GEL KATIL BİZE :)

18 Aralık 2015 Cuma

UZAY PASTANESİ


Bursa'da bir uzay var ki ... 
Bursa'da yaşayanlar, Bursa'ya yolu düşenler mutlaka bilirler ki Bursa'nın bir Uzay pastanesi var. 
Eskiden çiftlerin buluşma noktası olan , Altıparmaktan geçerken uğramadan geçilmeyen, dondurması için bir kaç durak erken otobüsten inilen bir pastane düşünün. 
Her gittiğinizde limonata ikram edilen , güler yüzlü personeli ile , hanımefendi , beyfendi diyerek hitap edilen bir pastane. 
Bizim bağımız da eskilere dayanır. 
Dondurmasını tek geçerim, her özel günümüzün, özel olmayan ama Can'ımızın tatlı çektiği her anın kurtarıcısıdır yıllardır.
Hangi ürününü anlatayım bilmiyorum ki nereden başlayayım? 
Lezzeti hep tam not almıştır biZden. 
Tazeliği için yemeniz lazım anlatamam . 
Bir de gününde ve saatinde hazır olan doğum günü pastaları var tabi size özel . 
Nişan ve söz çikolatalarım da uzaydandı mesela. Gümüş gondolumu kullanıyorum hala. 
Geçtiğimiz günlerde, 
Bir blog yazarı olarak Uzay Pastanesinin daveti üzerine, 5 çayına gittim. 


Hazırlanan loca, sofra, dekor, detaylar ile çok hoş bir ambiyansa adım attım. 
Benim gibi bursalı blog yazarı arkadaşlarım da oradaydı. 
Sıcacık karşılandık... 


İsmimize özel yerlerimiz ayrılmış, bizi baştan çıkaracak, diyet bozduran tatlılar hazırlanmış, iştahımız tetiklenmişti. 





Uzay pastanesi kuruluşundan, neden Uzay adı konduğuna, lezzet sürekliliğinden, her ürünün reçetesine kadar detaylıca konuştuk. Uzayın 
İkinci nesli HanifeHanım   bize bu bayrağı Nasıl ve hangi düstur ile devraldıklarını anlattı. 
Dürüstlük ilkesi ve yediğimiz gıdanın kalitesini en az bizim kadar önemsediklerinden bahsetti. 

Her yeni gelen ürün bir basamak daha lezzetliydi. 
Yeni tarifler, yeni tatlılar ve yeni kuplar...
Hepsini tek tek tattık...


İşte yukarıda gördüğünüz o pasta var ya, efsane bişey. Benim favorim oldu, portakal aromasının çikolata ile buluşmuş haline , birde kıtır kurabiye kırıntıları ekleyin, hayal edin lezzeti desem de , yok yok gidip deneyin. Ancak o zaman beni anlarsınız. 


Muzlu pasta sevenleri de böyle alalım...


Bademli pasta yenilerden. Eğer hafif tatlılar benim tarzım değil diyorsanız , ağız dolusu ""Pasta yedim ""sözcüğünün içini dolduran pasta budur. 
 Tabi biz bunları yerken zihnimize , salatalık havuç yiyormuşuz gibi yalanlar söyledik. Kalorisini 0 algılasın diye. 
Çünkü bunca güzellik karşısında "ayyyy diyetteydim ben "diyecek irade yok bende. Yedim ve pişman değilim. 

Bir de minik kup tatlılar vardı ki, beyaz olan magnolia tadında, hafif ve bisküviliydi
Diğeri ise vurucu ...


Bizleri dostça karşılayan DilhunHanım'a, sıcacık atmosfer için Uzay pastanesine  , 
Hanife Hanım'a, servis titizliği ve zerafeti ile pastane personeline teşekkür ederim. 

Yoğun niş temposunun içinde bana çok iyi geldi davetiniz. 

Orada sizinle olmaktan mutluyduk, tatlarınızla mutluluğumuzu katladınız. 




Yılbaşı konsepti ile erken yılbaşı kutlaması oldu bizim için. 
Zarif hediyeleriniz için teşekkür ederiz. 
Açtığınız her şube ile bizlere daha da yakın olduğunuz için mutluyuz. 
Başarınız ve lezzetiniz daim olsun. 











11 Aralık 2015 Cuma

SAYENİZDE ....

Küçük şeylerden mutlu olma dünyası benim dünyam. 
Yüzümün gülmesinden çok , başkasının yüzünü güldürmek, içindeki kuşu kanatlandırmak motive ediyor beni. 
Sevinçlerim bi dolu. Her hücremdeler sanki. Aklıma bir fikir düşse, bir heyecanlanıyorum ki sormayın. Kanım akmıyor da damarlarımda zıp zıp zıplıyor sanki. 
Aklıma geleni uygulamak için pek uzun bir süre tanıyamıyorum kendime mizacım aceleci. 
Ve gerçeğe dönüştürdüğümde hedeflediklerimi, ters düz taklalar atıp, kanatsız uçabilecekmişim gibi hissediyorum. 
Kimselerin gözlerinde bulut görmek istemiyor ruhum. 
Hemen bi yardım eli uzatasım, moral veresim, sarıp sarmalayasım geliyor. 
O üzgün yüzünü avuçlarımın arasına alıp, gözlerine bakıp, sen değerlisin , üzme kendini demek istiyorum. 
Sanırım bunu kendime de yapıyorum. 
Kıyamam bana dediğim oluyor. Sonra diyorum ki, ömür bu ,ne kadar süreceği belli değil. Hık der gidersin , üzüldüğün anlara yanarsın diyorum. 


Birde sorun odaklı yaşamayı sevenlerden değilim. Sorun mu oldu? Olumsuz bişey mi geldi başına? Olmuş artık dövünsen de yok hiç faydası. Çözüm ara ,bul ,uygula ! diyor benim duygularla mantık bir araya gelerek. 
 O yüzden pek durmuyorum olayların üzerinde. Yaşanacak güzel şeylerin hatrına ilerle Elifçiiiiiiik diyorum kendime. 



Öyle bi müzik ile, bir lokma çikolatayla bile mutlu olurum ben valla ...
Bir de birilerine azıcık faydam dokunsa 
deli olurum sevinçten. 
Bi de çok severim beeee. Her şeyi ama. İpin rengini severim, çaydanlığın şeklini severim, sevdiklerimin kirpiklerini severim, yoldaki kediyi , daldaki kuşu, öğrencideki bakışı severim. Evimi temizlerim, koltuğu halıyı severim. Ayy deliii demeyin ... 
Diktiğim , ördüğüm bişeyi, okşaya seve yaparım . Öyle sert sert bakarak değil. 
Velhasıl herşey güzel görünüyor gözüme işte. Sen de yaşama sevinci , ben diyeyim  anomali . Ortada buluşuruz. 
Şimdi şu aralık ayı var ya, 
Heyecanlı ay vesselam. Bi kere renkleri vuruyor beni. 
Sonra telaşı...
İnsanlardaki umut hali. 
Geçmiş yılın kötümserliği varsa , yeni yılın eşiğinde bırakıverme fikri. 
Hediye paketleri, ışıklar, aşıklar, yeni planlar.....
Öyle gevur adeti falan diye üzerime çullananlar da var tabii ama ; benim için yeni yıl, 
Yeni hedefler, yeni süprizler, hayaller, adımlar demek. Bilmediğim birşeyleri bana Sevgi'yle yaklaştırıyor demek, yeni tecrübeler , deneyimler, öğretiler ve dersler demek. Beni bi tık daha yukarıya çekip olgunlaştıracak, farkındalığımı arttıracak, hoşgörümü yükseltecek yeni bir zaman dilimi demek. 
Yeni insanlar, yeni güzel yürekler demek. 
Allah'a çok şükür ki hiç kirli yüreği olan insanlarla can ciğer yapmadı beni. 
İşte böyle .. İçim yine coşkulu. Milyon tane fikrim var aklımda. Kimi gelip geçiyor, kimi kalıp , gerçeğe dönüşeceği günü bekliyor. 
Kolay demoralize olmuyorum ben. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış ya, inadım inat, başarana kadar devam diyor içimdeki inat kız . 
Yorulmuyor muyum derseniz ; yoruluyorum inan ki, 
Ama uyuyunca geçer deyip , ha gayret diye diye dik tutuyorum kendimi. 
Bi gün bi yerde en büyük ,sürpriz paket çıkıvericek karşıma diye inanmışım bi kere. İşte o büyük şans yoluma çıkana kadar, yürürüm , koşarım, emeklerim belkide. Ama vazgeçmem ben. Te böyle biriyim işte. Anla ne kadar yürekten inandığımı. 
Bu yolda , yanımda olan , yolumun kesiştiği, destek veren, emeğime değer görüp ürün talep eden, tanımadan sevdiğim sanal alemin gerçek dostları, sırtımı sıvazlayan, yaparsın sen diyen, tıkandığım yerde el uzatan herkesin bu mutlulukta payı var. 
Çok seviyorum hepinizi. En çokta iyi niyetli olanları. 
Yaz yaz bitmez bendeki ruh hali. Sadece diyeceğim şu ki, bedenime sığmıyor bendeki sevgi...





20 Kasım 2015 Cuma

İÇİMDEKİ KUŞLAR....

İşte tam olarak böyle... İçimde her daim kanat çırpan bir kuş var. Hep hevesli , hep heyecanlı, hep uçuş uçuş. Bazen öyle oluyor ki Boğaz'ımda kanat çırpıyormuş gibi heyecanlanıyorum.

Bazen kimseciklerin beni anlayamayacağını düşünüyorum. Olumsuzluklardan hiç etkilenmeyen bir özerk bölge var içimde. Mevsimi bahar-yaz.
Deli, çocuk, havai,Mutlu,neşeli,heyecanlı,renkli...
Sanırım beni besleyen de burası. 
Göğe bakıp hayran olan, denize bakıp huzur bulan, kek kokusuna sevinen, insanları kusurlarıyla sevebilen o özerk bölge Nasıl oluştu da Oray'a yerleşti bilmiyorum. Zannımca uğraşlarım, resimci olduğum için renklerle temasım ve tabiki genetik mirasımın etkisi büyüktür. 
Şimdi yeniyıl geliyor ya, ah bir bilseniz bizim atölyenin halini. Etrafımda yüzbinmilyontane ilham periliçesi. Herbiri ayrı ayrı konuşuyor. Hangisinden başlayacağımı şaşırmış haldeyim.
Kesip biçerken koyduğum her çay , soğuyor, çerezler tabakta kalıyor. Etraf, kumaş, keçe, kurdele, boncuk, elyaf dolu. Saçlarımın arasından bile elyaflar çıkıyor. Ev aldı başını gidiyor. Çünkü üretimden mutfağa terfi edemiyorum. 
Bu hareketlilik beni daha da heyecanlandırıyor. Dışarıdaki işlerimi bitirip atölyeye kendimi atmak tek hedefim oluyor gün boyu. 
Her ürünü titizlikle ve istediğim gibi sunabilmek için her detayı aldım İstanbul'dan. 
Şimdi çok neşeli ve sıcacık görüntüleri gerçeğe dönüştürme vakti. 
İçinizdeki kuşlara fırsat verin, sizi Mutlu etsinler. 
Öperim göz kapaklarınızdan...

24 Ekim 2015 Cumartesi

PRİL TÜRKİYE BURSA'NIN HAMARAT HANIMLARINI ARIYOR.

Bu gün Pril Türkiye'nin davetlisi olarak Açelya Akkoyun ile Türkiye'nin hamarat hanımlarını arıyor etkinliği Bursa ayağında buluştuk. 
Türkiyeye malolmuş markalar arasında yer alan pril ile anılarımızı, bloglarımızı, yazdığımız konuları konuştuk. 

Açelya Hanım zarif, mütevazı ve güleryüzlü kişiliği ile her birimizle ayrı ayrı sohbet ederek ,küçük tüyolar verdi. 

Korupark AVM de düzenledikleri yarışmalarla Bursa'nın birincisini seçtiler.

Keyifli ve bol sohbetli bir öğle yemeği yedik hep birlikte. 


Bulaşık  makinesi için ürettikleri pril Gold ve elde yıkamak için pril bulaşık deterjanlarını konuştuk, gramajları, marketlerdeki tüketimini, kullanımı konusunda bilgiler aldık. 
Pril ailesine, seçtikleri güler yüzlü marka yüzüne, gösterdikleri misafirperverliğe teşekkür ediyoruz. 
Bulaşıklar prille ışıldar diyerek Mutlu hafta sonları diliyorum. 




29 Eylül 2015 Salı

OKULLAR AÇILDI NİHAYET

2015-2016 eğitim öğretim yılı gecikmeli de olsa başladı nihayet. 
Evde olmayı, uzun uzun kahvaltı edebilmeyi , dikiş dikip örgü örmeyi çok sevsem de , çalışmayı evden çıkmayı, çalışırken oluşan disiplin ve düzeni özlüyorum galiba. 

Her eylül döneminde heyecan sarıyor beni. Eskiden de böyleydim. Okul üniformamı hazırlar, sabaha kadar bakıp heyecandan uyuyamadım. 
Pazar gecesi de öyle oldu. Eşim eve sığmıyorsun , kaç yıldır aynı heyecan. İlkokula mı başlıyorsun dese de ben bu heyecanı yaşamayı çok seviyorum. 
Öğretmen gibi giyinmeyi, sınıfı, öğrencileri, İstiklal marşını , defter kokusunu, yeni açılmış kalemleri, kolumda kitaplar derse gitmeyi, teneffüslerde koşturarak aldığımız çayları özlüyorum. 
Çalışınca daha düzenli oluyor hayatım. Evdeyken ertelediğim kahvaltı saatim 7:00 oluyor, öğle yemeğim, evin düzeni, pratik iş yapma becerisi gelişiyor Zaman dar olunca. 
Ben hep öğretmen olmak istedim.küçükken sorarlar ya büyüyünce ne olacaksın diye. Yanıt hep aynıydı. Anne - öğretmen olucam ben. 
Çok şükür ki ikisinde oldu. 
Hani aşık olduğunuzda yüzünüzde durduramadığınız bir tebessüm olur ya, işte pazartesi günü öyleydim. Ağzımı kapatamayan ve sürekli gülümseyen bir ben vardı uykusuz olmama rağmen. 
Bazı arkadaşlara baktım, okulu özlememiş, hala uyanamamış,motivasyonsuz ve bezgin görünüyorlardı. Eminim her okulda vardı böyleleri. 
Ben her zaman , bişey Nasıl başlarsa öyle gider fikrine yatkın biriydim . O yüzden yüksek enerji ve motivasyonla başlamaya çalışıyorum her işe. 
Ne yaparsan yap aşk ile yap diyor ya şarkıda . İnanıyorum yürekten ...
Örnek olmak, onlara olumlu duygular aktarabilmek, öğrenebilmek ve Sevgi'yi hissettirebilmek gerek. Öğrendiklerini unutsalar bile, kendilerini Nasıl hissettiklerini hiç unutmazlar . Hatırlayın ilkokul günlerinizi. Öğretmeninizin davranışları, size olan ilgisi dün gibi aklınızda değil mi? 
Hammaddemiz insan yavrusu ...bunu unutmamalı. 

Bu yıl yine farklı projeler var aklımda. Onları sevindirip heyecan verici projeler.
Mandala ağacı yaptırmak istiyorum, şu yeni çıkan boyama kitaplarından fotokopiler çekip onları boyatmak istiyorum. 
Farklı çalışmalar yaptırıcam.
Ve yine keçe kursu açıyorum.VELİLERİMİZE yönelik ve tamamen ücretsiz. 
Ekimden Hazirana kadar devam edicek kursumuz.  
 Yoğun geçecek bu yılda. Ama yine güzel işler yapıcaz kısmetse
Karşınuzdaki insanlar istekliyse, çok daha büyük keyif veriyor öğretmek. 
Hepimiz için başarılı ve Mutlu bir eğitim yılı olsun. 











25 Eylül 2015 Cuma

CROCHET İLE TAŞLARA KILIF ÖRDÜM.

Denediğim bazı motifler vardı.ortaya bir ürün çıkması içinde devamını örmek gerekiyordu. Bende tek olan bu motifleri bir işe yaratmak istedim. Ve ortaysanız kaç ürün çıktı. Pinterestte fikri çok.  Bi dolanın derim. İnsanı üretmeye sevk ediyor.
İşte yapım aşamaları aşağıda. 








Altta beyaz ip ile düzgünce dikiyoruz. 


Birleştirirken simetrik olmasına dikkat ettim. 



Dilerseniz okuduğunuz kitapların sayfasını kıvırmak yerine bu dantelli taşı da kullanabilirsiniz




Bir bayram projesi de sığdırdıysak Bayrama , artık bayramlıkları giyip ziyarete gidebiliriz. 
Mutlu bayramlar...









17 Eylül 2015 Perşembe

SÜTLÜ İNCİR TATLISI MI YAPSAK?


Bilenler vardır çerkes kızıyım ben. 
İncir tatlımız, kabak tatlımız meşhurdur. 
Babaannem sütlü incir yapardı fırında. Yemeye doyamazdık. Nur içinde yatsın. 
Üzerine süt döküldüğü için nar gibi kızarırdı. 
Dalından yedim yıllarca inciri. 
Köy çocuğuydum küçükken. 
Dut ağaçlarına, incir ağaçlarına tırmanan yaramaz bi kızdın der annem.

Bandırma, susurluk köylerinde akrabalarımıza gittiğimizde üç öğün incir yerdik. O günlerin kokusu geldi burnuma. 

Bir saat önce eşime incir alalım, çok seviyorum ben, mevsimi geçmeden doya doya yiyeyim derken, bir saat sonra incir kasasıyla geldi kapımıza. 
İncir ihracatı yapan bir dostumuz göndermiş. 
Ay ben bi sevin bi sevin.... 

Geçtim kasanın başına... Gözüme kestirdiklerimden başladım yemeye. 


İncir isteğim vakti saatine denk gelmiş heralde ki hemen gerçekleşti. 
Hepimizin dilekleri çabucak gerçek olsun inşallah. 




16 Eylül 2015 Çarşamba

KOZAHANDA KAHVALTI

Günlerden Kozahan 
Asil Paşam ile bu sabah kozahanda kahvaltı kararı alıp düştük yollara. 
Reyhan fırınından simit, köylü pazarından peynir alıp gittik Kozahan'a.
Nasıl tatlı geliyor o açık havada, mistik atmosferde her yediğin. 


Hanı dolaştık, iç kozahana geçtik, hediyelik eşyacıları dolaştık. Beğendiğimiz bişeyler bulup mutlu olduk. 
Kumaşçıya, tuhafiyeye, malzemecilere uğradık. 
Dikiş makinem tamir edildi , onu da alıp, şenöze uğrayıp mis kokan kahvemizi de alıp evimizin yolunu tuttuk.  

Oğlum boyuma yetişti. Nerde yardıma ihtiyaç duysam koşup hallediyor. Arkadaş gibi.... 
Herşeyi konuşabiliyoruz olgun ve mantıklı fikirleri var. 
Anne - Oğul günü oldu bu gün. 
İkimizde yorgunuz şimdi. Çok yürüdük. Ama iyi ki bu günü kendimize ayırmışız. 



15 Eylül 2015 Salı

SARI SONBAHAR

Sonbaharı hissettiren bir Bursa Salısından  merhaba. 
Tatilin son iki haftasında aklımda sıraya koyduklarımı yapmaya başladım. 
Dolaba koymak üzere şeker fasulye hazırladım, mutfak ve erzak dolaplarımı düzenledim. Evdeki unu şekeri vs unutup tekrar tekrar alan biri olarak mutfak hakimiyeti sağlamaya çalışıyorum da. 
Aksi takdirde 4 paket kırmızı mercimek olup, her biri açılmış ve üzerinden azıcık kullanılmış halde bulunuyor bazen. 
O yüzden unu şekeri mercimeği nohutu disiplin altına aldım.:)) 
Kıyafet çekmecelerini, dolap düzenlerini sağladım (ki bozulması  bir iki gün sürüyor)
Kumaşlarımı tek tek katlayıp hobi odamın stoklarını güncelledim. Zira pembe ve mavi puanlı komaştan heralde 3er 5 er derken 30 metre falan almışım. 
Müsrifim desem olur mu nil em ama garanticiyim.elimin altında bulunsun dürtüsü var ya, işte ondan bu stok halleri.
Leyla ablaya sorarsan eve hakim olamayışından , dışarıda çalışan kadınların çoğu böyle diyor.
Bir çok eve gidiyor yardıma, ve çoğu çalışan bayan.tarihi geçmiş un, puding, mutfak malzemeleri çok oluyor diyor.
Bi alıp dolaba atıyorsunuz sonra unutuyorsunuz yine alıyorsunuz diye kızıyor çoğu zaman.
Bende kızıyorum kendime.4 4lük ev hanımı olamıyorum diye.
Ama hepsi bir arada olamıyor işte bazen.

Birde üretim ayağı var benim evin. 
Dikiş falan dikmesem, keçe kesmesem, ev daha tertip düzen içinde olur da, elyafı bi yanda, üzerime yapışıp benimle oda oda gezen iplikler bi yanda olunca mecbuuur dağılıyor..
Bu yaşanmışlığı seviyor olsam da, bazen tezgahta fazlalık ne varsa atasım gelmiyor desem yalan olur.  

Evimde keyfim çok yerinde. Çok şükür. Eskiden bi çarşıya çıkayım, bi avm gezip vitrinlere bakayım , ne modaymış  haberdar olayım derdim. Şimdilerde onu da istemiyor canım. Evde zaman geçirmekten büyük keyif alıyorum.
Örüyorum, baktım uyku bastırdı bırakıp yanı başıma tığımı ipimi uyuyorum azıcık, balkonda bi kahve içiyorum, akşam sofrası yemeği derken gün nasıl geçiyor hiç anlamıyorum.
Yavaş yavaş kabuğumun içinin daha mutlu ve huzurlu olduğunu öğretti hayat galiba. 

Aklıma fikirler geliyor, bi heyecan bi heves kalkıp onları yapıyorum.nette dolaşırken bi tatlı canım çekiyor, üşenmeyip deniyorum. 
Bazen sırt üstü uzanıp sadece hayal kuruyorum. 
Ve çoğu kez şanslılardan olduğumu düşünüp şükrediyorum. 
Bu sonbahar havaları beni romantik yapıyor.
Göç eden kuşlara bakıp içimden yine dönün buralara diyorum. Martı dolu buralar. Ve şimdi akın akın göç ediyorlar. 
Aramızda bağ var gibi başkonuma kadar alçalıp bi çığlık atıp geçiyorlar. 
Yapraklar savruluyor. Yeşil kahverengiye dönüyor doğada.
Gökyüzü griye dönüyor. Berrak gün batımı saatleri azalıyor. Ve gece parlayan yıldızlar görünmüyor. 
Elim ayağım hafif hafif üşümeye başlıyor..
Sevdiğime daha bi sokulduğum , ısındığım mevsim bu mevsim.
Perdeler uçuşuyor, balkonlarda içilen çaylar daha bi iç ısıtıcı oluyor. 
Ben Ekim kızıyım. Ondan mı bu denli etkiliyor beni sonbahar bilmem ki...
İki ayrı dünyada yaşıyorum biri dört mevsim, biri hep yaz. 
Gözlerimi yumduğum an geçiyorum yaza. 
Çok güzel bir dünyam var anlatması zor. Ama bahşedilenlerin en büyük şükrü onun İçin.  Enerjisi yüksek, iklimi sıcak,doğası yeşil,kuşları mutlu.  İnsanın içini coşturan bir yer. Gözlerimi kapatsam yeter. 


14 Eylül 2015 Pazartesi

PAZARTESİ DEDİĞİN...


Günaydın.. 
Okullar açıldı derken tekrar tatile girmiş öğretmen modudur kendileri. 
Turizmin eğitimden önemli olduğu Türkiyem daha nelere gebe bilinmez. Bunca yıllıköğretmenlik hayatımda ilk kez böyle bir durumla karşılaştım. 
Heyecan ve hevesle başladık 1 eylülde. En azından bendeki durum buydu. 
Hazırlandım, derlenip toplandım. İşimi özledim. 

Ve böyle musmutlu gittim okuluma. 
Herkes birbirini özlemiş. Sohbetler , kucaklaşmalar... (Uyumu çok güzel bir atmosferi var okulumuzun çok severek gidiyorum işe) 
Sonra çay kahve sohbetleri

Fotokopi odası muhabbetleri...
Ev gezmeleri... 
Arada beslenme , akıllı tahta eğitimleri ile iki hafta geçti gitti. 
Şimdi 11-28 eylül arası yine tatildeyiz. 
Turizmi canlandırmak isterdik ama evin beyi çalışıyorsa, izni bitmişse, anne oğul farklı projeler üretiriz diyerek rahatlamaya çalışıyoruz. 
Bir yanım anneme gitsem diyor İzmir'e, diğer yanım üretim için güzel fırsat , otur yeni ürünler çalış diyor. 
Tarhanamızı , domatesimizi , güneşte ege usulu salçamızı yapmış annecim de bizi bekliyor. 
Ne yapsam bilemedim. Okullar açılmadan bi Ege havası iyi gelmez mi ? 
Tire tostu yer, izmir tulum peyniri alır, bir iki kilo Tire köfte stoklar, konservemi salçamı ,tarhanamı sırtlanır gelirdim. 
Şansıma birde keşkek bulursam değmeyin keyfime. 
İşte bugün kafamdaki düşünceler bunlar. 13 günlük tatile neler sığdırabilirim düşünceleri... 
Haberlere gelince , boğulan mülteciler, şehit haberleri, saldırılar, kanlı videolar... Artık her gün gösterilip milletimin alışmasını sağlamaya çalışan bir gündem . Mide ağrıları, sinir buhranları geçiriyorum izledikçe. Canım dayanmıyor. Sorguluyorum, birey olarak ne yapabilirim ülkem için , gelecek nesiller için diye. Çalışmak , çalışkan olmayı öğretmek, bilinçli nesiller yetiştirmek geliyor ilk olarak aklıma.  
Kendi kabuğuma çekilip içimi ferahlatmaya çalışıyorum sadece. 
İçimi sorarsanız çok üzgün ve endişeliyim. 
Bir ışık süzmesi bulup ondan beslenmeye çalışıyorum. Umud etmeyi hiç bırakmadan yaşamaya devam ediyorum. 
Evladım için ve nice evlatlar için endişem büyük. 
Hayırlara erdirsin allahım. 
Birliğimizi beraberliğimizi bozamasın hiç bir olay.  Aydınlık olsun geleceğimiz. 
Dualarımdasın Türkiyem...