GEL KATIL BİZE :)

31 Ekim 2011 Pazartesi

BU FOTOĞRAFLAR 29 EKİM 1999 TARİHİNE AİT...LÜTFEN OKUYUN...

 17 AĞUSTOS depreminin acıları taze...
o zaman yeni öğretmen olmuştum.
gönüllü öğretmenlere ihtiyaç var denildiği anda koştum gittim.
yer :
DEĞİRMENDERE MEHMETÇİK ÇADIR KENTİ.

tarih:
28 EKİM 1999 GECESİ

mehmetçiğin verdiği çadırda, soğuğa direnerek, uyku tulumunda ve yerden bir karış yükseklikteki kızakta yatıyorum.
yüzümde tebessüm....
çünkü yarın 29 ekim CUMHURİYET BAYRAMI....

BE BİZ O ACILARA RAĞMEN, ANNESİZ BABASIZ EVSİZ, EŞYASIZ, HENÜZ YARALARI GEÇMEMİŞ ONCA İNSANLA KUTLADIK CUMHURİYETİ.....


sadece okullar, sınıflar mı süslenir....
bakın çadırları süsledik biz...
kucağımızda yavrularla....
onlara umut vererek...
soğuğa rağmen, gözyaşına rağmen....

benimle birlikte oraya gelen bir çok öğretmenle el ele vererek, çocuklara çöp torbalarından kostümler yaptık.
bayraklar yaptık.
hemde ne kırtasiye vardı, ne imkan.
ama CUMHURİYET BAYRAMIYDI BU...
TÜM ACILARA İNAT KUTLANMALIYDI...

o gün o şartlarda kutladık.
her şeye rağmen.

çünkü biz CUMHURİYET  GENÇLERİYİZ.....

28 Ekim 2011 Cuma

DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ 3........ AMA DAHASI VAR....

 sevgili güneş ile olan dostluğumuza ve samimiyetimize dayanarak,
ondan biraz daha kalmasını istedim.
doğum günü çocuğuyum ya,
o kadar dilek hakkım olmalı dedim.
güneşle aşkımız başkadır.
kırmadı, dışarıda, bahçede bir parti için göz kırptı bize...
yanımdaki bayan Gülşah....iki çocuk annesi demeye bin şahit lütfen....

 bu hoş hanım da Eminecim...
o gün bizi hayran bıraktı kendine.
hepimiz doğal halinin çok daha güzel olduğuna karar verdik.


 işte Gülşahımın yakışıklıları....EFE VE YAĞIZ...............

 Hülyacım.
zarif ve naziktir.
o da iki çocuk annesi.
ama maşallah yani...

 işte pastanın masaya geliş anı....
ve o anın hatrına çekilen toplu fotoğrafımız....
İYİ Kİ ÇALIŞIYORUZ GRUBUMUZ daha önce de paylaşmıştım.
hatırlayanlar  vardır....

Hülya'nın  rüzgardan sönen mumları hayata döndürme çabaları......
mutlaka üfletecekler yani...
ama rüzgar benden önce davrandı  çoğunlukla...

 sonunda ben galip geldim ve rüzgardan önce söndürdüm mumları....:))))

 işte bizim yavrularımız......
onlarda çok eğlendi.....

 bakıyorum da etrafımda gerçekten çok donanımlı ve temiz yürekli arkadaşlarım var.
hani birbirinin yüzünü güldürmek için fırsat kollayan...
art niyetsiz...

booool booool F vitamini alıyoruz birbirimizden.
(dostlarla edilen sohbetlerden alınan keyifler,güzel geçen zamanlar ve yaşadığınız mutluluk F vitamini veriyormuş insana)

 Burcu, hem komşum, hem arkadaşım, hem meslekdaşım......



tesadüfen karşılaştığım çok sevdiğim arkadaşım ELİF YILDIRIMÇAKAR da , doğum gününün bir parçası oldu....


doğum günüm 25 ekim...
ancak günlerdir kutlamalar, mesajlar, hediyeler bitmek bilmedi....

bu günün süprizi ise
Ayşe den geldi...
ne mi?
KÖY BAKLAVASI....

yorumlarınızı okudum.
hepiniz iyi dileklerde bulunmuşsunuz.
ailenin sıcaklığına değinmişsiniz...

çok şanslıyım ve çok mutluyum...

buraya ekleyebildiklerim sadece fotoğraflayabildiklerim.

birde objektife yansımamış , ama çok mutlu eden anlar var ki ,
yolda, okulda, telefonda, face te,
annemin apartmanında,

öyle dilek ve dualar ile sıvazlandım ki....

bu dünyanda, öbür dünyanda cennet olsun dediler,
gözlerinden sadece sevinç gözyaşları aksın dediler...

gözlerimden öpüp, bağırlarına bastılar...

en çok ta benim için yapılan bunca güzel şey,
bunca sevecen yürek mutlu edip duygulandırdı beni...

insan bazen inanamıyor....
tüm güzellikler, iyilikler,
tüm emek ve çaba,
etrafımı saran bu sevgi dolu yürekler için
hep şükrediyorum....

gözlerim doldu yahu....

çok daha güzel günler sizlerin olsun....
anı kumbaram doldu taştı yine....

iyi ki varsınız...
yüzünüzü görmesemde, size dokunamasam da sesinizi duymasam da,
sizi seviyorum...
mutluluğumu paylaştığınız gibi derdimi de paylaşacağınızı biliyorum...
hepinizi sevgiyle kucaklıyorum....

melekler hep yanınızda olsun :)

27 Ekim 2011 Perşembe

BU DOĞUM GÜNÜMDE KAÇ PASTA KESTİM, KAÇ MUM ÜFLEDİM SAYAMADIM İNANIN...HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDERİM...

bu yıl doğum günüm çok renkli ve bol kutlamalıydı.
çoğu da süpriz kutlamalardı.
yanımda görmek istediğim herkes bir şekilde yanımdaydı.
sevdiklerim kendilerini en güzel ifade ettikleri şekliyle kutladılar ve sevgilerini dile getirdiler.
olmak istediğim yerde, olmak istediğim kişilerle birlikteydim.
bu denli önemsenmek, bu denli düşünülmek,
ve sevdiklerimin beni mutlu etme çabası beni çok duygulandırdı.
buradan yazan tüm arkadaşlarıma,
arayan, yanımda olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum...
şimdi sadece 2 kutlamayı paylaşıyorum...
devamı var...
ama bir sonraki posta saklıyorum...
benim için iyi dileklerde bulunan,
günüme bir şekilde dahil olan,
beni yalnız bırakmayan herkesle ,
bir şekilde yollarımız kesiştiği için 
şükrediyorum.
böyle bir aileye sahip olduğum için,
sevgiye doyurulduğum için,
daima yanımda, arkamda bana her anlamda destek oldukları için çok şanslıyım...
ve işte objektife yansıyanlar.


 kırmızı şarap eşliğinde loş bir akşam yemeği....ve süpriz pasta...


 pastamı doğum günümü kutlayan  herkesle paylaşıyorum buradan....

                                                           evin erkeklerinin süpriziydi....

 oğlum en güzel dilekleri ile kutladı. hemde defalarca.bir gün önce , bir gün sonra, ve o gün....anne dilek tut ama kimseye söyleme yoksa olmaz....:))

 ve nezaketen konmuş 3 mum söneeerrrr....her mum 10 yıla tekabül etsede yaşıma yetmedi...



BU DA İKİNCİ KUTLAMA.......ANNEMLERDE......



 hadi Elif bekliyoruz diyen bir telefon...
6 dakikada annemdeyiz...

hazırlıklar yapılmış,
lambalar söndü...
mutfakta bir telaş...

İYKİ DOĞDUUUN ELLİİİİFFFFF

yandık bu defa mumlar çoook.
asil yine dilekler diletti...

 sonrası gırgır şamata...
kahkahaların havada uçuştuğu bir gece...
gecenin güldürü kahramanı kardeşim tabiii...

 şımarık işte....
doğru durduğu bir foto yok...

 bu da hayal gücünün ne kadar geniş olduğunun göstergesi...
bacağımı gitar yapıp,
elif dedim beeee dedim şarkısı  pardon türküsü söylüyor.
tabi ben bacağımı kurtarma çabasındayım...

 burada fotoğraf flu ama yinede koymak istedim.
annem benim yanağımı sıkıyor.
seviyor yani...:))
kardeşimde annemin yanağını...
öyle ailece saadet içinde sevgilerimizi sunuyoruz.
çok eğlenceli bir aileyiz çoook.

 bu küçük hanım yeğenim.
abimin kızı baharımız...
asil kaptırmış kendini eller havada oynuyor...
işte beni kocaman saran bu bey benim abim...aramızda en ağırbaşlı, en beyfendi O dur...ama güven verir...

 anne ve baba yavru kartalın kanatları altında...

 bunlar hediyelerim...sadece bir kısmı...

doğum günü sabahımda kargodan gelen telefonla merak içinde koştum kargo şirketine.
kocaman bir koli bekliyorum aslında...
keçe gelecek bana diye...

kadına tarif ederken ,
küçük kolilere bakmayın hiç. büyük bir kargo bekliyorum diyorum.
görevli bayan arıyor  ama yok...
sonra görevli beyden yardım istiyor...
beyfendi kargoyu buluyor.
bir bakıyorum beklediğim kargo bu değil.

sonra dannnnkkkk ediyor...

İPEEEEKKKK....:))))

Heyecanla oracıkta açıyorum hediyelerimi...
aç aç bitmiyor ki...

her hediyede bir not...
en güzel kısmı da bu sanırım...

herşey  o kadar ince düşünülmüş ki...
hele yazdıkları o kadar duygulandırdı ki beni...

iyi ki var,
iyi ki bu kadar canım oldu...
günün ilk süprizi yine ipekti...

daha hediyeler var ama bazıları özel :))
onları  kombinledikçe göreceksiniz...




bunlar okula gelen çiçeklerim...
teşekkürlerimi sunuyorum evin nazik beylerine...

3 Ekim 2011 Pazartesi

CANLI YAYIN ...SAKİN VE POZİTİFTİ HERŞEY...

 yayın bitti....
telefonumda mesajlar birikmiş yayın boyunca...
oysa pek haber vermedim kanalı ve saatini...
tesadüfen izleyen bir çok arkadaşım mesaj göndermiş...
yayın bitiminde kendimi bir kahve ile ödüllendirdim yine...

akşamın güneşi okşarcasına son dansını yapıyordu nesneler üzerinde...
beni de kattı içine...
gün batımı ...
en sevdiğim haliyle bana göz mü kırpıyor ne...

 bir yanda pişen pizzaların kokusu,
diğer yanda enfes bir müzik ziyafeti...

 geri sayan kameramanlar...10-9-8-7-......

bende tatlı bir heyecan...:))

 ve program ...
sanki öyle kahve içmeye davet edilmişim de ,
başbaşa sohbet ediyormuşuz gibi...
keyifliydi...


ezgicimmmm....
ilk canlı sunduğu programı hatırlarım...
öyle neşeli ,sevecen ve içtendir ki...
program süresince tekrarladı durdu...
yine gelmeye söz ver diye...

ben de büyük keyif aldım...
arayan ,
güzel dileklerini ileten, mesaj gönderen, buradan yazan herkese çok teşekkür ederim...

omuzuma gönderdiğiniz melekler kulağıma güzel şeyler fısıldayıp durdular...

heyecanlarımı , mutluluklarımı buradan içtenlikle paylaşan tüm arkadaşlarım, okuyanlar, yorum bırakanlar,
iyi ki varsınız...

bu arada Zeynepçim,
İpek'im
Ayşecim

yanımda olduğunuz için ,
kıvanç duyduğunuz ve beni şımarttığınız için teşekkür...

daha yolumuz uzun...
çoook güzel şeyler bekliyor bizi...

eyyy hayat...
tadını çıkarmam için bana sunduğun tüm fırsatlara minnettarım....

30 Eylül 2011 Cuma

MİNİKKUŞUM KOCAMAAAAAN TEŞEKKÜR ETMİŞ. PAYLAŞMAK İSTEDİM...

ŞU blog alemine gireli 3 seneyi geçti...bir sürü arkadaşım oldu yüzünü hiç görmeden gönül bağı kurduğumuz...
takip ettiğim , hayatlarına dair bir sürü şeyi bildiğim,derdini , sevincini paylaştığım...
bazen yerini yurdunu bilip te yanına gitmek istediğim, sarılıvermek istediğim arkadaşlarım oldu.

son dönemde sıcacık kişiliği, ilginç fotoğraf detaylarına, renklerine, dünyasına, kızına sevgisine hayran olduğum,
mutlu, güler yüzlü, objektifle dost minikkuş ile sıkı bir bağ kurduk.
saks mavisi  bizi yakınlaştırdı sanki :))
nerede saks bişey görse bana mail attı üşenmeden...

hasır bileziğini bulduğu gün,
çiçekli bebekli rengarenk kolyesini taktığı gün,
fırfırlı bişey giydiğinde, püsküllü bir şey taktığında ,
sağa sola sallamaktan aldığı zevk,
nesnelere yüklediği anlam o kadar aynıydı ki benim heyecanlarımla...
kendim gibi birini bulmuş olmaktan çoook mutlu olmuştum...
hele o gölge oyunları yaptığı post var ya çok ilgi çekiciydi...
ve ben her gün bakar oldum  bloğuna...

sonra yakaların ilk değişik denemesi geldi aklıma.
bunu ilk kendime değil de minikkuşa yapmalıyım diye geçti içimden...
çünkü çok güzel taşıyor aksesuarları...
aksesuarların bu kadar yakıştığı bir diğer kişi de wear a smile ...
onunda bilekliklerine bayılıyorum...

minikkuşa istediği renklerde bir yaka yapıp gönderdim.
mutluluğu beni kat ve kat mutlu etti...
kutuyu açtığı andaki ifadelerini merak ederim hep insanların.
o yüzden de verdiğim hediyelerin benim yanımda açılmasını isterim çoğunlukla...
çünkü ilk ifade gerçek olandır...

minikkuşum ince düşünüp hepsini fotoğraflamış ve bir post hazırlamış....

beni de KEÇE PERİSİ ilan etmiş...
pek bi sevdim ben bu peri kelimesini...
yeni projeme isim bile olur vallahi...

KEÇE PERİLİÇE....

SİZLERDE MİNİKKUŞUN HAZIRLADIĞI POSTU ZİYARET ETMEK İSTERSENİZ...buraya tık tık

19 Eylül 2011 Pazartesi

İLK DERS VE ELİF ÖĞRETMEN :))

 GECE HİÇ UYUYAMADIM BİLİYOR MUSUNUZ?
çok heyecanlıydım.
dön o yana, dön bu yana...
yok olmadı bi türlü dalamadım.
sabahın ,
ilk dersin heyecanını taşımak ,
ilkokul çocukları gibi heveslenmek,
mutluluk ve heyecanın karışmış hali...

sabah hemen giysi dolabının başına geçtim.
dedim ya bu gün hoca hanım modunda olmalıyım diye...

ceket vazgeçilmezim benim.

işte böyle çıktım evden.
okula vardığımda ,
öğrenciler gülüyor, öğretmenler gülüyor.
veliler heyecanlı.

gözler üzerimizde.

veliler inceliyor, soruyor birbirine öğretmenleri...

biz sınıflarımızın başında bekliyoruz.

sonra ilk ders

heyecanlıydım.
ders programımda 7. sınıflar vardı ilk derste.
geçen yıldan tanışıyoruz tabiii...

sınıfa girdim
ooooooooooooooo
sesleri...
şımarıklar sizi dedim.
iltifatların bini bi para...
daha durun...daha not dönemine çok var...

hepinizin burnu uzadı pinokyolar siziiii
dedim...

iki ders sonunda iki ders boşluğum vardı.
evi aradım ayten ablam hazırlamış kahvaltıyı...
koşarak eve geldim.
söylemesi ayıp evimle okulum karşı karşıya da...:))

balkonda okula karşı bi kahvaltı.
zil çalarken gittim okula.
son iki ders 6. sınıflara.
yeni tanıştık.
ama tedirginler...
alışırız bir kaç ders sonra...

sonra ASİL PAŞAMı
okuluna götürmek için çıktım.
annem canım...heyecanlıydı.
dua etti.
hayırlı bir yıl diledi.
yeni cicilerini giydi...
bindik arabamıza ve okul...
ayyy arkadaşlarıyla ne özleşmişler...
ama sohbet şu:

sen gta oyununda kacıncı level desin???
ve benzeri...
erkekler işte...
tatil nasıldı falan yok...

sıraya girdiler.
öğretmenleri geldi.
iyi bir yıl dilekleri ile sınıfa çıktılar...
bende geldim size sıcak haberleri yetiştirmeye...
kursum var malum...

birinci mesai bitti.
sabahtan bu yana neler sığdırdık...
şimdi kurs zamanı...
yani ikinci mesai...

sabah ipeğim her zamanki inceliği ile iyi dileklerini sunmuş elif hocaya...
mesajı gülümsetti beni...

en şık öğretmen kesin sen olmuşsundur yazmış dileklerinin sonuna...
şımartıyor beni...
güzel bakan güzel görürmüş kuzuuuuu...

hala enerjim tavan yapmış devam ediyor.
dileğim tüm yıl sürmesi...

şimdi keçe zamanı...

minikkuşuma özel bişey çalışıcam ben...

çünkü nesnelerin ruhu olduğuna inanan ender insanlardan...

hemde kimsede olmayan bişey...süprizzzzz......

2 Eylül 2011 Cuma

BURSA PARK MAGAZİN DERGİSİ EYLÜL SAYISINDA DA ELİF ŞAHİN:))





 Park magazin dergisi daha önce de ,
DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE
BURSA'NIN BAŞARILI 10 İŞ KADINI ARASINDA SEÇMİŞTİ BENİ...

o zaman çok büyük bir süpriz olmuştu benim için.
atölyeme gelip , kocaman şemsiye gibi siyah aletlerle, kocaman ışık sistemleri ile özel bir çekim gerçekleştirmiştik...

bu akşam bu yayından haberim oldu.
bayram üstüne bayram oldu benim için.

çok sevindim.

geçen yıl müfettiş geldiğinde (her öğretmen gibi biraz tedirgin olmuştum)
ama biri benim faaliyetlerimi fısıldamış olmalı ki...
müfettiş bey bana ;

kim olduğunu  ve nasıl işlere imza attığını biliyorum elif hocam.
müdürünüze de söyledim elinde cevher gibi öğretmenler var , kıymetini bil dedim ....
demişti.

ben o zaman toplam kalite ile ilgili faaliyetlerimi kastettiğini düşünmüştüm...
sonra müdür bey beni çağırıp ,

hoca hanım senin elin baya becerikliymiş , nasıl bişey bu uğraştığın???
okulda bunun kursunu açar mısın 


dediğinde anladım keçeden bahsettiğini...

hiç soramadım ne müdür beye ne de müfettiş beye nereden duyduklarını...

ama çok mutlu olmuştum...

bu sayıda park magazin dergisi yine tam sayfa yer vermiş bana...
tüm ekibin ellerine sağlık..
ve tabiki kocaman teşekkür ediyorum.
bunlar benim takdir, teşekkür belgelerim gibi...
çalışmaya , üretmeye nasıl teşvik ettiğini anlatamam size..



YORUMLARINIZI BEKLİYORUUUUUMMM

31 Ağustos 2011 Çarşamba

ve HİGH LİFE DERGİSİ DE BU AY BİZE YER VERMİŞ....



 İŞTE bu da bursanın en çok okunan magazin dergilerinden HİGH LİFE...burada da yer verilmiş olmasına çok sevindim.
haber içeriği itibari ile aynı.
ama memnun edici...
yaptıklarımın farkediliyor olması,
haber değeri taşıyor olması çok sevindirici...

 eylül sayısı...



                                                   fotoğrafı büyütmek ve okumak için lütfen üzerine tık tık...


kültür bakanlığı için gerekli doneler bir bir toplanıyor.
son bir hamle kaldı yapılacak...
sıra ona geldi...
:)))
ayrıntılara girmiyorum hiç...
süprizi kaçmasın...

25 Ağustos 2011 Perşembe

BURSA BASININDA ES TASARIM...MUTLULUĞUMU SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTEDİM

Bir kaç hafta önce TRT nin OKUL kanalında ANNE_ÇOCUK programına konuk olmuş ve bunu sizlerle paylaşmıştım.
çarşamba sabahı gelen bir telefonla dergideki haberi duydum. koşarak aldım marketten.
sevindim...çabamın ve emeklerimin takdir görmesine, yer verilmesine sevindim...
ve bunu sizinle paylaşmak istedim...


burada hiç tanımadığımız insanlarla duygularımızı, gözlemlerimizi, heyecanlarımızı, hayatımızı soframızı, mutluluğumuzu, üzüntülerimizi paylaşıyoruz.
tanışıyoruz...
yeni dostluklar kuruyoruz...
sabahları heyecanla açıyorum inanın.

yorumlarınızı okumaktan,

paylaştıklarınızı izlemekten,
sizlerle iletişim içinde olmaktan çok mutluyum.

her bırakılan yorumun insanı nasıl mutlu ettiğini hepimiz biliyoruz...
iyi ki böyle bir iletişim ağımız var...

sevgiyle kalın...:))

23 Ağustos 2011 Salı

HAYATA BIRAKILAN AYAK İZLERİ...

Bir yandan ürün yapıyor diğer yandan düşünüyordum.
neden bu kadar çaba elif diye...

çık gez dolaş diyorlar,
komşularım , ailem gençliğinin kıymetini bil diyorlar...
bu sağlık, bu yaşlar geri gelmeyecek diyorlar...

eşim de uğraşma artık, kurs verme, yorma kendini diyor...
peki neden durmaksızın çalışıyorum diye soruyorken buldum kendimi...

konu maddiyat değil, yani cevap para değil...
takdir edilmek mi ?
hayır oda değil.
takdir beklentimi doyuralı çok oldu inanın.

cevap galiba ayak izleri...

yaptıklarımı satmak bile istemiyorum aslında.
hediye edeyim, insanlarda bana dair bişeyler bulunsun ,
güzel duygularımı taşıyan ürünler onlara renk katsın ...
paketleri açtıklarında mutlu olsunlar,
o güne yansısın ve günleri güzel geçsin...

hayatta çok şükür ki isteyipte yapamadığım bişey olmadı.
hani içimde ukde kaldı dediğim bişey yok.
almak istediğim, gitmek istediğim, başarmak istediğim ne varsa ucundan kıyısından ulaştım.

bunun için daima şükrettim.

ama oturduğum yerden beklemedim olsun dileklerim diye.
hep çaba harcadım...
çalıştım, sabrettim...
ve hep iyi işler yapmaya gayret gösterdim...

hayat bir yolsa,
ve bizler birer yolcuysak,
yolda yürürken bıraktığım izler, iyi şeyler olsun istedim.
Asil benden sonra, beni anlatırken gururla anlatsın istedim.
ailemin, arkadaşlarımın dostlarımın kıvanç duyacağı biri olmak içindi çabam.

bunu yaparken , üretmenin bana verdiği mutluluğun farkına vardım.
üretirken yoluma çıkanlarla kurduğum dostluklar en büyük kazançtı belkide.

yaptıklarım sadece araç oldu, vesile oldu iyi şeylere...

diğer yandan kendime doğru bir yolculuk başlattı.
tanıştığım insanların bana dair söyledikleriydi bu yolculuğu başlatan şeyler...

bana beni anlattılar...bazıları bir kaç cümle kurdu,
bazıları hissettiklerini anlattı.

bana atölyenin çok pozitif bir havası olduğunu söyledi kursa gelen hemen hemen herkes...
gelmek ve gitmemek istediklerini...

zamanın burada daha hızlı aktığını...
nasıl geçtiğini anlamadıklarını...

sonra haftada bir görüşmek yetmez oldu.
telefonlarla, sonra dışarıda bir çay , bir kahve bahanemiz oldu...

sevdiğim her şeye emek verdim...
ve emek verdiğim her şeyi sevdim....

galiba emek verdiklerim de beni sevdi...

ben kendimce doğru bildiklerimi yaptım,
içimden gelen sesi dinledim.
yürekten çıktıysa eğer o doğru demektir dedi şirin baba..
ben hep bunu uyguladım...

bazı şeylerin üzerini bir kalemde çizmek mümkün değildir...
birine zarar vermek , emeklerini yok etmek kolay değildir.
geçmişe yönelik yaptığı onca iyi şeyi silemez kimse...

insanları tek bir söze, tek bir yargıya göre değerlendirmez kimse...

yani;

aynası iştir kişinin lafa bakılmaz....


geriye dönüp baktığımda bıraktığım izlere bakıyorum da su gibi berrak...
saydam...
olumlu, güzel işlere imza attım hep...
boş şeylerle uğraşacak zaman bırakmadım asla kendime...
beni tanıyan , yakından tanıyan herkes bunu iyi bilir...

şimdi geleceğe bakıyorum...
ve hedeflerime...

eğer ben o işleri hedef tahtama almışsam , başarmışım demektir...
belki erken, belki geç...
ama sonuç önemli olan...

çok güzel şeylere doğru atıyorum adımlarımı...
bunu yaparken,
hedefe doğru koşarken,
kimsenin çiçeklerini ezmiyorum.

kendime açtığım yolda yürüyorum.

baktığım yerde ışık var.
güneş var,
aydınlık var...

yolum ne kadar sürer bilmiyorum...
ama bıraktığım izler daima iyi işler olacak...
işte bu yüzden çabam...

ve bu yüzden son nefesime kadar emek vermeye ve sevmeye devam edicem...

bu yolda yürürken yanımda olmak isteyenlere, dostlarıma, aileme , ve en önemlisi oğluma sonsuz ayırdığım yer...
ama uzaktan izleyen herkese İYİ SEYİRLER......