GEL KATIL BİZE :)

9 Haziran 2015 Salı

DAHA NE OLSUN?

Gitmek geliyor içimden...
Öyle denize 40-50 km  uzaklıkta bir kasabaya.
Aniden tayin isteyivermek mesela.
Bahçesi geniş , tek katlı bir eve yerleşmek...
Sonra aylarca bahçesini ekip biçmek , çiçeklendirmek.


Eski muhallebicilerdeki mermer ve ferforje karışık beyaza boyanmış masalardan, ağır döküm olan dantel gibi ferforje sandalyelerden koymak istiyorum bahçeye.
Bir sallanan salıncak , öyle uzanıp kestirecek kadar öğlen üzeri şekerleme yapmak için.
Bahçe kapısına yere koca koca nazar boncukları gömüp toprağa, toprağın arasından göz göz görünecek gibi yani. 
Toprak altından gün yüzüne yeni çıkıyor gibi.
Ahşap objeler boyamak istiyorum, EVİM Yazan...
Evin girişinin iki yanına teneke teneke ortancalar...
Lila mor mavi... 
Kapının iki yanından sarkan süsler... 
Bahçe sandalyelerinde el örgüsü iki minik battaniye olun istiyorum bahar renklerinde.
Saksılarda narçiçeği çiçekler, akşam sefası, aslanağzı, ebegömeci..
Saksılara da değil, üzerinde zeytin resimleri bulunan zayti yağı tenekelerine ekilmiş.
Yan bahçede yeni kesilmiş odunlar...
İçeriye sinek girmesin diye kapıya takılmış uçuş uçuş  bir tül... 
Pencerelerin içi geniş olsun mesela. Eskiden pencere içlerine otururdum ben. 3 karış kesin vardı genişliği. İşte öyle oturayım yine.
Köpeğim soğuk havalarda pencere içindeki minderinden seyretsin dışarıyı.
Bir küçük motorsiklet alayım. Pembe bir kask. Pazara markete onunla gideyim.
Evin içi soft olsun. Beyaz ve ahşap sıcaklığı buluşmuş olsun. 
Girişte milas kilimleri, yağcı bedir halıları
...
Duvarda tereği olan bir mutfağı olsun. 
En sevdiğim tabakları , emayeleri göreyim her daim.
Bir çalışma odası olsun penceresi çayırlara açılan.
Çim kokusu gelsin , penceremdeki fesleğenin kokusuna karışsın.
Eşime minik bir liste yazayım, akşam gelirken alınıcak başka bişey var mı diye arasın.
Kapımın önünden bisikletli dondurmacı arabası geçsin her akşam üstü. 
Ezberlesin sade ve bal badem sevdiğimi. 
Ben söylemeden koysun külaha iki top.
Bahçe parmaklıklarının üzerinden para uzatayım.
Kışın boza satsın dondurmacı, ve ara sıra kağıt helva...
Bir tarafı pembe olsun ama..
Asmayı dolandırmak için çardak çakalım eşimle.
Dut ağacı olmasın bahçede, yere düştüklerinde üzülüyorum ben.
Bit dal siyah üzüm ekelim ben severim...
Bir ekşi nar ağacı şle, birde manolya olsun bahçemizde.
Kapının arkasında çalı süpürgesi.
Topuklu ayakkabılarımı genç kızlara vereyim. Benim hep parmak arası olsun terliklerim.
Şile bezinden salkım saçak elbiseler dikeyim...
Deniz tuzu olsun etek uçlarımda...
Öyle güneşli olsun ki hava , ellerim bronzlaşsın, alyansımın izi kalsın yüzüğümün altında.
Akşam olunca lüks yakalım bahçede...
Küçük tüpte çay kaynasın en kısık ateşte....
Biz eşimle karşılıklı çay içelim 2 ye 3 e dek...
O yüzüme düşen şaçlarımı kaldırsın, gözlerini göremiyorum diyerek.
Oğlumu bekliyeyim pencerede.. Ergen çağda yeni delikanlı edalarında.
Her gün yeni bir filizin boy verdiğine tanık olarak yaşlanayım.
Evin önünden geçenler şöyle durup bi baksın.
Ne mutlu bir ev, ne emek var desin. Huzur koksun evimin önü, geleni gideni bol olsun.
Susamlı kek yapıp çıkarayım akşamları 5 çayına yan komşuya toplanırken götüreyim...
Bazı günler ağaç altında, bahçede dikiş dikeyim. Minik bir radyoda türk filmi müzikleri çalsın.
Hasır sepetlerde yün yumaklarım olsun oturma odasında.
Evin duvarlarında el işi ürünler...
Kilerinde turşular konserveler erişteler...
Okulum eve yakın olsa, yürüyerek gidip gelsem eve...
Terasında domates patlıcan kurutsam.
Hortumla bahçe sulasam...
Eskiciden cam göbeği mavi bir ahşap dolap alsam, zeytinyağı şişelerinden koleksiyon yapsam...
Sonbaharda yaprakları toplasam bahçeden..her yaprağa bir dilek yazsam. 
5-6 yaprak yeter zaten... 
Sağlık olsun, 
Huzur olsun,
Sevgimiz daim olsun
Ağzımızın tadı yerinde olsun,
Kesemiz bereketli olsun,
İçimiz aydınlık olsun...
Daha ne olsun? 



BU BALKONDA HUZUR VAR

Merhaba...
Nisan, mayıs  hatta haziran yağmurlarının arasından sesleniyorum size bugün.
Arada bir göz kırpan güneşi saymazsak , hala sonbahar ile ilk bahar arasında karar verememiş bir gökyüzü psikolojisi hakim buralara.
Berekettir, rahmettir diyor , her damlanın karşısında saygıyla eğiliyoruz orası ayrı.
Ama içimizi kıpırdatan, neşe saçan, cıvıl cıvıl bir güneşli güne de hasret kaldık nihayetinde. 

Hava soğuk olmadığı için bu mevsimi balkon mevsimi ilan ettik.
Sevgili HERA, ben ve rengarenk yumaklarım ile cam balkonumuzun içinden yağmuru izliyoruz.


Dikiş makinam açık, bir yandan bebekler dikiyorum, bir yandan motifler örüyorum...

Arada bir kahve , bir parça çikolata alsam yanıma, koklamaktan bitap düşen heranın banada ver nolur der gibi dizlerimi aşındırması ile oyunlu, şımarıklı geçiyor günlerimiz.


Scullentlerim daha bi coştu bu ara...
Onlar ayrı bir mutluluk sebebi.

Şu minnak mantardan aşırı derecede mutlu olduğumu da belirtmeden geçemiycem...

Yağmurdan sonraki toprak kokusu ve yeni biçilmiş çim kokusu karışıyor birbirine...

Bu balkonda hayat önce huzurlu, sonra mutlu, sakin ve heyecanlı...
Mutlu olduğunuz şeylere daha çok zaman ayırmanız dileğiyle... Öperim yağmurda ıslanmış kirpiklerinizden...