , söylenmenin işleri kolaylaştırmadığını aksine daha zor hale getirdiğini biliyorum. 

Bu benim tercihim. Çocuklığumdan beri öğretmenlik dışında hiç bir mesleği hedeflemedim, işte istediğim işi yapıyorum. Eş olmak anne olmak büyük bir nimet.bunları yaşayabildiğim için de kendimi çok şanslı hissediyorum ve getirdiği sorumlulukları severek kabulleniyorum.



Bizim gibi olmak isteyen çok kadın var biliyorum. Özgür ve çalışan , ekonomik özgürlüğü olan gezebilen, çalışmak kadar hayatın keyfini de çıkarabilen kadın olmak isteyen. 
Bu yüzden içinde bulunduğum durumu, telaşlarımı koştırmacalarımı, dakikalarla olan savaşımı seviyorum.
Evime geldiğim zaman , kendi cumhuriyetimde hissediyorum kendimi.
Evimi derleyip toplayıp, bir tencere yemeğimi de pişirdiysem , kalan zaman benimdir. Minik atölyeme girip, hayal dünyamın beni götürdüğü yerlere gidiyorum.
Orası rengarenk, neşeli, hoş tınılarda müzikler çalıyor, atlı karıncalar var, pamuk şekerden bulutlar...yedi renkli çiçekler var, kanatlarında türlü desenleri olan kuşlar, ışık kümeleri var. Hava hep aydınlık, hep ilkbahar, hep gülen bir güneş var. 
Aklımdan seri halde geçen tasarımlar, fikirler var. Hepsini gerçeğe dönüştürmek için, çok zamana ihtiyacım var. 
Atölyemde kendimi en özgür hissettiğim anlar bambaşka. 


Üretmek çok büyük bir haz. Emeklerinin zevkinin beğenilmesi ve değer görmesi, talep edilmesi... 
Motivasyonun ilk adımı bence onaylanma duygusu. 
Keçelere kurdelelere dokunurken , hayal ederken o kadar mutluyum ki...
Yaptığım her işe her ürüne sevgi duyuyorum ve çokkkk güzel duygularla üretiyorum.
Ürünleri alanlara, onların evlerine de aynı enerjiyi götüreceğini biliyorum. 



Şükrediyorum. Her gün her an. 
Çünkü adına dert denicek kadar büyük dertlerimiz yok çok şükür. 
İçimizdeki ışık yol göstericimiz. Doğruyu yanlışı o anlatıyor bize. 
Birilerinin bizi mutlu etmesine ihtiyacımız yok aslında. Mutluluk kendi içimizde. 
Canımızı sıkmak isteyen , bizi üzmek isteyen insanlar yok mu çevremizde? Elbette var. Onlardan uzak durmak,mesafeyi korumak en güzeli. Eğer biri sizden rahatsızsa bilin ki sizde imrendiği özendiği bişeyler vardır. Varlığınız onun özgüvenini ve egosunu zedeliyordur. Bu yüzden sizi iter. Yada sizi üzerek bu durumdan beslenir. 
Bunları bilmek engellemeye yetmesede, aslında doğru yolda olduğunuzun kanıtıdır. 
İçinizdeki mutluluğu ve ışığı keşfetmeniz dileğiyle .mutlu haftalar diliyorummmm.....



16 Mayıs 2014 Cuma

TÜM HAYATLAR BAŞLARKEN BEYAZ, BİTERKEN SİYAHTIR. AMA ONLAR KÖMÜR KARASINDA VEDA ETTİLER...

Yastayız. Duyduğumuz günden beri içimiz yanıyor.evlere yüreklere ateşler düştü. Tvden izlediklerimiz duyduklarımız daha bir kahrediyor bizi.Soma'da her sokakta bir iki cenaze.
Eşsiz kalan kadınlar, babasız kalan çocuklar, evlatsız kalan analar babalar...
Ne söylesek anlamsız artık. Sadece dua etmek geliyor elimizden.
Işıkları bol olsun şehitlerimizin. Mekanları cennet olsun. Kalanlara sabır versin allahım..
Soylemesi kolay da yaşaması cok zor...
Ateş düştüğü yeri yakıyor. Herkes hayatın rutinine geri dönecek bir süre sonra.
Ama asıl acıyı onlar yaşayacak.olayin sicaklıgiyla anlayamadıkları acıları , sonradan sonraya cökecek içlerine.
O zaman daha cok desteğe daha çok teselliye ihtiyaç duyacaklar.
Allahim  geride kalanlara sabır ver...

OKULLAR HAYAT OLSUN PROJESİ 3. YILINI BİTİRİYOR

3 yıldır devam ettirdiğim OKULLAR HAYAT OLSUN projesinin bu yılki meyvelerini de aldık.
Amacımız   velilerimize bir hobi   kazandırmak rehabilite etmek, ve hoşça vakit geçirmelerini sağlamaktı.
Kursumuzu okulumuz  bunyesinde verdik ve her yıl 40 velimize ulaştık.
Onlar üretmenin tadına varıp mutlu oldukca , ben onlardan daha cok sevindim.
Bu yılda sergimizi korupark misafirperverliğinde gerçekleştirdik.
İzleyenlerden gelen geri donuşler oldukca memnun ediciydi.
Kurs süresince ikramlar yapıp gelen velilerim kursa lezzet kattılar.
Herşeyiyle neşeli ve amacına ulaşan bir yıl geçirdik.
Bu süreçte bize okulun tüm imkanlarını seferber eden okul müdürüm Alper Taşkın beye, ve bizlere çay servisi yapan değerli okul görevlilerine teşekkür ediyorum.

9 Mayıs 2014 Cuma

BANA BIRAKTIĞIN EN BUYUK SERVET HAYATA BAKIŞ AÇINI AŞILAMAK OLMUŞ ANNEM...

bazen yakın çevremden bazen ise hiç tanımadıgım takipçilerimden duyuyorum bu cümleyi...
Elif Hanım enerjinize hayranım.....
aslında insan ne görürse, hangi duygularla büyütülürse onlarla devam ediyor yaşama.
benim çoook pozitif bir anneannem var.onun büyüttüğü bir kadının kızıyım.
gerçekten dert olmayan şeylerin adına DERT demiyoruz biz.
Sağlığımız yerinde oldukça herşeyin üstesinden geliriz diyoruz.
başkalarının bizi mutlu etmesini beklemekten vazgeçeli yıllar oldu mesela.
kendi kendimizi mutlu edecek şeylerin farkındayız ve onlarla uğraşıyoruz,
bizi seven ve yanımızda olanları seviyor ve bağrımıza basıyoruz. üzmek isteyenlerden uzak duruyoruz,
pozitif duygular taşıyoruz. kanımız pozitif...
biz üç kuşak. 
anneannem annem ve ben.....
böyleyiz....
zorunluluklarımızdan yakındıkça , herşeyin daha da zorlaştığının farkındayız.
söylenmiyoruz. yığılan bulaşıklara, dağılan eve, yeni silindiği halde yağmurun berbat ettiği camlara...
bizi kıran olursa bağışlamayı seçiyoruz. affetmek özgürlüktür çünkü.
affetmediğin sürece o kötü duygular seni esareti altına alıp mutsuz bir insan yapıyor.
birbirimizi gördüğümüz zaman tüm sevdiklerimize sıkı sıkı sarılıp, çırpa çırpa seviyoruz. dokunsalız.
sevgi gösterildiği sürece anlam taşıyor bizim için.
anne olabildiğimiz için, eş olabildiğimiz için, meslek sahibi olabildiğimiz için şükrediyoruz.
başkasının malı mülkü parası bizi yormuyor. biz en büyük servetin sağlık ve huzur olduğunu yaşayarak  öğrenenlerdeniz. 
bir aile olmanın, her zaman kriz anında çözüm üretebilen ve biraraya gelebilen bireyler olmanın güvenini yaşıyoruz.
içimiz sakin.
kırıcı yada öfkeli olmaya gerek duymuyoruz.
hayatın bunlar için çok kısa olduğunun bilincindeyiz.
güneş enerjisi ile çalışan üç kuşağız biz.
aydınlık bir havanın ve parlayan bir güneşin, açmış bahar dalları yada bir gelincik tarlasının yarattığı etki ve kurdurduğu cümleler üçümüzde de aynı.
minicik şeylerden mutlu olabiliyoruz,
ben anneannemin ak kızıyım,
 annemin ise narçiçeği...
bizde hitaplar böyle...
haftanın bazı günleri anneme uğradığım zaman ''kızlar güzelii gelmiiş , narçiçeğim mi gelmiş'' edaları ile karşılanıyorum.
babam ise, sen gelince evimizin duvarları bile gülüyor  diyor.
işte dışa yansıyan enerjimi sevgiden, değer görmekten , pozitif duyguların bana doğduğumdan bu yana yüklenmesinden alıyorum.
evde bana huzur veren bir eş, anlayışlı bir evlat ile sakin ve naturel yaşıyorum.
hayatımda beni yoran ve geren kimse yok.
yaptığım ürünleri hoşlanmadığım kimselere satmıyorum, çünkü o kadar güzel duygular ile yapıyorum ki onları....
olumsuza değil , olumluya odaklanıyorum.
olumsuzluklarla karşılaştığımda inancım giriyor devreye... hayrında şerrinde Allahtan geldiğini, bunun bir imtihan yada beni daha beter kötülüklerden koruyacak bir uyarı olduğunu düşünüyorum,
seviyorum....
insanları seviyorum, çiçekleri, kuşları. baharı. yazı...yağmur yağarken her yerde meleklerin olduğunu düşünmeyi seviyorum.
 oğlumun uyurken kirpiklerini izlemeyi seviyorum,
 televizyonda maç izleyen eşime bakıp , varlığına şükretmeyi seviyorum.
 evime geldiğimde anahtarımla kapıyı açarken mutlu oluyorum ait olduğum bir yuva olduğu için,
sabahları saatin çalmasını seviyorum yeni bir güne uyanabildiğim için...
sorumluluklarımı seviyorum, hayatı seviyorum.... işte bu yüzden hayatın iyi kötü getirilerini yaşarken sabırlıyım,
dertlerin geçici olduğunu , hiç bir acının ilk günkü gibi yakıcı kalmadığını, zamanın deva olduğunu biliyorum.
ve teşekkür ediyorum. böyle bir aileye doğduğum için, kız kardeşi aratmayacak iki erkek kardeşe sahip olduğum için, nazımı çeken sakin ve anlayışlı bir eşe sahip olduğum için, baktıkça mücizemmm dediğim bir yavrum olduğu için.yaptığım her işten zevk alabildiğim ve içimdeki sevebilme yeteneğim için....
şanslıyım annemmm....
 beni ayakları üzerinde duran bir kadın haline getirmek için gösterdiğin çaba için.
hayat hep güzel yürekli insanlar çıkardı karşıma...
öğrencilerime örnek olabiliyorsam, eşimi mutlu edebiliyorsam, çocuğuma yetebiliyorsam, dostlarıma faydam oluyorsa manen, ben daha ne isterim?
içimdeki gücü anlatmaya kelimelerim yok, o çok başka bişey... hiç yorulmayan hiç azalmayan ve yılmayan bir ışık var içimde... o ışık beni nereye sürüklerse ben oradayım. neşemi, sevincimi , enerjimi veren o....
 hayat güzel ve yaşamaya değer. 
 içimde yeşeren her duygunun tohumunu sen içime attığın için teşekkür ederim annem... iyi ki varsın. hep var ol.....
seni seviyorum..........

30 Nisan 2014 Çarşamba

PAKMAYA EVLERİMİZE KONUK OLUYOR

Bugün Pakmaya ailesi yine bizimleydi.Bu defa farklı bir etkinliğe imza attık.
Annemineli bloğunun sahibi Zehra ablamız bizi ve pakmaya ailesini , evinde beş çayına davet etti.
Bloggerlar ile buluşmak için İstanbuldan Bursaya gelen Pakmaya yetkilileri , pakmaya ürünleri ve pakmaya tarifleri ile yapılan enfes ikramlarla  bursalı bloggerlarla aynı masa başındaydılar....
Hep birlikte yedik içtik sohbet ettik.
Zarif hediyeleri için Pakmaya ailesine ve misafirperverliği için Annemineli blog yazarı Zehra Şener'e teşekkür ediyoruz...

28 Nisan 2014 Pazartesi

MUTLU PAZARLAR








Hafta sonlarını seviyorum.
tüm hafta boyunca oradan oraya koştururken hep cumartesi pazarın hayalini kuruyoruz eşimde bende. 
ancak hafta sonu birbirimizi görebiliyoruz ailece...
bu pazar da kendimizi attık kırlara bayırlara, köylere....


Hasköyde kahvaltı ettik. orayı çok seviyoruz. aile gibi olduk. her pazar yolumuzu gözlüyorlar.
yumurtayı nasıl severiz, çayı açık mı içeriz biliyorlar artık. hizmet sektörü zor bir sektör. müşteri memnuniyeti önemli.Hasköyün sahipleri öyle canadan ki,  müşteri değil misafir gibi hissediyorsun kendini. bu yüzden keyifle gidiyoruz her pazar.





eğer hava güzel olursa kahvaltı sonrası bir mudanya yada tirilye gezisi yapıyoruz,
biraz deniz havası, biraz iyot kokusu iyi geliyor, baharın geldiğini, ayaklarımızın suya değmesinin yakın olduğunu hissediyoruz.
yol kenarlarındaki lale, gelincik , sarı çiçek tarlaları bize dur dercesine bakıyor sanki. arabayı uygun bir yer bulup parkederek o mis tarlaların içine koşuyoruz,






nasıl heyecenlenıyorum, nasıl kıpır kıpır oluyor içim bir bilseniz...



hem bu kadar güzel olup hem de satın alınamayan tek çiçek gelincik mi sizcede?
ben baharı müjdeleyen her çiçeği çok seviyorum,,,,


tarlalardan çıkasım yoktu bugün, çok şükür ki bardaktan boşalırcasına yağan yağmur akşamı bekledi.
pazar gününün keyfine varmamıza izin verdi...


akşam eve geldiğimizde epey yorulmuştuk. çayımızı demledik, yanında minik kurabiyelerimiz ve keyif çikolatalarımızla dinlendik. 
sağlık ve huzur oldukça hayatın tadına varmak çok güzel. sağlık olmadımı hiç bişeyin tadı yok. allahım tüm sevdiklerinize ve size sağlıkla mutlulukla güzel günler göstersin....
 yarın sabah ve salı günü TEOG sınavında görevliyim. sınava girecek tüm öğrencilere ve kendi öğrencilerime başarılar dilerim.
anne ve babaların başta olmak üzere, çalışıp çaba gösteren tüm öğrencilerin hedeflerine ulaşmasını dilerim...
 sağlıkla kalın...