GEL KATIL BİZE :)

10 Temmuz 2013 Çarşamba

YİNE DÜŞTÜK YOLLARA...

Biz böyle 3 kardeş yollara düşeriz bazen..
birlikte geçirdiğimiz bir kaç günlük minik tatillerde , birbirimizi ne kadar özlediğimizi anlarız.
konuşuruz, güleriz, şımarırız.
yeniden çocuk oluruz.
aynı evde büyümüş üç kardeşin ne çok anısı olur düşünsenize..
yıllar öncesine gider , şimdiki zamana geliveririz bir anda.
bazen kız kardeş özlemim depreşse de iki erkek kardeşin tek kız kardeşi olmanın keyfi başka galiba.
hadi gidelim mi deyip,
eşleri, çocukları selamlayıp çıktık yola...



önce susurlukta bir mola ,
sonra uzun uzun yollar...
palmiye iklimine gidiyoruz.
ama rotamız belli değil.
sadece ege işte...



o benim abim...
yol boyunca şöförlük konusunda bana yine bir çok şey öğretti.



akhisar da mola...
hadi birer çay içelim..

orada ipek'e uğrayalım dedik..
ve bastık manisaya...



ipeğimin kapısında bir yazı..

KIZIMIZ UYUYOR LÜTFEN ZİLE BASMAYINIZ..



Benim için süper bi bahane oldu bu.
telefondan mesaj yazdım .''ipeeeekkk kapıyı açar mısın?



işte bu nassııı yaniii?
şaşkınlığı ile 
amacına ulaşmış ben...



selin kuzusu şaşkın...



ipeğimde bir tatlı moladan sonra ,
kardeşim izmir gecelerine akmayı teklif edince,
rota izmir oldu...



kıbrıs şehitleri caddesinde, keyifli saatler geçirdik..




ve ver elini TİRE...
oralara kadar gitmişken anneanneye uğramazsak olmazdı.
kıyamam o kadar sevindi ki bizi görünce,
hemen lokmacıyı aradı.
'''torunlarım geldi,
gel de bizim sokağa, lokma ediver...'''
lokmacı öğlene doğru geldi,
sokakta şenlik başladı, gelen geçen arabalar, sokakta yürüyen insanlar, oynayan çocuklar, konu komşu,
herkese yetti lokmamız..





lokma bahanesi ile,
bizde kuzenler ile anneannede toplanmış olduk.
kimi subay, kimi öğretmen, kimi ressam, kimi turizmci, kimi hemşire...
hepsi meslek sahibi olmuş ve başka şehirlerde yaşayan torunların tesadüfen izinde orada toplanmış olması da ayrı bir güzellik oldu..



anneannemiz bizi akşam yemeği için dışarıya çıkardığında,
bizde onu leydi gibi gezdirdik.
yaşlılık zor , yalnızlık daha zor.
yaşı 80 in üzerinde olmasına rağmen hala pozitif ve gayretli, yalnız yaşayan biri o.
gözü yollarda tabi..
gel götürelim bursaya dediğimizde 
her yaşlının bahanesi gibi,
çiçeklerim ölür dedi..






ve tabiki tire sandaviç...
olmazsa olmazımız o bizim..



sonra yine düştük yollara...
keşke kameraya çekip yayınlasamda 
yol boyunca , ne kadar eğlendiğimiz, ne kadar güldüğümüzü görebilseniz.
kardeşlerimle bu kadar güzel paylaşımlarım oldukça, oğlumun tek çocuk olmasına üzülüyorum aslında.
ama, zaman bizim zamanımızdaki gibi değil.
o yüzden bir yetişsin 
pir yetişsin istiyorum.
gerçi, kendisininde kardeş lafını duymaya pek tahammülü yok..



geçen yıl yaşadığımız trafik kazasından sonra,
oldukça korkar oldum hızdan.
yol boyunca abime ve kardeşime yavaş, nolur yavaş diye
telkinlerde bulunurken
ikisi birden geç sen kullan deyince ,
geçtim direksiyona,
amanınnnn 

bu defa tam tersini onlar bana yapmasın mı?

abla bassss
bas eliifff....

arkamda ve yanımda sürekli hadi basss diyen
iki kişi
amaçları korkumu yenmemi sağlamakmışşş....


zaten amacımız arabayı açmaktı.
henüz 3000 kilometre ulaşmamış olan araç daha hiç hız görmedi..
işte bu yüzden motoru açmak lazımmış. korka korka bastım gaza.
160 ı görünce,
ayağım frene gittikçe 
''çek ayağını frenden diye uyarıldım..
korkumu yendim mi bilemiyorum.
ama artık trafikte çok daha temkinliyim..



rotamız çeşme ve alaçatıydı.
denizle kavuştuk..
çeşme alaçatıya göre çok daha sakin kalıyordu.
4 günlük bu güzel tatilden hepimiz çok keyif aldık...




onları öyle izledikçe 12-13 yaşlarımıza döndüm..



kumuyla deniziyle oldukça güzeldi..


kardeşim daima şaklabanlıklarıyla,
komik cümleleriyle
bizi karnımız ağrıyana kadar güldürür.
bu gezide de durum değişmedi.



olabildiğince gezdik, çeşme ve cevresini,
ama alaçatıdaki kalabalığı ve izdihamı hiç bir yerde görmedik..





değirmenleri ile ünlü alaçatıda moda ve sanat festivalimde tanıdık yüzlerle karşılaştık...




duran kadın eylemi vardı alaçatının çarşısında..



sokaklara kadar taşan masalar, rengarenk butikler, takı ve mayo dükkanları,
barları,
taş evleri, dar sokakları ile
otantik bir atmosferi var..



yine çarşılarda hediyelik eşyalar satan dükkanlar beni cezbetti..



renkler uzaktan pişşt pişştt diye çağırıyor böyle yerlerde beni..




biri kırmızı beyaz bu abajuru koymuş mu vitrine..
amanınnn deyip koştum yanına..



ürünlerini ve tarzını oldukça beğendiğim mağaza TAKA...
bursada pembe çarşının içinde var aynı mağaza..
renklerine ve bu koleksiyona bayıldım..
yazın rengi SARI...




değişik görüntüler de vardı işte böyle..

kısacası biz bu gezide,
sanırım 10 yaş gençleştik..
çünkü üçümüzde de uyandırdığı his, aynı evde yaşadığımız zamanlardaki gibiydi.

abim ve ben 14 ve 13 yılı bitiriyoruz evlilikte.
kardeşim ise orta okuldan sonra yatılı okumuştu..
bizler ise evlenmeden önce farklı şehirlerde üniversiteler kazanmış liseden sonra ayrılmıştık.
94 yılından beri aynı evlerde yaşamayan üç kardeş olarak,
birlikte ve başbaşa geçen 4 gün demek , çok şey demek...

kardeşleri olan ve bu yazıyı hasbel kader okumuş olan herkese tavsiye ederim..
kardeşlerinize daha çok zaman ayırın..

mutlu bir yaz olsun..
bayram sonrası yine farklı tatil postları ile buradayım..

7 yorum:

  1. ne guzel eglenmıssınız ya resımler ozellıkle denızle ılgılı olanlara bayıldım

    YanıtlaSil
  2. ayy ne güzel, imrendim size... :)

    YanıtlaSil
  3. yaaa gözlerim doldu inan kii
    bende İzmir Bayındırlıyım, Tirenin kardeşim yanii
    O annaneyi Lokmayı çeşmeyi alaçatıyı görünce
    bir gurbet hüznü çöktü yüreğime :(
    1 sene Önce İzmir'den Mersin'e taşındık
    çok özlüyorum oraları
    Hele kerdeşlerinle olan muhabbetin burnumun direğini sızlatıı
    paylaşım için çok teşekkürler

    sevgiler

    YanıtlaSil
  4. ben bile keyiflendim okurken:)ne güzel:)

    YanıtlaSil
  5. cok keyif alarak okudum uzun aralar verdikten sonra postunuzu. imrenmemek elde değil. maşallah demeliyim bu yuzden ... iyi tatillerrr

    YanıtlaSil
  6. süpersiniz ...urladan selamlar

    YanıtlaSil
  7. ne kadar güzel bir durum.. allah ağzınızın tadını bozmasın..

    YanıtlaSil