GEL KATIL BİZE :)

23 Şubat 2015 Pazartesi

BİR ŞEMSİYE ,BİR MELEK, BİR DİLİM KEK.

Hava yağışlı bugün. Sadece yağmur değil, hem sert bir rüzgar ve hala yerdeki kardan dolayı dondurucu bir soğuk var.

Pazartesi sendromu pek uğramaz bana ama bugün gelip oturdu bizim eve.
Böyle soğuk havalarda burnumun ucunu dışarıya çıkarmak istemiyorum.


Evde olmayı o kadar çok seviyorum ki.eskiden kedi miydim acaba :))
Sıcak olsun ev, rengarenk yumaklarım , keçelerim olsun, bir de sıcacık çay olursa başka bişeycik istemem.

Dışarıda milyon tane işim var aslında.
Ama bu günü kaneviçe günü ilan ettim kendime.

Uzun zamandır işlediğim panomun son bir kaç yeri kaldı.onu bitirip çerçeveletmeye vericem bu hafta inşallah.

Dün gece geç saatte facebookta dolaşırken sevgili "dilek mutfakta " tarifi olsn bu susamlı keki gördüm.
Ahh durur muyum? 
Hemen baktım susam var mı diye. Varmış.
Anında yapıp attım fırına. 
Bir güzel oldu bir kabardı...
Puf puf bişey oldu . 

Birde süt ısıttım yanına.
Aldı beni çocukluğuma götürdü.
Anneannem bol susamlı kek yapardı. Sıcak süt ile beraber çok severdik.
Annem de her yaz tatilinde elime bir seccade kumaşı etamin, birde komşulardan bulunmuş örnek seccade getirip koyardı.canım sıkılıyor dememe fırsat vermeden , hadi bakalım Elifçim bu yaz bu seccade bitecek derdi.
İşte bugün tam o dönemlere gitti aklım.

Masal gibi yaşamayı seviyorum ben.
Öyle değişik bir iç dünyam var ki, anlatması inanın çok güç.
Geçenlerde densizin teki instagramdan direk mesaj yollamış, "pollyanacılık oynamaktan sıkılmıyor musunuz Elif Hanımcım" diye. 
İçinde iyi niyet ve pozitif düşünce barındıramayan insanların, hiç tanımadıkları kişilerin mutluluğundan bile rahatsız olması nasıl hastalıklı bir durumdur acaba? 
Ya arkadaşım beni tanıyor musun? Yapımı karakterimi, yaşadıklarımı, ailemi, değer yargılarımı,iç dünyamı,inancımı, evimin içindeki atmosferi... Biliyor musun ki böyle yazabiliyorsun?

Hep söylüyorum, devir öyle bir devir ki, artık insanlar birbirinin malını , mülkünü , parasını değil enerjisini ve mutluluğunu kıskanır hale geldi.
Neden çok mutlu, neden bu kadar hevesli, neden bu kadar olumlu , hayatla barışık, neden bu kadar neşeli, bunları sorguluyor insanlar.

Hepimizin kendine göre büyük, küçük dertleri var tabiki..
Ama kendi kendimizi oyalamak, mutlu edecek uğraşlar bulmak, verimli zaman geçirmek, her canlıyı hatta nesneleri sevmek, ruhsal direncimizi yüksek tutmak mühim olan.
Çünkü çocuklarımızın sağlıklı annelere ihtiyacı var.özellikle ruhen sağlıklı. 
Geleceği yetiştiriyoruz.
Ayrıca çocuk ne kadar mutlu huzurlu ve saygılı bir evde büyürse, o kadar sağlam oluşur ruhsal dengesi.
Herşeyden önce çocuğuma mutlu ve üretken bir örnek olabilmek adına böyleyim.
Sonra yuvamdaki huzur için. Söylenen , şikayet eden ve sürekli beklentiler dile getiren, bezgin bir kadın olmak istemiyorum. 
Sonra işimde iyi olmak, öğrencilerime de aynı pozitif  duyguları aşılayabilmek niyetindeyim.
Mesai arkadaşlarıma, kardeşlerime, komşularıma saygılı ve paylaşımcı ve sevgi ile yaklaşmaya özen gösteriyorum.
Bildiklerimi paylaşmaktan mutluyum.
Tenefüslerde bir kek bir kurabiye tarifi vermeyi, bir iki motif öğretmeyi, morali bozuk birini gördüğümde gel bi kahve falı bakayım deyip neşesini yerine getirmeyi seviyorum. 
Ben buyum ve böyle mutlu oluyorum. Etrafımdaki , yakınımdaki herkese özel ve önemli olduklarını hissettirmek benim için dünyalara bedel.
Beni mutlu etsin diye de kimseden bir beklentim yok ayrıca.
Çünkü içimdeki duygular zaten beni mutlu ediyor.
Evde yalnızım bugün mesela.
Bir tabak, bir fincan, orkidemdeki tomurcuk,derli toplu duran mutfağım, ayağımdaki patikler, kenarda katlı duran örgü battaniyem, evdeki kek kokusu,balkonumdan gördüğüm manzara,akşama pişireceğim yemeği hazırlamış olmak, kanaviçemde bitirdiğim her bir  gül, işte bugünün mutlulukları. Bir de şükürler var. Sabaha uyanmış olmak, eşimin oğlumun sağlıkla evden çıktığını görmek, şu soğukta sıcacık bir evin içinde olmak, nefes alıyor olmak şükür sebebi değil mi?
Fesat, enerji emici, art niyetli, samimiyetsiz ve yüreğini kasvet kaplamış insanlar uzak olsun benden.
Allah yüreklerine ferahlık versin ne diyeyim?
İyi duygulara ihtiyacımız var gerçekten.
En azından çocuklarımızın geleceği için.
Her birinizi tek tek tanımıyorum. Ama bu satırları okuyorsanız bir biçimde yollarımız kesişmiş demektir. Size iyi niyet ve sevgilerimi gönderiyorum. Birbirimizden öğreneceğimiz şeyler var ki, buluşmuşuz bir yerlerde.
Yaşasığımız her sarsıntıya , her yaraya iyi gelecek tek şey sevgi.
Ve biraz tebessüm..
Anlayış ve sabır...
İçinizi ferah tutun. Olumsuz tüm duygularınızı salın gitsin. İyi ve güzel düşünün.
Sonuçta ne yazıldıysa onu yaşayacağız değil mi? 
Kalp kırmayalım. Birini kırmak bize hiçbişey kazandırmaz.
Bana mesaj yazan arkadaşım pollyanacılık oynayarak başlayabilirsin belki.. Bakarsın hayatta herşey tahmin etmediğin kadar güzel olur.. 








2 yorum:

  1. Ne kadar doğru yazmışsınız. Kayınvalidem hep "iyi düşün iyi olsun" der. Yıllar sonra ancak anlayabiliyorum ne kadar derin bir anlam içerdiğini. Aslında dünyayı kasıp kavuran"secret" 'ın bizim dilimizdeki söylenişi. Hem de yüzyıllardır olan. İyi düşününce iyi hissedersin, etrafa gülümsedikçe herkes de sana gülümser. Bu pollyannacılık ise olsun varsın. Asıl olan mutlu olmak değil mi?

    YanıtlaSil
  2. cok güzel bır yazı olmus tebrıkler ayrica bir yazmıs oldugun gibi bır bardak süt ile bir dilim kek iyi giderdi

    YanıtlaSil