GEL KATIL BİZE :)

23 Ağustos 2012 Perşembe

SENDE YAŞLANMAK İSTİYORUM EGE...(BAYRAM TATİLİMİZ)

hava güzel...
birde üzerine bayram havası,
birde hala yaz tatilimin sürüyor olması ile,
izin derdim olmadan yine ege kıyılarına kaçma vaktidir deyip çıktım yola...



yola çıkmadan bayram sabahı ailelerimizle bayramlaştık.




bayram kombinimi doya doya giyemeyeceğim için,
son iftar gecemizde de aynı elbiseyi giymiştim.
şıklığı kırsın diye jean mont ile kombinledim.

yine keçesiz olmaz deyip bir yaka çiçeği konduruverdim..



susurlukta kahvaltı...
yörsan tabiki..
bir ara yasa tesislerine uğrar olmuştuk.
ama baktık ki yörsan daha sistemli..








akhisarda molaaaaaaaaa..

okuyanlar bilirler.
köfteci ramiz ile olan bağımızı :)))

salatalarına hastayııım..

kekik salatası yapıyor.
denemelisiniz.




ve işte palmiye iklimi...

benim bu ağaçların olduğu şehirlerde yaşlanma isteğim her geçen gün büyüyor.
bir gün tayin isteyip gidivericem...

eğer bir şehirde deniz varsa,
daha ılık, daha relax,
kültürlere daha açık, daha gelişmiş, 
ve daha sanat dolu oluyor.

herşeyden öte güneşi ve iklimi  beni çekiyor,
denizini söylemiyorum bile..




ve izmir kıbrıs şehitleri caddesinde leman kültürde verdik molamızı...

bir kahve molası.
öyle acelemiz yok.
sakin sakin geze geze gidiyoruz.




artık imkanım oldukça izmirdeyim...
kah izmir, kah manisa,
kah bursa...



sokak sanatları atölyesinin gösterilerini izledik.
oldukça başarılı...



yine kıbrıs şehitleri caddesindeki sevinç pastanesinden dondurma yemesek olmazdı...

en son kış aylarında gelmiştik ipekimle...



ve yollar yollar yollar...



seyahat etmeyi neden bu kadar çok sevdiğimi bilmiyorum.
ama yıllardır yola çıkıcaz dendi mi beni bir sevinç bir heyecan kaplar.

şimdi mardini, urfayı  maraşı görmeyi istiyorum.



ve nihayet varış noktasına yaklaştık.

ben gittiğim yerler konusunda çok sadığımdır.
alışveriş yaptığım mağazalar konusunda, kuaför konusunda, hatta benzin istasyonu konusunda bile öyle.

otel konusunda da 
memnun kaldıysam bir yerden,
tekrar tekrar aynı yere gidebilirim.



asilin türkiyenin disneylandı  dediği yer...



ve yine işte akşam üzeri deniz...
gün batımı...




birinci günümüz yolda geçtiği için,
ikinci günü gezi planı düzenlemeye ayırdık.
güzergahımız

meryem ana...

döne döne çıktık...
nasıl bir kalabalık of of of...




akın akın geliyor insanlar.
çoğu yabancı.



sıralarda bekledik...
dilekler diledik, dualar ettik..



mumlar yaktık:)
topluluk psikolojisi diyelim ...





bir de meryem ana suyu diye bişey var tabi..
elini yüzünü yıkıyorsun,
dua edip o sudan içiyorsun...
doldurup götürenler de yok değil..
:)))



içilir demişler içtik...



meryem ananın bulunduğu yere çok defalar gittim.
çocukluğumun geçtiği yerler.
her defasında o mevkiyi çok huzurlu ve rahatlatıcı bulmuşumdur.
yine yine, yine öyleydi..



ve dilek notları.
dileklerini yazıyor ve o duvara bağlıyorsun...
allaha çok şükür herşeyimiz var da,
insan oğlu işte dilemek istersen ,
dilenecek çok şey bulursun.
ben sağlık diledim..





meryam ana modundayım :)






ve efeste olupta heykelleri çekmesek olmazdı.
efese o kadar çok gittim ki,
artık efes harabelerine gitmek bana pek cazip gelmiyor.





yine evimdeki duvar için minik objeler aldım.
her gittiğim yerden  bir şeyler taşıyorum bu duvar için.





üçüncü günümüzü şirince için ayırdık..
asıl adı ÇİRKİNCEymiş aslında.
ama şirin mi şirin bir yer olduğu için sonradan şirince denmiş.



yine döne döne çıktık...
amanııınnn 
hiç yer yok,
otoparklar tıklım tıklım dolu...




her yer zeytin ve şeftali bahçesi..





şirincede en güzel takıları bulunca hemen hucum ettim tabi..
oldukça başarılıydı,
el emeğine saygım sonsuz.
özellikle ince işçilik yapılmış ve gerçekten estetik anlamda özgün tasarımlar yapılmışsa
o insanlar eli öpülesi geliyor bana...

ÖZLEM VARDAR ' da onlardan biri.

kendisine ulaşmak isterseniz,
mail adresi şöyle...
ozlem-v@hotmail.com

gerçekten başarılı tasarımlara imza atmış.
ben çok güzel iki ürününü aldım...








arkamda gördüğünüz elbiseler şilebezi.
çocukluğumdan itibaren severek giydiğim, üzri kaneviçeli, ya da dantel detaylı, ferah, serin ve sağlıklı bir giysidir.
tadını çıkara çıkara tükettim bunlardan...




ve giritli şarap evindeyiz...
daha önce bir bagaj dolusu getirdiğimiz şaraplarım meyveli olanları var.
en güzeli ise bence
KARADUT...



EEE ACIKTIK CANIM...
hemen güzel ve tavsiye edilen bir lıkantaya girdik.
bülbüller ötüyor.
fonda zaranın son albümü..

hafif bir esinti,
ve ege yemekleri...



odun ateşinde pişen herşey o kadar leziz oluyor ki...



bu dekora alaçatıyı anımsatıyor...



çöp şiş...
topçu çöp şiş kadar olmasa da ,
gayet güzeldi.
bunları böyle 5er 5er dizmek te ayrı bir sabır işi...



kabak çiçeği dolması...

severiiim...
annem daha sabah seherinde pazara giderdi bunu bulmak için.
öğleye kadar kapanır çiçekleri.



ve zeytinyağlı sarma..
tazeciiik...



gözleme ...
içinde ne istersen var.
ama patlıcanlısını tavsiye ederiim..



ve tabiki dibek kahvesi..
yorgunluğu aldığı tarafımdan onaylanmıştır...



hala eski adını yaşatanlar da var..
ÇİRKİNCE...


Bu fotoğraf bana özel..
pekmez konulu...
kan olsun can olsun diye :))

malum kış geliyor.
yine üşümelere başlamadan kendime vitamin depolamalıyım...



ve dördüncü gün...
dönüş günü.
gidişler güzel de şu dönüşler olmasa...

giderken yol bitmek bilmez.
dönerken nedense geçiverir zaman...



değirmenim kusur kalır deyip bir de değirmen aldım.
orta boylusundan.
arabada ayaklarımı koyacak yer kalmayıncaya kadar doldurulur mu arkadaş...
doldurulur valla...

güveç mi istersin, değirmen mi,
hediyelik eşyalar mı?
can simidine kadar her şeyimiz mevcut...



dönüşte ramize uğramadık.
kuş adasının meşhur börekçisi dildade börekte doyurduk karnımızı...
ama bir tatlı molası çekti canımız.
ve susurluk outletlere girdik.

aman allahım mudoya bir bakayım dedim...
maaş hesabımda ne varsa gitti.
bazen bir tatlı diye uğradığın yerler insanın canına okuyor.
durmasaydık girmzdim, girmeseyik görmezdim, görmeseydim almazdım...
ama iyi ki almışım be...
:)))))))))



outletlerin ortasına kurmuşlar havuzu.
balonların içinde çocuklar...
asilim eksik kalır mı?

böyle bir tecrube kaçar mıymış?

piki dedik artık napalım...



hava yetmezse diye aklım çıksa da ,
asil eğlendi.
asile bakarken tedirginlikten, tatlı mı beni yedi ben mi tatlıyı yedim anlamadım...

Allah korusun oksijen alamazsa boğulabilirler...


bir tatil serüveninin de sonuna geldik.
bayram da bitti..

bugün kıyafetlerimden resmi olanları çıkarıp ütülemekle meşgul olmayı düşünüyorum.

öyle pijama pantolonlara, mis mini eteklere , kolsuz bluzlara son..
hoca hanım moduna dönmek lazım artık.

şimdi yine her sabah bu gün ne giysem kabusu başlıyor.
ben iyisi mi bu günden itibaren her güne bir kombin yapıp asayım ...
öyle kolay oluyor.
askısıyla alıyorum.
kombinin hepsi tek askıda.

etek, bluz, takı, çorap, flar, giydiriyorum  askıya.
sonra onun altına o mu olsa demiyorum...

pek pratik oluyor. çalışan hanımlara önerilir.

ben tatili seviyorum da,
okulumu arkadaşlarımı, öğrencilerimi de özlüyorum ya...
bu yaz iyi dinlendim.
için dışım, sırtım, omzum belim,
tenim, ruhum dinlendi.
ayrık otlarını temizledim içimdeki seradan...
şimdi yeni bir eğitim öğretim yılına hazırım...

bakalım kurban bayramında havalar nasıl olacak?
görüşürüz yine... 
öptüm...



2 yorum:

  1. Gecen yaz ki tatlimiz geldi aklima. Deniz deyince Ege gelir aklima. Şirince köyü, meryem ana evi, efes gecen yaz bir gunun rotasi idi.

    YanıtlaSil
  2. İnsanı hem tatile hemde yemek yemeğe imrendiren harika bir post olmuş. Ben esas Şirince şaraplarında takıldım kaldım. Şeftelilisini öyle severim ki anlamtamam:))

    YanıtlaSil