GEL KATIL BİZE :)

31 Ağustos 2012 Cuma

İYİ Kİ DOĞDUN ASİL OĞLUM....


okuyanlar bilirler.
teknoloji delisi bir oğlum var.
son teknoloji ne varsa onun peşinde.
son dönemde ipad ister olmuştu.

son karne paraları ile odasına plazma tv almış, bilgisayar monitörü olarak kullanmaya başlamıştı.
sonrasında kablosuz klavye ve mouse alıp kendi
yatağına oturup, televizyon izler gibi kucağında klavye , dizinde mouse duvarda tv keyif yapar hale gelmişti.
gel gör ki,
bunlar ile yetinmeyip,
bir de ipad sevdasına düştü.



tüm ısrar gücünü kullandı üzerimizde.
biz de 30 ağustos günü dünyaya gözlerini açan biricik oğlumuzu daha fazla üzmeyip,
anne baba ortak girişimi ile 
doğum günü hediyesini aldık.



bu kareler hediyesini açtığı anlardaki hali..



şimdi gayet mutlu.
bakalım bundan sonraki teknolojik isteği ne olacak?

bir ömür şanslı, sağlıklı ve mutlu bir hayatı olmasını diliyorum annesi olarak.
5 eylül de dünyaya gelmesi gereken bebeğimi,
hem Atatürkçü bir genç, hem de bir Cumhuriyet çocuğu olarak yetişmesi adına bu özel günde dünyaya getirme kararımın ne kadar doğru olduğunu dün bir kez daha gördüm.
dün gece doğum günü kutlaması için dışarıya çıkarken,
üzerini değiştir dediğimde,



gidip NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE  yazan 


tişörtünü seçmiş olması benim için oldukça gurur vericiydi.

nice mutlu senelere asilim...




25 Ağustos 2012 Cumartesi

ATÖLYE HEYECANI...

bir yandan üretime devam ediyor,
diğer yandan düzene girmeye çalışıyorum...






bu defa minik bir atölye için sıvadım kolları.

her detayı çok özel olsun istiyorum.
kullanışlı, bol çekmeceli,
ve daha düzenli bir atölye.



beyazın hakim olduğu bir atmosfer  olsun.

ferah,
ama aynı zamanda sempatik ve sıcak.
gelenler yine huzur bulsun.
şimdiden başladım objeler almaya.




bir hummalı düzen çalışması içindeyim ki sormayın.
leylamla bir bir ayıklıyoruz ne varsa.
cam kavanozlara, saklama poşetlerine koyuyoruz her şeyi. içi görünebilen.
hani şu ayakkabı kutuları var ya şeffaf...
onları bile malzeme kutusu olarak kullandık. :))


boncuk ayıklama görevi Asil paşamındı.
sabırla tek tek ayıkladı rengi rengine..



her ürün türüne göre çekmecelendi.
kurdeleleri tek tek sarıp uçları açılmasın diye iğneledik.



yeni atölye için o kadar heyecanlıyım ki,
sabırla ve hevesle derleyip topluyorum ne varsa.



evdeki malzemelerden milyarlarca liralık ürün çıkar inanın.
o kadar çok ki...
elimin ayarı yok almışım da almışım...

toparlarken hep ipek geldi aklıma.
İpek'e kurs verirken,
elif hocaaam ne bu kurdelelerin hali diye beni eleştirirdi .
ve ben ona kurs vereceğim günden önceki gece oturup hepsini sarardım bir güzel.



renklerle dostluğumuz çook eskilere dayanır.
hiç küstürmedik birbirimizi.



kutu kutu düzen...
ikea iyi ki geldin şehrimize...
her derdime bir çare var mutlaka ikeada...



Leylam tam bir düzen abidesi.
renklerine göre tonlama bile yapar yani...
evimin her yerinde nasıl bir düzen sağlıyor inanamıyorum.
ayıp olmasa çekmecelerimi mutfak dolaplarımı açıp çekeceğim tek tek.

bir de işin sırrı katlama ve yerleştirme şeklinde.
birini alırken diğerleri bozulmayacak şekilde yerleştiriyor.



ve nazar boncuklarım...
olmazsa olmazlarım...

heyecanlıyım.
okulların açılmasına az kaldığı için,
atölyemi acele etmeden sakin ve detayları tek tek düşünerek hazırladığım için,
yeniden elif hoca moduna geçeceğim için,
bir sene daha kıdemim arttığı için,
bu yıl yapacağım çalışmalar için,
yeni kurslar, yeni kursiyerler için,

teyze olacağım için,
ve daha bir çok güzel gelişme için gün sayıyorum...
insanın haytta amaçları olması kadar güzel bir şey yok..

diğer yandan siparişlerime devam ediyorum.
her ürün bitiminde mutlulukla teslim ediyorum.
onların da gözlerindeki sevinci görmek para ile ölçülemez bir duygu.

şimdi çay demledim...
yorgunluğun üzerine güzel gider.
yanında kurabiye de var...
haydi buyrun birlikte içelim....

23 Ağustos 2012 Perşembe

SENDE YAŞLANMAK İSTİYORUM EGE...(BAYRAM TATİLİMİZ)

hava güzel...
birde üzerine bayram havası,
birde hala yaz tatilimin sürüyor olması ile,
izin derdim olmadan yine ege kıyılarına kaçma vaktidir deyip çıktım yola...



yola çıkmadan bayram sabahı ailelerimizle bayramlaştık.




bayram kombinimi doya doya giyemeyeceğim için,
son iftar gecemizde de aynı elbiseyi giymiştim.
şıklığı kırsın diye jean mont ile kombinledim.

yine keçesiz olmaz deyip bir yaka çiçeği konduruverdim..



susurlukta kahvaltı...
yörsan tabiki..
bir ara yasa tesislerine uğrar olmuştuk.
ama baktık ki yörsan daha sistemli..








akhisarda molaaaaaaaaa..

okuyanlar bilirler.
köfteci ramiz ile olan bağımızı :)))

salatalarına hastayııım..

kekik salatası yapıyor.
denemelisiniz.




ve işte palmiye iklimi...

benim bu ağaçların olduğu şehirlerde yaşlanma isteğim her geçen gün büyüyor.
bir gün tayin isteyip gidivericem...

eğer bir şehirde deniz varsa,
daha ılık, daha relax,
kültürlere daha açık, daha gelişmiş, 
ve daha sanat dolu oluyor.

herşeyden öte güneşi ve iklimi  beni çekiyor,
denizini söylemiyorum bile..




ve izmir kıbrıs şehitleri caddesinde leman kültürde verdik molamızı...

bir kahve molası.
öyle acelemiz yok.
sakin sakin geze geze gidiyoruz.




artık imkanım oldukça izmirdeyim...
kah izmir, kah manisa,
kah bursa...



sokak sanatları atölyesinin gösterilerini izledik.
oldukça başarılı...



yine kıbrıs şehitleri caddesindeki sevinç pastanesinden dondurma yemesek olmazdı...

en son kış aylarında gelmiştik ipekimle...



ve yollar yollar yollar...



seyahat etmeyi neden bu kadar çok sevdiğimi bilmiyorum.
ama yıllardır yola çıkıcaz dendi mi beni bir sevinç bir heyecan kaplar.

şimdi mardini, urfayı  maraşı görmeyi istiyorum.



ve nihayet varış noktasına yaklaştık.

ben gittiğim yerler konusunda çok sadığımdır.
alışveriş yaptığım mağazalar konusunda, kuaför konusunda, hatta benzin istasyonu konusunda bile öyle.

otel konusunda da 
memnun kaldıysam bir yerden,
tekrar tekrar aynı yere gidebilirim.



asilin türkiyenin disneylandı  dediği yer...



ve yine işte akşam üzeri deniz...
gün batımı...




birinci günümüz yolda geçtiği için,
ikinci günü gezi planı düzenlemeye ayırdık.
güzergahımız

meryem ana...

döne döne çıktık...
nasıl bir kalabalık of of of...




akın akın geliyor insanlar.
çoğu yabancı.



sıralarda bekledik...
dilekler diledik, dualar ettik..



mumlar yaktık:)
topluluk psikolojisi diyelim ...





bir de meryem ana suyu diye bişey var tabi..
elini yüzünü yıkıyorsun,
dua edip o sudan içiyorsun...
doldurup götürenler de yok değil..
:)))



içilir demişler içtik...



meryem ananın bulunduğu yere çok defalar gittim.
çocukluğumun geçtiği yerler.
her defasında o mevkiyi çok huzurlu ve rahatlatıcı bulmuşumdur.
yine yine, yine öyleydi..



ve dilek notları.
dileklerini yazıyor ve o duvara bağlıyorsun...
allaha çok şükür herşeyimiz var da,
insan oğlu işte dilemek istersen ,
dilenecek çok şey bulursun.
ben sağlık diledim..





meryam ana modundayım :)






ve efeste olupta heykelleri çekmesek olmazdı.
efese o kadar çok gittim ki,
artık efes harabelerine gitmek bana pek cazip gelmiyor.





yine evimdeki duvar için minik objeler aldım.
her gittiğim yerden  bir şeyler taşıyorum bu duvar için.





üçüncü günümüzü şirince için ayırdık..
asıl adı ÇİRKİNCEymiş aslında.
ama şirin mi şirin bir yer olduğu için sonradan şirince denmiş.



yine döne döne çıktık...
amanııınnn 
hiç yer yok,
otoparklar tıklım tıklım dolu...




her yer zeytin ve şeftali bahçesi..





şirincede en güzel takıları bulunca hemen hucum ettim tabi..
oldukça başarılıydı,
el emeğine saygım sonsuz.
özellikle ince işçilik yapılmış ve gerçekten estetik anlamda özgün tasarımlar yapılmışsa
o insanlar eli öpülesi geliyor bana...

ÖZLEM VARDAR ' da onlardan biri.

kendisine ulaşmak isterseniz,
mail adresi şöyle...
ozlem-v@hotmail.com

gerçekten başarılı tasarımlara imza atmış.
ben çok güzel iki ürününü aldım...








arkamda gördüğünüz elbiseler şilebezi.
çocukluğumdan itibaren severek giydiğim, üzri kaneviçeli, ya da dantel detaylı, ferah, serin ve sağlıklı bir giysidir.
tadını çıkara çıkara tükettim bunlardan...




ve giritli şarap evindeyiz...
daha önce bir bagaj dolusu getirdiğimiz şaraplarım meyveli olanları var.
en güzeli ise bence
KARADUT...



EEE ACIKTIK CANIM...
hemen güzel ve tavsiye edilen bir lıkantaya girdik.
bülbüller ötüyor.
fonda zaranın son albümü..

hafif bir esinti,
ve ege yemekleri...



odun ateşinde pişen herşey o kadar leziz oluyor ki...



bu dekora alaçatıyı anımsatıyor...



çöp şiş...
topçu çöp şiş kadar olmasa da ,
gayet güzeldi.
bunları böyle 5er 5er dizmek te ayrı bir sabır işi...



kabak çiçeği dolması...

severiiim...
annem daha sabah seherinde pazara giderdi bunu bulmak için.
öğleye kadar kapanır çiçekleri.



ve zeytinyağlı sarma..
tazeciiik...



gözleme ...
içinde ne istersen var.
ama patlıcanlısını tavsiye ederiim..



ve tabiki dibek kahvesi..
yorgunluğu aldığı tarafımdan onaylanmıştır...



hala eski adını yaşatanlar da var..
ÇİRKİNCE...


Bu fotoğraf bana özel..
pekmez konulu...
kan olsun can olsun diye :))

malum kış geliyor.
yine üşümelere başlamadan kendime vitamin depolamalıyım...



ve dördüncü gün...
dönüş günü.
gidişler güzel de şu dönüşler olmasa...

giderken yol bitmek bilmez.
dönerken nedense geçiverir zaman...



değirmenim kusur kalır deyip bir de değirmen aldım.
orta boylusundan.
arabada ayaklarımı koyacak yer kalmayıncaya kadar doldurulur mu arkadaş...
doldurulur valla...

güveç mi istersin, değirmen mi,
hediyelik eşyalar mı?
can simidine kadar her şeyimiz mevcut...



dönüşte ramize uğramadık.
kuş adasının meşhur börekçisi dildade börekte doyurduk karnımızı...
ama bir tatlı molası çekti canımız.
ve susurluk outletlere girdik.

aman allahım mudoya bir bakayım dedim...
maaş hesabımda ne varsa gitti.
bazen bir tatlı diye uğradığın yerler insanın canına okuyor.
durmasaydık girmzdim, girmeseyik görmezdim, görmeseydim almazdım...
ama iyi ki almışım be...
:)))))))))



outletlerin ortasına kurmuşlar havuzu.
balonların içinde çocuklar...
asilim eksik kalır mı?

böyle bir tecrube kaçar mıymış?

piki dedik artık napalım...



hava yetmezse diye aklım çıksa da ,
asil eğlendi.
asile bakarken tedirginlikten, tatlı mı beni yedi ben mi tatlıyı yedim anlamadım...

Allah korusun oksijen alamazsa boğulabilirler...


bir tatil serüveninin de sonuna geldik.
bayram da bitti..

bugün kıyafetlerimden resmi olanları çıkarıp ütülemekle meşgul olmayı düşünüyorum.

öyle pijama pantolonlara, mis mini eteklere , kolsuz bluzlara son..
hoca hanım moduna dönmek lazım artık.

şimdi yine her sabah bu gün ne giysem kabusu başlıyor.
ben iyisi mi bu günden itibaren her güne bir kombin yapıp asayım ...
öyle kolay oluyor.
askısıyla alıyorum.
kombinin hepsi tek askıda.

etek, bluz, takı, çorap, flar, giydiriyorum  askıya.
sonra onun altına o mu olsa demiyorum...

pek pratik oluyor. çalışan hanımlara önerilir.

ben tatili seviyorum da,
okulumu arkadaşlarımı, öğrencilerimi de özlüyorum ya...
bu yaz iyi dinlendim.
için dışım, sırtım, omzum belim,
tenim, ruhum dinlendi.
ayrık otlarını temizledim içimdeki seradan...
şimdi yeni bir eğitim öğretim yılına hazırım...

bakalım kurban bayramında havalar nasıl olacak?
görüşürüz yine... 
öptüm...