GEL KATIL BİZE :)

30 Ekim 2012 Salı

MİNİ BAYRAM TATİLİ...



bayramda
tirilyede bulunan TİRİLYALI BUTİK OTELdeydik.

sahipleri tirilyenin eski yerlilerindenmiş.
su gibi iki kızı ile bu butik oteli işleten MUSTAFA Bey,
çok nezih ve doğal bir mimari ile,
zevkli bir sunumu buluşturmuş.
çok sıcak, samimi ve misafirperver davranışlarla bizleri ağırlayan otel personeline ayrıca teşekkürler.

BENCE KENDİNİZİ ŞIMARTMANIN ADRESİ olmuş burası.
bursaya uzaklığı 35 dakika.
istanbul ve eskişehirliler oteli çoktan keşfetmiş.
mustafa bey aynı zamanda istanbul güzelyalı  hattından denizden gelen konuklarını da denizotobüsü iskelesinden özel tahsis edilmiş aracı ile karşıladıklarını söylüyor.



denize girilecek ısı olmadığıondan kenarında oyalanarak ta mutlu olmayı başardı asil kuzum.



gelelim oteli tanımaya...



boğazdaki yalıları andıran bir duruşu var.



çok ferah bir balık restoranı mevcut. denize nazır...



dekorasyon incelikle yapılmış zevkli ve iç açıcı.



minik mutlu eden detayları var.



samimi bir havası var.
ve bünyesindeki her şeyin bir hikayesi var neredeyse.



antik kapı görünümlü asansörü var.



antika ürünleri yıllardır biriktirmiş Mustafa bey...



sutunlarında zeytin dalları var, salkım salkım üzümler var



kahvaltı ve akşam yemekleri için şömine başı masalararı var.



değişik taşlar kullanılmış mimaride...




burası asansörü...





ortadaki balkonlu odalar DELÜX odalar

en zor bulunanlar da onlar.
genellikle dolu.
toplam 24 odası var.
her odanın mitolojiye benzer isimleri var.
sorduğumda,
kendi tarlalarının isimleri olduğunu rumca kelimeler olduğunu öğrendim.



bana otelde süpriz doğum günü hazırlamışlar.
üç aile gitmiştik...
benden habersiz planlanmış herşey...



yanan mum görünce asil paşam anneye her dem ortak oluyor :)



sevinç elvan ve irem'e teşekkür ederim...
bu zarif kutlamalarından dolayı.



deniz havası eşliğinde çifte bayram yaşamış oldum.
hastaydım ama unutturdular bana...



yanıbaşımızdan geçen gemiler, tekneler, kayıklar, dibimizde dalıp çıkan dalgıçlar...

zaten deniz benim tutkum,
daha ne isterim...



pastanın ardından gelen diyet kutlama meyvelerimiz...



bir ara bursaya gelip geri döndük.
yine arkadaşlarımızın önceden planlanmış daveti üzerine lemanda buluştuk.



yine sohbet akrep ve yelkovanı koştura koştura döndürmüştü.



aynı gün çıkan röportajım ayrı bir keyif sebebiydi.



biraz da trilyenin taşını toprağını gezelim dedik.




ve acıkınca otele dönüş vaktidir deyip tekrar yola koyulduk.



odalar çok şık ...
huzur verici bir atmosfer.



özellikle orta balkonlar insanı oraya sabitliyor.
kalkmadan saatler geçirebilirsiniz.
bu sakinliği özlemişiz.



zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz.
bir yanda sessizlik, diğer yanda deniz,
tatil olması ayrı bir güzellik,
tempo yok, sorun yok, ohhh misss...




asile göre bu odayı satın almalıymışız... :)))



balkondan manzaramız...




her detay düşünülmüş,
kendini özel  ve de tatilde hissettirecek ne ararsan var...




keyifli zaman geçirip , dinlenip, bolca deniz ürünü ile beslenip döndük ...








imkanı olan, ve bursaya kadar giderim diyen herkese şiddetle tavsiye ediyorum.

trafikten, iş yoğunluğundan, çevrenizde sizi yoran şeylerden uzaklaşmak istiyorsanız, güzel, güler yüzlü bir hizmet almak istiyorsanız, bol oksijen almak ve rahatlamak istiyorsanız doğru adres derim ben.
TİRİLYALI BUTİK OTEL.

HEPİNİZE GÜZEL BİR HAFTA DİLİYORUM :)

27 Ekim 2012 Cumartesi

YARIN OLAY GAZETESİ ÇEKİRGE EKİNDE ELİF ŞAHİN VE KEÇE TASARIM ATÖLYESİ...


keyifli bir sohbet için atölyemde konuk etmiştim Dilek Hanım'ı...
işte sohbetin detayları.

yarın Olay gazetesi almayı unutmayın :)


24 Ekim 2012 Çarşamba

NE DİYECEĞİMİ BİLEMEDİM Kİ BEN...

BU GÜN ARİFE...
sabah ipeğimin telefonu ile uyandım.

yarın doğum günüm ya,
'''eliiif koş git yurtiçi kargo öğleye kadar çalışıyormuş,
sana pasta gönderdim.,süprizdi ama napayım erimesin diye söylemek zorunda kaldım.
dondurttuk pastayı, bir gün dayanır erimez dediler...'''
dedi.
bende kalkar kalmaz giyinip kargoya gittim tabi.
kargo görevlisi bayan paketi yan tutarak getirince,
düz tutun dedim birden bire.
kadın bana:
kırılacak bişey mi dedi,
yok değil pasta var dedim.
:)
gülümsedi.
paketi aldım, hemen oracıkta açtım.
pasta bekliyorum ya ben nutella kıvamına gelmiştir diye düşünüyorum tabi.

içinden işte bunlar çıktı.
hem çok sevindim,
hem de notları okudukça çok duygulandım.
canım benim...

hep diyorum ya,
allah bana geçte olsa kız kardeş verdi diye.
insanın hiç bir kuşku duymaksızın, kendine bu denli yakın hissettiği dostlarının olması çok büyük bir zenginlik,





biliyorum ki,
o beni en az benim kadar düşünüyor,
önemsiyor,
özlüyor.

geçenlerde dışarıda canı bir kahve içmek,
bir tatlı yemek istemiş,
gurbet işte,
kimse yoktu dedi,
içime oturdu.
o an kalkıp uçup gidesim geliyor işte benim.
o üzülmesin,
morali bozulmasın istiyorum.
artık 35. haftada ipek.
az kaldı bebeğini kucağına almasına.
ne yapıp edip yanında olmam lazım doğumda.
onun o güzel duygularına tanık olmalıyım.
hem de selin bebeği ilk görenlerden biri olmalıyım...



ipekim beni yazmış,
kağıdı azmış yetmemiş, öyle diyor.
ondan gelen tüm hediyelerde böyle minik notlar var ya beni çok etkiliyor.

çok duygulanıyorum.



turuncu sevmezgillerdendir kendisi.
ama benim için her renk değerli bunu bilir.
renk ne olursa olsun ben bişey ile kombinlerim nasıl olsa diye düşünür.




fincanlarım da Beril Hanımdan.
o da hiç beklemediğim bir şeydi.
hassasiyeti ve inceliği beni şaşırttı.
ben sevdim mi on adım yüz adım giderim...
gönülden ve içten olduğuna inadığım zaman , dile benden ne dilersen.

insanı üzen tek şey,
iyi niyetin suistimali.
sevginin yön değiştirmesi ve saflığını yitirmesi.
bu devreye girdiğinde ise bitiyor tüm iyi niyetim.

ama etrafımda yüzbinlerce şükür ediyorum ki,
çok güzel dostlarım, arkadaşlarım var.
bana güç veren, yanımda olan,
seven...

çıkarsız ve art niyetsiz insanlar.
bu gün arife...
çevremi saran tüm dostlarımdan ben razıyım, 
allahım da razı olsun.

iyi bayramlar...