GEL KATIL BİZE :)

19 Aralık 2013 Perşembe

SEN GÜLÜNCE , GÜLÜYOR HAYAT...

UZUN ARADAN SONRA ...
MERHABA :)
sen gülünce gülüyor hayat.
hayata nasıl bakarsan, nasıl yaşarsan..
işte öyle.
son dönemde yaşamın telaşı içinde saatleri, günleri, tarihleri şaşırmış haldeyim.
o kadar yoğun bir tempo içinde koşturuyorum ki,
dakikalarla savaşıyorum.akrep ve yelkovanla küsüz yine.
sabahları televizyon karşısında pijamaları ile edalı edalı kahvaltı edenlere özenmiyorum desem yalan olur.
ancak bu koşturmaca içinde,her işimin planlı ve programlı olması da ayrı bir artı sanırım.
bu günün işini asla yarına bırakamıyorsunuz.
yaşamımdaki tüm koşturmacaları seviyorum.
sabahın 6 sında kalkmayı.
yumurtamı haşlarken yüze kadar saymayı,
akşamdan kıyafetler, aksesuarlar hazırlayıp, bayramlıklarımı başucuma koyar gibi askıyı asmayı,
sabahın 7sinde hazır ve nazır işe gitmeyi...
( her sabah gideceğim bir işim olduğu için şükretmeyi)
öğrencilerimin Günaydın Elif Hocam demelerini...
ilk tenefüste koşa koşa çay almayı,
dersin bitimiyle , keçelerimle buluşmayı, siparişlerimi aşkla yapmayı...
koşturduğum her yere hem telaşla, hem hala bitmeyen bir heyecanla koşturmayı seviyorum.
bu yıl yine OKULLAR HAYAT OLSUN projesi ile 20 bayan velimize keçe kursu veriyorum.
haftanın iki günü neşeli , üretken, bol kahkahalı, enerjik buluşmalarımız var.
bunun dışında bu yaz bir kolejden aldığım teklifi değerlendirerek,
haftanın belirli günleri orada derslere giriyorum.
hayatımda yeni bir kapı, yeni bir renk oldu.
oradaki öğrencilerle de çok çılgın üretimler peşindeyiz.
keçe ile olan aşkımız gün geçtikçe artarak devam ediyor.
geceleri geç saatlere kadar çalışıyorum.
halimden şikayetçi miyim derseniz?
HAYIIIIR  derim
çünkü bunların hepsi benim kendi tercihim.
düşündüm de 5 yaşından bu yana,
hayatımın her günü okula işe derken hep evden çıkmışım.
bu yüzdendir ki, bu koşturmaca olmasa , sanırım bende bunalırım.
her yeni gün yeni güzelliklerle geliyor.
yeni yeni hayatlara tanık oluyor, yeni insanlar tanıyor, yeni fikirler elde ediyorum.
ellerimin kurdelelere .kumaşlara, keçelere dokunmadığı gün yok..
bir dakika olsun boş oturamaz halde, sürekli aklıma gelen fikirleri yapmak istiyorum.
her yeni güne umutla başlıyor, günün getireceği mutlulukları ve bereketi kucak açarak bekliyorum.
olumsuz insanlardan ve mekanlardan uzak duruyor, kendi yaşam alanımda tarifsiz bir huzurla yaşıyorum.
gülümsediğim her insandan gülümseyen ifadelerle dönüş alıyor, 
yaptığım her işe enerjimi yükleyerek üretiyorum.
yaşam öyle güzel bir nimet ki, hayatta olabildiğim için hep şükrediyorum.
eş olmuş, anne olmuş biri olarak, bir kadının hayatta istediği hemen hemen her rolü üstleneblimiş olmanın keyfini yaşıyorum.
ahlanıp vahlanmadan yaşamanın daha az yorucu olduğunu keşfedeli uzun zaman oldu.
artık ne içimden, ne de sesli olarak ağlanmıyor şikayet etmiyorum halimden, sorumluluk ve zorunluluklarımdan.
o gücü kendimde hissediyorum.
üstesinden gelebileceğimi , başarabileceğimi biliyorum.
hani bi söz var ya hayattan keyif almak istiyorsan, 
mutlu olduğun işi yap ....
işte ben sanırım bunu yakalayabilen nadir insanlardan biriyim.
sonuç olarak, yaşamdaki her nesneye, çevremdeki her insana,
sevgiyle ve tebessümle baktiğimda,
zamanla onların da bana bakış açısı nın benim ki ile paralel olduğunu görmek keyif veriyor.yaşam yine sunulmuş nimetlerin en güzeli oluyor.
görüşmek üzere  


9 Kasım 2013 Cumartesi

Kadınlar hayat olsun - GÜNIŞIĞI - keçe sergimizden...

projemiz OKULLAR HAYAT OLSUN kapsamında
KADINLAR HAYAT OLSUN projesiydi.
amacım :
bir çok kadına başarabileceklerini göstermek,
onları hayatın o koşturmacalı işleyişinden biraz olsun uzaklaştırmak,
ve bir hobi, belki bir kazanç edinmelerini sağlamaktı.
geçen yıl ilkini düzenlediğim keçe kursunda 40 'a yakın bayana
keçe konusunda bildiklerimi aktararak,
onlarında keçe ile tanışmalarını,
kendilerini rehabilite edebilecekleri bir uğraş edinmelerini sağlamaktı.
nitekim sonucu amacına uygun oldu.




bu yıl ikinci kez düzenlediğim keçe kursuna yine 20 şer kişiden oluşan iki grup  katılım sağladı.
haftada iki gün onlarla 4 er saat kurs yaptık.
kah güldük, kah eğlendik,
ama elimizde hep parça keçe,
aklımızda yeni tasarımlar vardı.
bütün bir yıl çalıştık.
ve sonunda KORUPARK AVM de
GÜNIŞIĞI KEÇE SERGİMİZİ açtık.

sergide emeği geçen tüm kursiyerlerime,
yıl boyunca gösterdikleri çabadan dolayı teşekkür ediyor ve onları kutluyorum


böyle özel günlerde beni asla yalnız bırakmayan zarif dostlarım olduğu için çok  mutluyum..
İpek'im manisada yaşıyor olmasına rağmen ,
minicik bebeği ile 
Elif teyzesinin sergi açılışına geldi.
her konuda gösterdiği incelikle beni şaşırtan,
kendimi özel hissettiren İpek'ime teşekkürler...


okulumuzu yaptıran hayırseverimiz ,
her faaliyetimizde bizi yalnız bırakmayan FERİHA UYAR 'A da ayrıca teşekkürler ilgisinden ve nezaketinden dolayı...


hayat bazen çok yorucu, çok yoğun olsa da
saatlerle yarışsak ta,
bulunduğumuz yerin bize yüklediği sorumlulukları yerine getirebiliyor olmak tüm yorgunlukların üstesinden geliyor.
bunun keyfini yaşıyorum.
kursa katılan bayanlar yeni yeni siparişler aldıklarında onlar adına çok seviniyorum.



diğer yandan ilçeden ve ilden gelen takdir ve teşekkür belgeleri gururumu okşuyor.ilçe milli eğitim müdürüme ve şube müdürlerime,
beni bu etkinliklerimde yalnız bırakmadıkları için teşekkürler.





bilgi akıcıdır ,
paylaşılmazsa donar derler.
ben bildiklerimi onlara aktarırken hiç bir beklentim yoktu.
ancak emeklerin değer görmesi insanı motive ediyor
ve bir sonraki hedef için yüreklendiriyor.
okul müdürüme,
ilçe milli eğitim müdürüme ve nilüfer halk eğitim müdürüme, nilüfer kaymakamına destekleri için teşekkür ediyorum.



yine keçe sayesinde yollarımızın kesiştiği,
bir birimizi çok sık göremesekte, yüreklerimizin birlikte attığı ender insanlardandır.
hani vefalı,
iyi niyetli,
ve her durumda yanına koşan dostlardan...
teşekkür ederim MUTEBER'İM...



kursiyerlerimden fotoğraf çekimine yetişebilenler ile sergi hatırası fotoğrafımız..
sürçi lisan ettikse affola...
hepinizi kucaklıyorum...
hani bazen yorgun , durgun olduğum zamanlar oldu ya...
öyle zamanlarda her ne kadar çaktırmıyayım  desemde ,
''-Elif Hocam bugün iyi değilsiniz'' dedğinizde 
allah allah nedenmiş deyince,
-''Nasılmış benim kuzularımmmmm Mutlu muyuuuuuzzzz demediniz bugün''
 dediniz ya...
işte ben en çok o anları sevdim galiba.
yüzünüzdeki tebessümden, 
ürünleri bitirdiğinizde aldığınız hazdan beslendim...
ve her yeni kurs gününde,
yeni heyecanlarınızı görmek için hevesle geldim...
iyi ki varsınız...


önümüzdeki yıl nerede , hangi okulda olurum bilinmez,
ama yaptığım meslekten, ve ilgilendiğim hobiden çok memnunum...
her ikisinde de hammadde insan..

yaşamımın hemen hemen her saatini dolu dolu geçirdiğime inanıyorum.
her şeyden önce asıl olan şeyin sevgi olduğunu  biliyorum.
o yüzden yakınımda ne varsa herşeyi seviyorum..
çünkü sevdiğim hiç bir şey bana eziyet yada zul gelmiyor.
böyle yaşamak güzel,
hayat güzel...


21 Ağustos 2013 Çarşamba

AH KALBİM

Ah be kalbim!!!
ne güzel şeyler yaşatıyorsun bana böyle...
içimdekileri bi anlatabilsem size,
şöyle tam anlamıyla ifade edebileceğim cümleleri bulabilsem..
ne desem az kalıyor ki.


bazen inanamıyorum hayatımdaki güzelliklere.
çok şanslı hissediyorum kendimi her anlamda.
o kelebekler var ya içimde..
hani renk renk.
sesli kelebek duydunuz mu?
benim içimdekiler şarkı söylüyor.

öyle çok mutlu olursunuz ya hani,
parmaklarınızın ucunda durup zıplayasınız gelir de çevrenizdekilerin bakışlarından korkup
içinizde kahkahalar atarsınız ya...
işte tam da öyle.
kendi etrafımda dönüp, başım dönene kadar dans edesim var.


artık etrafa aldırmadan hoplayıp zıplıyor , dans edebiliyorum.
bu gün yine çok güzel şeylere gebeymiş.
çok hoş bir gün geçirdim.
tatilden döner dönmez,
ayağımın tozuyla o kadar hoş gelişmelere imza attı ki ellerim.
bu gece bu sevinçle yazıyorum bu satırları.

çalışırken ve üretirken ne kadar keyif aldığımı artık herkes anladı sanırım.
çok mutlu oluyorum çok.
sabahlara kadar üretmek var ya..
herkes uyuyor, her yer sessiz..
etrafımda neşeli melekler..
bi biri fısıldıyor, bir diğeri.
her bir ürün yeni bir fikri tutmuş elinden getiriyor.
hani böyle günlerce evden çıkmasam, ne acıkırım, ne susarım..
herşey , herkes benden yana sanki dünyada.
evren işini gücünü bırakmış bana süprizler hazırlıyor.
ben şükrediyorum ..
ne kadar etsem az ki bu gelişen güzellikler karşısında.

yaşam sunulmuş nimetlerin en güzeli.
değerini biliyorsan, hakettiğin gibi yaşayabiliyorsan doyum olmuyor yaşama.
galiba işin sırrı gülümsemekte.
eğer hayata gülümsersen, o da sana ayna tutuyor sanırım.
şimdiye kadar bu hep böyle oldu.
biz hayatla sevdik birbirimizi.



tatil boyunca içimde bir heves bir dönme isteği vardı.
bişeyler olacağını tahmin etmiş gibi.
ve daha döndüğüm ilk gün , görüşmeden görüşmeye koştuğum,
hayatıma ışık tutan kapıların açıldığı bir gün oldu.

çoğu zaman minik notlar yazarın içimden kendime..
evet evet içimdeeeennn, kendime.
onlar benim hayallerim, iyi dileklerim, beklentilerimdir.
yazıya dökerim ki,
neler dilemişim,
neler gerçek olmuş göreyim diye.
gerçekleşen şeylerin yanına tarihini ve o günün duygu durumunu bildiren gülen yüzler yaparım.
o kağıtlar eskir, katlanan yerlerinden yırtılacak gibi olur, açıp kapatmaktan.
düşünün artık dileklerimi..
ve her defasında yeni bir dilek eklerim altına.
hepsi biir biir gerçekleşir 




ve ben mahçup hissederim her seferinde teşekkür ederken tanrıya.
çünkü O hep düşündüğüm vakitten önce gönderir hediyelerini.



yine sevindirir beni çocuklar gibi.
yine şarkı söyleyen kelebekleri kondurur içime..

bazen hissettiklerim korkutur beni,
anlatması zor...
çok derin, ve çok sıradışı,
karşımdaki insanlara bakarken galiba herkesin baktığı yerden değil de çok daha farklı bi yerden bakıyorum sanırım.
oradan bakınca gördüğüm şeyler beni üzüyor.
içimdeki o kelebeklere şarkı söyleten duyguyu , bir somun ekmekten koparıp bir parça verir gibi ,
onlara vermek istiyorum.
onların içine de güneş koymak,
gözlerine pırıltı serpmek istiyorum.



kaç kişi beni anlıyor bilmiyorum.
anlaşılmak gibi bi kaygım yok ama,
oradan bakınca , yazdıklarım tuhaf mı görünüyor bilmiyorum.
bu değişik bişey işte.
belki benim gibi hisseden insanlar var..
belki dile getirmedikleri için bilmiyoruz,
ama bu güzel bişey.
adını koyamadığım bu duygu,
keyifli, ayrıcalıklı,
neşeli bi duygu.



ön yargılarım yok olmuş.
nereye gittilerse geri gelmeseler iyi olur.
artık onları bünyemde barındırmak istemiyorum.
böyle iyi..
salt insanı görmek.
tanımasan da sevmek güzel.





allahım içimdeki ışık topunu , hep orada bırak olur mu?
hep artsın ışığı, hiç azalmasın.
etrafıma hep güzel yürekli insanlar koymuşsun , teşekkür ederim.
kırsalar da bazen,
olsun...
ben onları seviyorum.
bazen sesli,
bazen içimden ettiğim her duayı kabul ediyor olman karşısında hem çok sevinçli, hem biraz mahçubum.
yarattığın herşeyi çok seviyorum.
seni çok seviyorum.
hiç çekme kuvvet veren elini.
bu gün yaşattıkların için , ve benim için planladığın diğer güzellikler için teşekkür ederim.
senin ellerinin altında korunduğumu bilmek bene hem güç, hem güven veriyor.


bir bütünün parçası olmak güzel.
kalbimde aşkı barındırmak güzel.
anne olmak, o sınırsız duyguyu tatmak güzel.
varlığını hissetmek ve yaşamak güzel.
bizi yolundan ayırma...
gönlümün değdiği güzel insanlara da 
şarkı söyleyen kelebeklerinden ver...
bir de sıcacık güneşinden..
bizleri koru..
Amin...





16 Temmuz 2013 Salı

COŞTUM BEN...


ahh annem...
ahh anneannemm...
ben var ya yatıp kalkıp size şükrediyorum..
böyle bir neslin torunu ve evladı olduğuma..
pozitif atalarım benim..

hani olumsuz bi tek cümle kursalar ya...
nerdeee...

bizde yok öyle şeyler.
yapamazsın beceremezsin, üstesinden gelemezsin...
kim demiş onu?

istedikten sonra herşeyi başarır yaparsın denir bizde.

bir hevestir başladı bende dikiş hevesi.
annem yıllarca dikiş dikmiş biri olarak pek öğreneyim istemedi dikiş dikmemi.
bilirsen dışarıda satılan her şey pahalı gelir, uğraşır durursun,
öğrenmeyiver oda eksik kalsın dedi hep.
para kazanıyosun, al giy geç..
nitekim, yaptığım ürünleri hep elde diktiğimden bu ara yine kolum boynum SOS vermeye başladı.





ben taktım bu makine işini,
alıcam bi dikiş makinesi dikicem işte.
anneme dedim ki,
Anne:
alsam dikemezmiyim sence?
kullanamaz mıyım dikiş makinesi,
annemde koca bir kahkaha,
hahayyttt koskoca arabayı kullanıyosun , dikiş makinesi mi kullanamıcan kızım dedi geçti..

işte bu kadar...
anneme göre zorluk diye bişey yok...
yapanlar nasıl yapıyo? hııı efeniim?




bastım gittim singere..
ben makineleri öle milyar falan sanıyorum tabii.
artık kaç liraysa da alıcam yani, koydum kafaya...



adam demez mi 350 lira diye..
kocaman bi nassı yaniiiiii
demişim ..
:))))))))))

taksitleri mi dedim..
yok tamamı dedi..
ana!!!!
peki dedim alıyorum..
model dedi?
düz diksin, zik zak yapsın falan dedim..
aldım gitti...
makine eve geldiğinden beri bende dur durak uyku yok...
sürekli ne diksem ne diksemmm? modundayım..



dikip dikip astım,
baktım baya sipariş var,
yetişemiyorum,
anne imdaat
al makineni gel...
annem bi yandan ben bi yandan , benim paşa oğlum bi yandan başladık üretime...
ÜÇ NESİL ÜRETİYOR YANİ.



Asilim de çok seviyor bu işleri...
var onun da bir tasarımcı tarafı bence..
o kadar keyifli bir gün geçirdikki...
işte diyeceğim o ki,
ben hobileri olan bir anneannenin,
sınır tanımayan, zor kelimesi kullanmayan kızınızn kızıyım...
hobileri olan insanlar depresif olamıyor,
istesede olmuyor işte...
bazen öle yağmurlu havalarda içim kararır gibi olur,
arkadan pat GÖKKUŞAĞI çıkar,
işte yine renklerin oyunu...
içim açılıverir.
yani benim karamsarlığım yağmurla gökkuşağı arasında...
çok şükür ya...
vallahi.
içimi dışarı yansıtan bişey olsa keşke...
hani o ultrason gibi,
duyguları resmedip dışarı döken bi cihaz olsa,
kesin bozulurdu,
bitmiyoki içimdeki enerji ve hayaller...

hep bi bayram havası...
hep bi çayır çimen, hep bi ışık topu,
öle kocamaaan bi allah sevgisi,
bide insan sevgisi...

çok sevdiğim insanlar var ya hayatımda,
öyle fena sıkı sarılıp, öle sıkı öpesim var ki, bazen kirpiklerinin her birimi öpsem yine doymam heralde diyorum...
omuzuma yaslansınlar,
dizimde uyusunlar,
karşılıksız ve çıkarsız sevgiyi hissetsinler istiyorum...
hiç üzülmesinler,
yada elimde sihirli değnek olsa da ,
sıkıntılarından üzüntülerinden arındırıversem onları,
ağzını yüzünü sıka sıka seviyorum bazen nöbetlerde öğrencilerimi...
alıştılar artık.
yumup gözlerini, hırpalanmaya bırakıyorlar kendilerini.
ben böyleyim arkadaş,
uzaktan uzaktan sevemem öle
dokunmam gerek, severken azcık çırpmam hırpalamam gerek...




ah kocam benim...
bir pazar olsun bana kahvaltı hazırlatmayan, bulaşık yıkatmayan canım benim...
elifçim be, bütün hafta yoruluyoruz, hadi hazırlan da çıkalım , şöyle otur kalk otur kalk yapmadan bi ağız tadıyla kahvaltı edelim deyip,
beni oradan oraya taşıyosun da, her isteğimi elinden geldiğince yapmaya gayret ediyosun ya,
sağol hayatım...
allahım razı olsun senden emii.

inanın eğer oğlum ve eşim bu denli destek olmasa bana, ve anlayışlı davranmasa ben bu işlere zaman ayıramam...



kafamda bir sürü fikir...
hangisini ne zaman yapsam, nerden başlasam bilemedim kiii...
bi birine gidiyor elim bir diğerine..



sonra kargo zamanıııııı
o paketler heyecan götürsün, enerji götürsü, şans götürsün herkese...



mis kokulu tombik keseler yapıyorum bu ara..
iğnedenlikler...
neşeli şeyler...
evin her bir yanında rengarenk bişeyler.
hepsi canlı gibi..

hani hercai menekşelerde bıyıklı gülen adam varmış gibidir ya.
bi tek ben mi benzetiyorum yoksa.
hani sarı ve mor karışık.
annemin çiçeklerinde hep birer insan figürü görürdüm.
sanki gülümsüyorlar gibi.
aynen işte öyle 
matruşkalar birer çanlı gibi , hanımlığını bozmadan tertipli tertipli duruyorlar işte, bakıyorlar ordan,
baykuşların aklında hep bi hınzır fikir var gibi cingöz cingöz...
hahayyytttt

konuşsalar tam olacak..
bunlarla uğraşıp mutlu olmamak mümkün mü kiii???

zaten mutsuz birinin bu denli detayla uğraşması çok sıkıcı olurdu heralde..
insan moralsizken üretemiyor ki zaten..



ilham denilen şey de aynı benim gibi
enerji seviyor, güneşi seviyor, heyecanı seviyor...
onlar yoksa,
gelmiyor ki..



bunlarda hanım kızlar işte..
kapı sarkacı..
aslında yaparken aklımda hep verandalar, yazlıkların bahçeleri var.
altlarına birer minik çan...
estikçe deli bahar, şıngırdasın dursunlar...




ve çanta ....
ben küçük bi kız olsaydım, ve böyle bi çantam olsaydı, heralde onunla yatardım...
ciddiyim..
eskiden bayramlık ayakkabılarıma sarılıp yatardım...
o zamandan belliymiş zaten benim ayakkabı tutkunu olacağım..
o yüzden böyle bi çanta yapayım dedim..
nitekim, prenses gibi bir hanım kıza gitti çanta..



dedim ya evin her yeri deli duvarı gibi diye..
seviyorum ben bu halleri.
nerde hareket orda bereket işte..
onlar orda öylece duruyorlar mı sanıyorsunuz?
ben başka bişeyle ilgilenirken bir curcuna, bi sohbet ki sormayın.
ne zaman onlara dönsem çıt çıkarmadan bana bakıyorlar..

onların keyfi yerinde..
(ayy okuyanlar da bu elif  delirmiş diyecek..)
yok yahu...
ben sadece cisimlere kişilik yüklüyorum..
o kadar..
güneş mesela..
en belirgin özelliği göz kırpması.
hani bi görünüp bi kayboluyor ya bulutların arkasına.
göz kırpıyor işte, en sevdiği oyun saklambaç..
neşeli bir karaktesi var..
oyuncu..
komik, 
sıcak kalpli,
mesela yağmur..
hüzünlü işte,
meleklerin arkadaşı bence.
yoksa onca melek yağmur damlalarının inmesine yardım eder miydi?
biraz yalnız belki, ya da terkedilmiş..
duygu yüklü biri olmalı..
rüzgar mesela..
kararsızın teki.
bi ordan eser bi burdan,
bazen sinirlenir kasıp kavurur..
öfkeli işte..
ohoooooooo bende hikaye çookkk...
yani kısacası canlı yada cansız etrafımdaki her nesnenin bi duygusu var.
ve tabi bir enerjisi.
ben şuna çok inanıyorum ki,
ben o ürünleri yaparken ne kadar eğleniyor, ne kadar heyecanlanıyor, ve onları ne kadar seviyorsam, aynı enerjiyi satın alanların evlerine de taşıyorlar...





yaa işte böyle benim dünyam..
azıcık deli olmayanların yaşamı zor olmalı..
delilik güzel şey.
içmeden çakırkeyif olmak gibi,
her an aşık gezmek gibi,
yaşama dört elle sarılmak gibi..



renklerle arkadaşlık başka bişey..
seviyoruz birbirimizi biz..




ve ben çalışırken aklıma hep güzell şeyler geliyor..
hep umutlu, hep neşeli, hep ileri...
sizinde içinizi sarsın bu deli düşünceler emi....
açın kapılarınızı sonuna kadar keyif girsin içeriiiii....

KİŞİYE ÖZEL ÇALIŞMAK BAŞKA ...


bazen seri üretir gibi bir üründen bir çok yapıyorsunuz..
bazen toplu bir sipariş, yada bir cemiyet için çok adetli ürün yapmak gerekiyor.
o başka,
ama size gelen müşteri ,
hediye yaptıracağı kişinin özelliklerini anlatıyor,
ve sizin aklınızda bir tasarım beliriyor ya,
işte tamamen o kişiye özel çalışmış oluyorsunuz.
el emeğiniz, onun karakteriyle özdeşleşince,
o başka bir duygu yaşatıyor insana.



yaptığım ürünleri bazen canlı canlı görme şansım oluyor kişi üzerinde.
bazende bana fotoğraflarını gönderiyorlar,
el emeği ile üreten biri için,
geri dönüşler çok önemlidir.
küçük bir not, kısa bir mail, o anda çekilmiş bir fotoğraf , belki bir teşekkür,
yada bir elinize sağlık...
işte tüm yorgunluğun bittiği an, o an...


yaptığın ürünlerin şaşırtan etkisini yaşamak,
mutlu eden yüzünü görmek,



neşeli hallerine tanık olmak,



yarattığı heyecan...
işte bunlar çok etken üretmeye devam etmek için.
karşınızdakinden aldığınız her olumlu dönüt, sizi bir sonraki üretim için iştahlandırıyor..




kumaşlara , keçelere daldım mı ne uyku geliyor, ne de açlığın ,
bunlar var ya herşeyi unutturuyor ...

bir bakıyorsun yine gün ağarmış ve sen hiç uyumamışsın...






BURSA CROWNE PLAZA OTEL'İN BURSALI BLOGGERLAR İÇİN DÜZENLEDİĞİ İFTAR YEMEĞİNDEYİZ..


BİZ BLOGGERLAR ,
bir gün blog terimi ile karşılaşıp, dijital ortamda günlük tutar gibi içimizden geldiğince yazmaya şlayarak, birbirini bulan bir kaç kişiydik, gün geçtikçe çoğalan sayımız ve paylaşımlarımız sayesinde
şimdi birbirini seven, özleyen, destek olan bir aile gibi olduk.

blog yazmak artık günümüzde öyle bir hal aldı ki,
her tür ilan ve reklamdan daha etkili bir yöntem haline geldi .
günde binin üzerinde tıklanan ve okunan bloglar sayesinde farklı bir dünyaya açılan değişik bir kanal oluştu.

biz bursalı bloggerlar olarak bu gece 
bursa CROWNE PLAZA OTELİN davetlisi olarak iftar yemeğinde bu iki zarif hanımın rehberliğinde konuk olduk.

oldukça keyifli saatler geçirdik...
öncelikle sıcaklığı, misafirperverliği ve hediyeleri için çok teşekkür ediyoruz.
Hülya Hanım'a bu organizasyon için, 
daveti için ayrıca kucak dolusu sevgiler gönderiyoruz.






otel çalışanlarının kapıdan henüz girmeden başlayan nezaketi,
güler yüzlü tavrı ,
özellikle dekorasyonu, ferahlığı, ama değinmeden geçemiyeceğim avizeleri,
ikramda ve hizmette kusur etmeyen personeli,
ile bize ayrıcalıklı olduğumuzu hissetiren bir gece yaşattılar.

eğer Bursa'da konaklama ihtiyacı duyarsanız bence tereddütsüz gidebileceğiniz otellerden biri..



bizler hemen hepsi mesleğini icra eden, girişimci ve sosyal bayanlarız,
hayatın güzel yanlarını yaşayabilme fırsatlarımız olduğu için tanrıya şükrediyoruz.
evet yoruluyoruz, gerek işte, gerek evde, gerek trafikte...
ama yaşamın en keyifli anlarını da kaçırmadan yaşamaya gayret ediyoruz.
etrafımızdaki arkadaşlarımızın fikirlerinden, verdiği destekten, varlıklarından güç alıyoruz ve elele yükselme çabasındayız.



bir araya geldiğimizde,
hayattaki rollerimizi, şapkalarımızı, sorumluluklarımızı çıkarıp bir kenara bırakııyor,
yalın halimizle orada oluyoruz..
F vitamini denilen şey var ya hani, dostlarla geçen o tatlı zamanda f vitamini alıyoruz.



güzel olan her şeyi seviyoruz..
sunuları harika yiyecekler gibi,



böyle içten gülüşleri gün içinde yaşam telaşına feda edip,
kendimize ayırdığımız bu güzel atmosferlerde geri kazanıyoruz..



ömrümüz diyet yapmakla, dikkat etmekle geçse de,
bazen karşı koyamadığımız şeyler olmuyor değil...
SALATALIK NİYETİNE diyerek yiyoruz..
ertesi gün bin pişman olacağımızı bilerek hemde :))



sohbetimize eşlik eden billur sesler ,
hala kulaklarımızda hoş bir tını olarak kalmışken,
henüz yediğimiz lezzetlerin tadı damağımızdayken,
gecemize emek veren ses sanatçılarına, saz sanatçılarına, ve o mis yemekleri hazırlayıp sunan,
o değerli personele de teşekkürlerimizi sunuyoruz...



zaten lezzetli olan yemeklere ,
o güzel sohbet ve hoş paylaşımlar da eklenince,
galiba daha bir tatlı geliyor herşey..




biz bloggerlar yaşadığımız anları anıya dönüştürmek için fotoğraf çekiyoruz.
bizim gördüğümüz yaşadığımız güzellikleri, kendi gözümüzden başkaları ile paylaşabilmek için...


yeni fikirleri,
yeni trendleri,
yada bir çiçeği, bir böceği...
estetik olan, ilgimizi çeken herşeyi...









gece dair tüm detayları ,
emek verilerek yapılmış her şeyi,
tek tek çekiyoruz..



bu arada aramıza yeni bir blogger katıldı...
henüz bir aylık olan ÖMER bebek,
annesinin hamileliği boyunca bir blogger olarak sürdürdü yaşamını..
artık dünyada...
annesine eşlik eden en minik bloggerımız o bizim..
gece boyunca sakinliğini koruyarak,
bize müsade ettiği için onu öpüyoruz..
















kısacası 
biz bu gece uzun aradan sonra bir araya geldik ve oldukça keyifli saatler geçirdik..
blog kültürünün yayılması, doğru anlaşılması dileğiyle,
mutlu bir crowne akşamından iyi geceler diliyorum...
sağlıkla kalın..