GEL KATIL BİZE :)

7 Kasım 2016 Pazartesi

Aldığım en zarif hediyelerden biri ...


Zevkle takip ettiğim Happy Flowers ürünlerine her zaman farklılık yenilik , tarz ve yorumlanan bir işletme gerçekten. 
Mesleklerimizi yada işimizi yaparken ne kadar sevdiğimiz, işimize gösterdiğimiz yaklaşımdan belli oluyor sanırım.  
Her minik detay, her ayrıntı bize işini aşkla yapan insanların durduğu çizgiyi gösteriyor.  
Bende işimi elimden gelenin en iyisi olsun gayreti ile yapmaya çalışıyorum .  çevremde de  işine gereken özeni gösteren arkadaşlarımı  gördükçe onlarla gurur duyuyorum.  


Cumartesi günü atölyemden çok zarif iki hanım konuğum vardı.  Başak ve Seda Hanım.  
Bir kahve içimi uğradılar minik üretim tesisime : )
Gelirken bu el emeği zarif hediyeyi getirmişler . 
Dediler ki; Elif Hanım biz sizi böyle gördük ve dedik ki bu figür sizi yansıtıyor... 
Bayıldım bu duruşa bu renklere ve verdiği duyguya.
Ama daha da mutlu eden bişey vardı ki; 
Paketteki mesaj...



Her hangi bir paket değildi benim için.  
Birbirimizi sadece sanal alemden tanıyıp,yüreğimizin bu kadar sıcaklık duyacağından habersiz kesişmişti yollarımız ve bu cümleler beni 12 den vurmuştu.  




Evet , hayat güzeldi. 
Ben etrafımdaki herkese, kendine değer vermeyi ve yaşamın ne kadar büyük bir nimet olduğunu hatırlatmaya çalışıyordum kendimce. 
Şanslı olduğumuzu , yerimizde olmak isteyen çok insan olabileceğini, sağlığın ve sahip olduğumuz bir çok nimetin farkında olarak yaşamak gerektiğini sıkıştırıyordum  her cümlemin arasına. 
Bahşedilmiş en güzel hediyeydi hayat!
Dolu dolu yaşamalı, iyi ne varsa dahil etmeliydi insanoğlu hayatına... 
İşte içimi okurcasına  yazılmış bu mesaj tesadüf olamazdı . 
O halde  karşımda yürek okuyabilen iki tatlı kadın vardı.  
Ne güzel bir başlangıç oldu bu arkadaşlığa.  
İşte birini mutlu etmek bu kadar kolaydı . 
Onu anladığınızı hissettirdiğiniz an, açılıyordu gönül kapıları.  
Unutmayın ! hayat güzel . .. birde çevrenizde güzel yürekli insalar varsa daha da güzel . ...

13 Ekim 2016 Perşembe

BİR ŞAİR TASVİR ETMİŞ, BİR RESSAM RESMETMİŞ SANKİ HAZAN RENGİ GOK YÜZÜNÜ

Nasıl bir iklim değişikliği bu anlamıyorum. 
Sabah okula giderken , sesinden öte soğuk oluyor , sıkı sıkı giyinip  çıkıyorum evden.
İlk dersler iyi gidiyor , sonra bi bunaltıcı sıcaklıkla başlıyoruz mont ve hırkayı çıkartmaya.  
Öğlen okul çıkışında, yazdan kalma bi hava...
Terliyoruz hatta...
Sonra akşam üzeri titreten bi soğuk geri geliyor.
Gündüz ile gece arasındaki işi farkı uçurum  tabi...
Bünye hangisine uyum sağlaması gerektiğini anlayamadan grip gelip giriveriyor eve.
Evdeki bir kişi hasta oldu mu geçmiş olsun.
Tüm ev halkının yakasına yapışmadan da gitmiyor. 


Bu akşam üzeri tamda böyle bir gökyüzüne tanıklık ettik bursa halkı olarak. 
Evin içine yansıyan sapsarı bir hava ile balkona çıktım.  Hiç bu kadar sarı görmemiştim gökyüzünü. 
Sanki bir akşam şairi resminiye tasvir etmiş bir usta ressam da hazan rengine boyamıştı göğü. 

Uzun müddet izledim.
Bana lise yıllarımdaki edebiyat derslerinden tavırları hatırlattı  ...
Severdim şiiri. 
Ve şairlerin ruh halini anlamaya çalışmayı.
 Derin düşünürdüm ben eskidende  ...
Hiç bir zaman ÖYLESİNE bakmadım hayata... 
En derini hissetmeyi denedim.
Ve galiba bu yüzden çok sevebilmeyi öğrendim    ...












12 Ekim 2016 Çarşamba

SİTİL AYAKKABI BAKIM ÜRÜNLERİ LANSMANINDA BLOGGERLAR BULUŞTU.

Hani hepimizin evinde , ayakkabı dolabında bir ayakkabı parlatma süngeri bulunur ya... işte oradan aşinayız  sitil_boya adına. 


Bugün sevgili Emel Ayman Hanımın davetlisiydik  Kent Meydanı Avm cook Shop'ta. 



Daha önce bir çok ürününü kullanma imkanı bulduğum bu firma, bayanlar için cankurtaran tadında bir ürün geliştirmiş.  VURAN, SIKAN AYAKKABIYI GENİŞLETEN SPREY.
çağın icadı dedikleri bu olsa gerek.
Her yıl değişen ayakkabı modasına  uyum sağlamaya çalışan biz bayanlar, şık ve zarif görüntüsünden vazgeçemediğimiz bir çok ayakkabıyı canımız yana yana giyiyoruz çünkü. 
İşte bu spreyı sıktığınızda canınızı acıtan kısım yumuşacık oluyor ve genişliyor.
Bizzat denedim. İşe yarıyor. 


Birde spor ayakkabı temizlik ve bakım seti var. Özellikle beyaz spor ayakkabılarda kurtarıcı olan bu set, temizliyor, boyuyor ve koku gideriyor.


Deri rengi değiştiren boya da yapmışlar.
Bej çantanızda sıkıldınız mı? Hooop siyaha boyuyorsunuz... süet dokularda dahil.




Deri mont , bot ve çanta gibi süet ürünleri yeniliyor.


Her evin ihtiyacı olan bu ürünlerle dolu kutu için ayrıca teşekkür ederiz. 


Kahvaltıya gelince, sunum ve lezzeti gayet güzeldi.  
Tabii ne yediğin kadar kiminle yediğinde önemli.  
Sohbet güzeldi, müzikler sakinleştiriciydi, atmosfer iç açıcıydı. 
Çok hoş bir sabah oldu bizim için. 


Sosyal medyanın gücü tartışılmaz şüphesiz. Bizler hobı olarak başladık yazmaya. Ancak sanal alemin ulaşamadığı yer kalmadı desek yeridir. 
Söylemek istediklerimizi işte şu minicik pencereden aktarabiliyoruz birbirimize. 
Bu da mutlu ediyor bizi. Sizden dönüşleri gördükçe.  





Sabah kahvelerimizi  de içtikten sonra , şöyle minik bir avm turu yaptık. 
Yeni sezonda neler var bir göz attık.   


Eksiklerimiz olsa da grup fotosunu ihmal etmedik. 


Kent meydanı avm biz bloggerlar için önemli.  Desteğini ve misafirperverliğini esirgemeyen tüm avm yöneticilerine, Cook Shop ekibine, sevgili Ece Arar'a ve ev sahipliği için Emel Ayman'a 
Teşekkür ederiz.


Etkinliğine katıldığımız her firma ile yakın ilişkilerimiz olunca hepsi bizim için aileden biri gibi oluyor. 
Girdiğimiz markette adını gördüğümüz ürün, artık herhangi bir ürün değil, bizim markamız gibi hissettiriyor. 

Bu sıcaklığı yakaladığımız, güvendiğimiz, kullandığımız her ürün için fikirlerimizi ve görüşlerimizi sizinle paylaşıyoruz.  
Sonuçta Kadın Dayanışması önemli. 

Şimdi ayakkabı bakım ürününe ihtiyaç duyarsanız; unutmayın ki  Sitil  Boya bu işi gün geçtikçe daha üst seviyeye çıkarıyor ve kimya mühendisleri ile yoğun ar _ ge çalışmaları yapıyor.  
Sanırım yakın zamanda mucize spreylerin yenileri eklenecek ürün skalasına.
Takipte kalın.  
Teşekkürler Sitil Boya... 


ÇİÇEKLİ PASPASLAR SERDİM YOLLARINA







Son yıllarda organizasyon ve dekor konusunda çağ atladı ülkem.  
Bununla birlikte arz talep doğrultusunda bir çok yeni ürün de bizlere ulaştı.  
Eskiden sadece toptancılarda  bulunan ürünler artık semt pazarlarında dahi var. 
Zeki ve çalışkan yurdum kadını becerikli tabiki.
Görseller zaten pinterestte bi dolu...
Birazda merakı ve hevesi varsa, azıcık araştırıyorsa, elinden kurtulur mu? 



Malzemeye ulaşmak artık çok kolay inanın. Ulasamadiklarimuzda bir iki "tık " ile kapımızda zaten.
Bundan sonrası azim zevk ve biraz kabiliyet işi. 
Demem o ki, isteyen bir çok kişi bulunduğu ortama renk katacak minik dokunuşlar yapabilir. 


Ben malzemelerimi stokladığım gün, 100 çift yeni ayakkabı almış kadının mutluluğunu yaşıyorum şahsen. 
Bakıp bakıp yeni fikirler üretiyorum. 
Bakıp bakıp mutlu oluyorum.
Sonra ellerim giriyor devreye... o andan itibaren beni devre dışı bırakıyor ellerim. Ezberlenmiş bir işi yapar gibi , tereddütsüz çalışıyor asice...



Neyi nasıl yerleştirecegimi, hangi rengi kullanmam gerektiğini, hepsini ellerim  biliyor.
Ve bir süre sonra ortaya sevilesi ürünler çıkıyor. 
Bu tür işler ile uğraşırken  kendimi unuttuğum, saatin kaç olduğunun farkına varmadığım doğru.  


Biten her ürünün karşısına geçip, izlemeyi, paketlemeyi, onlarla vedalaşmak önce fotoğraflarını çekmeyi seviyorum. 
 Sizlerde çiçekli paspas yapmak isterseniz , sıcak silikon tabancası ve bir kaç demet çiçekle bunu yapabilirsiniz .
Hatta birde çelenk yapıp, takım olarak kapıya asabilirsiniz.  
Baktıkça sizi de mutlu eder, kapınızı çalanları da....
Sevgi ile rengarenk kalın...


11 Ekim 2016 Salı

ARI GİBİ ,BAL GİBİ ,GÜNEŞ GİBİ SARI ....


Güneşi sevdiğimden mi bilmem sarıyı da bi o kadar çok seviyorum.
Papatya gibi , ay çiçeği gibi hissediyorum kendimi. Musmutlu işte.
Okulun en renkli öğretmeniyim sanırım giyim konusunda. Branşımın gereği mi desem  , renkleri seviyorum mu desem bilemedim.




Öyle çiçekli böcekli, fiyonklu şeyleri seviyorum evvelden beri.


Bakınca mutlu eden detayları kim sevmez ki ? 


Sarı demişken Cascansu'muzun hoşgeldin bebek partisi için sarı mı sarı, ballı mı ballı bir kuşak hazırladım geçtiğimiz günlerde ...
Minik bir Ali Demir SARIBAL katılacak yakında aramıza. 
İşte tüm telaşemiz , supriz parti içindi.

Her detay bal, arı ve sarı konsepti ile hazırlanmıştı. Mekanımız tabiki Nevale By Elemeği...


Sanırım hayatımda gördüğüm en güzel hamile kendisi.
Sağlıkla kucağına alsın minik kuzusunu. 


Ballar, naif bir süsleme ile sunulmuştu ki birde sarı güneş ışığı vurunca bal kavanozuna,gel bu anı ölümsüzleştir dedi görüntü.  


Neden sevdiğimi bilmiyorum , ama ışığı, gün ışığının nesneler ve insanlar üzerindeki değişim etkisini, iklim bahar olduğunda doğadaki pırıltıyı ,  hissettirdiği ılık dokunuşu seviyorum.
Güneşin kızı olabilir miyim izninizle? 
Seviyoruz da birbirimizi...

6 Ekim 2016 Perşembe

MİNİ PORTFÖY ÇANTA YAPIMI

Günaydın...
Benim için haftanın son iş günü perşembe...
Cuma günü tamamen kendime ait.bu yıl ders saatim oldukça az.bu yüzden atölyede geçirdiğim zaman daha çok. 
Buda demek oluyor ki daha güzel üretim, daha bol hayal kurma saati..

Ben uzun süren sabır isteyen işleri de seviyorum. Ama bazen tezcanlılığım tutuyor biran önce biten el işleri yapmak istiyorum. 
Fotoğraftaki motif bizim milli motifimiz diyebiliriz.
Adı: Hanım dilendi Bey beğendi

İsmi ile ne ilgisi var derseniz , eskiden hanımlar komşularında kalan ,artan ipleri toplar, minik minik yumakları değerlendirir ve bu motiften battaniye örerlermiş... bu kısım hanım dilendi kısmı.
Bitirince de bi onay bi takdir cümlesi duymak için, BEĞENDİN Mİ BEY? diye sorarlarmış.
İşte hikayesi böyle. Yıllar yılı süregelen bu motif son 5_6 yıldır yine çok moda oldu.

Battaniyeden hırkaya, yastık, kırlent, panço,puf gibi aklınıza gelebilecek bir çok ürüne dönüşüyor. 
Tabi onlar için çok motif gerekiyor .100 adedin üzerinde motif örmek bana göre değil derseniz işte size 4 motiften oluşan minik bir portföy çanta...

●Aynı ebatta ve ayı renklerde 4 adet motif ördüm. 
●Sonra ikisini birleştirdim 
●Sonra diğer ikisini birleştirdim.
●Biri ön diğeri arka yüzeyi oluşturdu. 
●Üç kenarını birleşecek şekilde sık iğne ile ördüm. 
●Fermuar takacağım kısmın kenarını da birleştirmeden yine iki sıra sık iğne geçtim. 
 ●Dış kısmı tamamlanmış oldu.
●Daha sonra ebatlarını ölçüp içine sığacak gibi ,rengi uygun bir  kumaştan astar kesip diktim.
●Astarı monte etmeden önce örgü ile Kumaş arasına fermuarı yerleştirip teğelledim.
●makinede diyince çok estetik olmadığını tecrübe ettiğimden bu kez elde iğne ardı dikiş ile tutturdum. 



Şimdi ucuna irice bir püskül yapıyorum. 

İsterseniz tek başına çanta olarak kullanabileceğiniz, isterseniz çantanızda içinde bir düzenleyici olarak kullanabileceğiniz bir çanta oldu. 
Boş zamanlarınızda bunlardan örerek, sevdiklerinize hediye etmek için kullanabilirsiniz.
Sıcacık renklerle kalın. 



5 Ekim 2016 Çarşamba

MUTLULUĞUN SIRRI





Öyle çok uzaklarda aramadım hiç.  En yakınımda, içimde bi yerlerde benimle olduğunu biliyordum hep.
Mesela umudunu kaybetme duygusunu yaşamıyorum enteresan. Belki bünyem bunu kabul etmiyor, savaşıyor. 
Birde en büyük öğretim şu oldu sanırım: SEV.....



Yaptığın herşeyi sev diyor içimde bi güç. Çünkü insana sevdiği şeyleri yapmak zor gelmez, yük etmez, sorun haline asla gelmez. 
İşe gitmek zor geliyorsa işini sev, öğrencilerin yarattığı sıkıntılardan bunalıyorsan öğrenciyi sev, ev işi zor geliyorsa evini sev.
Çünkü seve seve yaparım diyebilmek için sevmek şart.


Her sabah gün ağarmadan kalkmak çok sevilesi olmayabilir bir çok kişi için.  Ama erken kalktığımda upuzun bir gün beni bekliyor. 
Bazen uykuda geçen zamana acıyorum. Hayat dediğim zaman diliminin bana ne kadar tanımladığını bilmeden yaşadığım şu dünyada, hayatıma ne kadar duygu, ne kadar mutluluk katabilirsem  o kadar kardayım. 
Benim fikrim bu yönde. 
İşte bu yüzden, tat aldığım, haz duyduğum ne varsa zaman ayırmaya, yaptığım her işi severek yapmaya çalışıyorum. Yıllar sonra geriye dönüp bakma şansım olursa, dolu dolu yaşadım diyebilmek ,yaş geçmeden, heves bitmeden hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum.


Öylesine yapmıyorum hiç birşeyı. 
Elimden gelenin en iyisini yapmaya gayret ederek , her defasında bi tık daha iyi olması için çaba sarf ederek yapıyorum. 
Yaptığım işin önce benim içime sinmesine dikkat ediyorum.


Mutlu olmak için, bir renk tonu, uçan bi kuş, bir çocuğun gözündeki ışıltı, minicik bi kedi, köpek, sürgün veren bi çiçek, bi kek kokusu bile yetiyor insan isterse.
Biliyorum, sevildiğimi, korunduğumu , kötü insanlardan esirgendiğime inanıyorum. Tevekkül etmek beni rahat ve huzurlu kılıyor. 
Bırakıyorum ve geldiği gibi yaşıyorum sadece.



Bu süreçte İYİLİĞİ SEÇİYORUM diyorum kendime.kötü olabilirim, kin duyabilirim, zarar verebilirim, canını acıtabilirim, kırabilirim....
Yapmıyorum....
Önümdeki her seçenekte iyi ve doğru olanı bulmaya kendimce gayret ediyorum.



İnsanlarda bıraktığım izleri önemsiyorum. 
İyi ve güzel duygularla hatırlanmayı tercih ediyorum.
Özellikle öğrencilerimde mutlu ve pozitif bir dokunuşum olsun istiyorum hayatlarına. 


Her bireyin üst sınırda başarılı olmasını beklemiyorum ve öğrencilerime iyi izler bırakmanın önemini, duygularını ve motivasyonu yüksek tutmanın hayatlarına etkisini öğretmeye çalışıyorum. 



En güzel pusulam ruhum, kalbim, duygularım. 
Dibe vursam da , tavana çıksa da  motivasyonum, kendi kendimi toparlayıp  optimal sınırlara dönmeyi başarmaya çalışıyorum. 


Bir çok kişiye göre, aşırı mutlu, çok enerjik olduğumu söyleyenler oluyor.ama durağan hayat bana göre değil.  Mutlu etmekten besleniyorum.
Derin bir içsel yolculuğun içindeyim. 
Sükunetlı, huzurlu ve anlamlı...


İşte bu süreçte yalnızlık, yalnız kalırken üretmek bana en iyi gelen şey. 


İçimde susmayan bir hikaye, bitmeyen bir film var... günün her anında harika bir melodi eşlik ediyor bana.



Galiba yaşamı ve farkındalığı çok sevdim.



Asla sıkılmıyorum.  Hep yapacak bişeyler var aklımda.  Hep bi amac hep yeni bi hedef beliriyor ufukta.


Sözün özü kendi dünyamın içinde çok farklı bir ben var...
Bu içimdeki gücü, ışığı çok sorguladım. Sönmeyen bir mum, güçlü bir ışık olarak tarif edebildiğim, bazen kulağıma fısıldayan bir sese dönüşen, sakinleştiren, telkin eden biri var içimde. 
Hipnoz deneyimimde, bunun allah inancı, tevekkül ve tek dayanak olarak Yaradana sığınma olduğu ortaya çıktı.  
Küçük yaşlardan itibaren yalnız kalmanın, çalışan anne babanın çocuğu olmanın, her sorunu kendi başına çözme mecburiyetinin, o dönemlerde eksiklik olduğu, ama zaman içinde tüm bunların donanıma dönüştüğünü söyledi hipnoz uzmanı. 
Şimdi büyüdüm, her geçen gün farkındalığım daha da artıyor. Enerjimi düşüren, bakışını sevmediğim, negatif etkisini üzerimde hissettiğim her insan ve ortamdan uzaklaşıyorum. 
Doğru yolu secmek kadar  , kendini korumak ta önemli. 
İşte benim hayatımda mutluluğun sırrı bu... 
Çevremde elimin uzandığı herkesı tebessüm ettirmek, kendi dünyamı korumak, örnek olmak, çalışmak ve mümkün olduğu kadar çok sevmek...

Derin ve yoğun yaşamak zaman zaman yıpratıcı olsa da , bir çok yüzeysel yaşanıp tükenmiş hayattan daha şanslıyım diyebiliyorum.
Elimde olsa tek ihtiyacı sevgi olan herkesi sarıp sarmalardım. 
Sev bak, sana da iyi gelecek...
Ama önce kendinden başla.... 


4 Ekim 2016 Salı

NEVALE DİYE BİR YER VAR.... DUYDUNUZ MU?

  



Blog yazmaya başladığımda önce sadece kendi kendime yazıp okuduğumu düşünüyordum. 
Sonra gelen yorumlarla okunduğunu farkedip, daha bi şevkle yazdım. 
Bazen kendimi ifade etmenin hafifliği için, bazen mutluluğu paylaşmak için, bazen tavsiyelerde bulunmak için yazdım. 
Sonra Bursa'da bir çok blog yazarı olduğunu gördüm. 
İlk blog buluşmamızı hatırlıyorum da, hayatına yakın tanıklık ettiğimiz insanları fiziksel olarak karşımızda görünce bir çoğu ile içtenlik kurmuştuk. 



Zamanla ilişkilerimiz  gelişti ve birlikte bir çok organizasyona katıldık. 
İşte bu gün de öyle güzel ve keyifli bir gündü. 
Blogger arkadaşımız  ( benim Ayşem olur kendisi) namı büyük Kurabiyeden Düşler parti organizasyon kurucusu,  Bursamızın yeni değeri Nevale by Elemeği'nde göreve başladı. 


Bizlerde bireysel olarak görüşsekte , toplu olarak hayirli olsun demek istiyorduk ki, Ayşem harika ötesi bir organizasyonla bizi misafir etti.

Sevgili Yılmaz ustamızın ve Ayşemin davetine icabet etmemek olmazdı. 
Yoğun bir gün olmasına rağmen geç te olsa yetiştim etkinliğe. 


Hem tüm blogger arkadaşlarımı bir arada görmüş oldum, hemde sürekli tatlısını yediğim Nevalenin diğer lezzetlerini de deneme şansım oldu.


İçli köftesinden , soslu misket köfteye, paçanga böreğinden kuşbaşılı pideye, salatadan, minik tuzlu atıştırmalıklara kadar her bi şeyden yedik.
Sabah 6 da kahvaltı etmiş biri için bu tam bir ziyafetti.
İçine kalori de koymamışlar üstelik. Kilo aldırmaz garantisi varmış. ( bu kısmı kendi içimi rahatlatmak için yazdığım doğrudur) 


Sunum önemli benim için biliyorsunuz. Öyle tencerede pişir, kapağında yedir yok bizde. Tabiatıma aykırı bi kere, elimde değil. 
O yüzden önce sunumu vurmalı beni. Gözümü doyurup sonra mideme hitap etmeli. 
Gerekirse yer sofrasına da çömelip oturur, tahta kaşıkla da yerim o ayrı. 


Benim için ziyafet değerindeydi dedim ya. Tuzlulardan sonra acı kahvelerini içip tatlılara geçtik.
bu kadar güzel poz verebilen tatlı yetiştirmemiştir kimsecikler.
Aman o tatlıların boy gösterisi  güzellik yarışmasında sahneye çıkan miss world adayları gibiydi.


Yedik mi derseniz evet yedik. her pastadan geldi masamıza. Azıcık ondan , azıcık bundan derken toplamda kaç pasta yediğimi saymaya ben utandım şahsen.
Ki tatlı konusunda efsaneyimdir. Bilenler iyi bilir.
Tüm bunların sonunda , sadece benden beklenebilecek bir soru da sormayı başarabildi bu bünye. 
Şerbetli tatlılarınız yok mu Ayşecim? Bi baklava , bi havuç dilimi????
Ayşemin nutku tutulmuş  ve olduğu yerde kalmıştı.  Cevap vermesi uzun sürmedi.  
_var Elifim, getiririm şimdi, sen yiyebilir misin onu söyle  dedi.
Bende dedim ki; 
_ tatlı içimizi baydı yok mu şöyle tuzlu bişeyler? ( oysa ki milyon çeşit tuzludan sonra gecmistik tatlılara)

Midem iflas etmeden oradan ayrılmalıydım.
Yoksa gördüğü her üründen tatmak isteyen bu nefis , benim sonum olacaktı. 
Teşekkürlerimi sunup, oradan çıktım. O ana kadar herşey iyiydi.
Ancak arabaya bindiğimde, vicdanımla başbaşa kalmıştım. 
Şimdi bu vicdan azabı ve pişmanlık kaç gün sürecekti? 

SONUÇ: pişmanlık yaşamaya bile razı olacağınız kadar güzel ve elitti herşey. 
Hemen şimdi gidin bence...
Devis pasta yiyin.ben en çok onu sevdim. 
Yazan: tatlı günün mutlusu