GEL KATIL BİZE :)

29 Eylül 2015 Salı

OKULLAR AÇILDI NİHAYET

2015-2016 eğitim öğretim yılı gecikmeli de olsa başladı nihayet. 
Evde olmayı, uzun uzun kahvaltı edebilmeyi , dikiş dikip örgü örmeyi çok sevsem de , çalışmayı evden çıkmayı, çalışırken oluşan disiplin ve düzeni özlüyorum galiba. 

Her eylül döneminde heyecan sarıyor beni. Eskiden de böyleydim. Okul üniformamı hazırlar, sabaha kadar bakıp heyecandan uyuyamadım. 
Pazar gecesi de öyle oldu. Eşim eve sığmıyorsun , kaç yıldır aynı heyecan. İlkokula mı başlıyorsun dese de ben bu heyecanı yaşamayı çok seviyorum. 
Öğretmen gibi giyinmeyi, sınıfı, öğrencileri, İstiklal marşını , defter kokusunu, yeni açılmış kalemleri, kolumda kitaplar derse gitmeyi, teneffüslerde koşturarak aldığımız çayları özlüyorum. 
Çalışınca daha düzenli oluyor hayatım. Evdeyken ertelediğim kahvaltı saatim 7:00 oluyor, öğle yemeğim, evin düzeni, pratik iş yapma becerisi gelişiyor Zaman dar olunca. 
Ben hep öğretmen olmak istedim.küçükken sorarlar ya büyüyünce ne olacaksın diye. Yanıt hep aynıydı. Anne - öğretmen olucam ben. 
Çok şükür ki ikisinde oldu. 
Hani aşık olduğunuzda yüzünüzde durduramadığınız bir tebessüm olur ya, işte pazartesi günü öyleydim. Ağzımı kapatamayan ve sürekli gülümseyen bir ben vardı uykusuz olmama rağmen. 
Bazı arkadaşlara baktım, okulu özlememiş, hala uyanamamış,motivasyonsuz ve bezgin görünüyorlardı. Eminim her okulda vardı böyleleri. 
Ben her zaman , bişey Nasıl başlarsa öyle gider fikrine yatkın biriydim . O yüzden yüksek enerji ve motivasyonla başlamaya çalışıyorum her işe. 
Ne yaparsan yap aşk ile yap diyor ya şarkıda . İnanıyorum yürekten ...
Örnek olmak, onlara olumlu duygular aktarabilmek, öğrenebilmek ve Sevgi'yi hissettirebilmek gerek. Öğrendiklerini unutsalar bile, kendilerini Nasıl hissettiklerini hiç unutmazlar . Hatırlayın ilkokul günlerinizi. Öğretmeninizin davranışları, size olan ilgisi dün gibi aklınızda değil mi? 
Hammaddemiz insan yavrusu ...bunu unutmamalı. 

Bu yıl yine farklı projeler var aklımda. Onları sevindirip heyecan verici projeler.
Mandala ağacı yaptırmak istiyorum, şu yeni çıkan boyama kitaplarından fotokopiler çekip onları boyatmak istiyorum. 
Farklı çalışmalar yaptırıcam.
Ve yine keçe kursu açıyorum.VELİLERİMİZE yönelik ve tamamen ücretsiz. 
Ekimden Hazirana kadar devam edicek kursumuz.  
 Yoğun geçecek bu yılda. Ama yine güzel işler yapıcaz kısmetse
Karşınuzdaki insanlar istekliyse, çok daha büyük keyif veriyor öğretmek. 
Hepimiz için başarılı ve Mutlu bir eğitim yılı olsun. 











25 Eylül 2015 Cuma

CROCHET İLE TAŞLARA KILIF ÖRDÜM.

Denediğim bazı motifler vardı.ortaya bir ürün çıkması içinde devamını örmek gerekiyordu. Bende tek olan bu motifleri bir işe yaratmak istedim. Ve ortaysanız kaç ürün çıktı. Pinterestte fikri çok.  Bi dolanın derim. İnsanı üretmeye sevk ediyor.
İşte yapım aşamaları aşağıda. 








Altta beyaz ip ile düzgünce dikiyoruz. 


Birleştirirken simetrik olmasına dikkat ettim. 



Dilerseniz okuduğunuz kitapların sayfasını kıvırmak yerine bu dantelli taşı da kullanabilirsiniz




Bir bayram projesi de sığdırdıysak Bayrama , artık bayramlıkları giyip ziyarete gidebiliriz. 
Mutlu bayramlar...









17 Eylül 2015 Perşembe

SÜTLÜ İNCİR TATLISI MI YAPSAK?


Bilenler vardır çerkes kızıyım ben. 
İncir tatlımız, kabak tatlımız meşhurdur. 
Babaannem sütlü incir yapardı fırında. Yemeye doyamazdık. Nur içinde yatsın. 
Üzerine süt döküldüğü için nar gibi kızarırdı. 
Dalından yedim yıllarca inciri. 
Köy çocuğuydum küçükken. 
Dut ağaçlarına, incir ağaçlarına tırmanan yaramaz bi kızdın der annem.

Bandırma, susurluk köylerinde akrabalarımıza gittiğimizde üç öğün incir yerdik. O günlerin kokusu geldi burnuma. 

Bir saat önce eşime incir alalım, çok seviyorum ben, mevsimi geçmeden doya doya yiyeyim derken, bir saat sonra incir kasasıyla geldi kapımıza. 
İncir ihracatı yapan bir dostumuz göndermiş. 
Ay ben bi sevin bi sevin.... 

Geçtim kasanın başına... Gözüme kestirdiklerimden başladım yemeye. 


İncir isteğim vakti saatine denk gelmiş heralde ki hemen gerçekleşti. 
Hepimizin dilekleri çabucak gerçek olsun inşallah. 




16 Eylül 2015 Çarşamba

KOZAHANDA KAHVALTI

Günlerden Kozahan 
Asil Paşam ile bu sabah kozahanda kahvaltı kararı alıp düştük yollara. 
Reyhan fırınından simit, köylü pazarından peynir alıp gittik Kozahan'a.
Nasıl tatlı geliyor o açık havada, mistik atmosferde her yediğin. 


Hanı dolaştık, iç kozahana geçtik, hediyelik eşyacıları dolaştık. Beğendiğimiz bişeyler bulup mutlu olduk. 
Kumaşçıya, tuhafiyeye, malzemecilere uğradık. 
Dikiş makinem tamir edildi , onu da alıp, şenöze uğrayıp mis kokan kahvemizi de alıp evimizin yolunu tuttuk.  

Oğlum boyuma yetişti. Nerde yardıma ihtiyaç duysam koşup hallediyor. Arkadaş gibi.... 
Herşeyi konuşabiliyoruz olgun ve mantıklı fikirleri var. 
Anne - Oğul günü oldu bu gün. 
İkimizde yorgunuz şimdi. Çok yürüdük. Ama iyi ki bu günü kendimize ayırmışız. 



15 Eylül 2015 Salı

SARI SONBAHAR

Sonbaharı hissettiren bir Bursa Salısından  merhaba. 
Tatilin son iki haftasında aklımda sıraya koyduklarımı yapmaya başladım. 
Dolaba koymak üzere şeker fasulye hazırladım, mutfak ve erzak dolaplarımı düzenledim. Evdeki unu şekeri vs unutup tekrar tekrar alan biri olarak mutfak hakimiyeti sağlamaya çalışıyorum da. 
Aksi takdirde 4 paket kırmızı mercimek olup, her biri açılmış ve üzerinden azıcık kullanılmış halde bulunuyor bazen. 
O yüzden unu şekeri mercimeği nohutu disiplin altına aldım.:)) 
Kıyafet çekmecelerini, dolap düzenlerini sağladım (ki bozulması  bir iki gün sürüyor)
Kumaşlarımı tek tek katlayıp hobi odamın stoklarını güncelledim. Zira pembe ve mavi puanlı komaştan heralde 3er 5 er derken 30 metre falan almışım. 
Müsrifim desem olur mu nil em ama garanticiyim.elimin altında bulunsun dürtüsü var ya, işte ondan bu stok halleri.
Leyla ablaya sorarsan eve hakim olamayışından , dışarıda çalışan kadınların çoğu böyle diyor.
Bir çok eve gidiyor yardıma, ve çoğu çalışan bayan.tarihi geçmiş un, puding, mutfak malzemeleri çok oluyor diyor.
Bi alıp dolaba atıyorsunuz sonra unutuyorsunuz yine alıyorsunuz diye kızıyor çoğu zaman.
Bende kızıyorum kendime.4 4lük ev hanımı olamıyorum diye.
Ama hepsi bir arada olamıyor işte bazen.

Birde üretim ayağı var benim evin. 
Dikiş falan dikmesem, keçe kesmesem, ev daha tertip düzen içinde olur da, elyafı bi yanda, üzerime yapışıp benimle oda oda gezen iplikler bi yanda olunca mecbuuur dağılıyor..
Bu yaşanmışlığı seviyor olsam da, bazen tezgahta fazlalık ne varsa atasım gelmiyor desem yalan olur.  

Evimde keyfim çok yerinde. Çok şükür. Eskiden bi çarşıya çıkayım, bi avm gezip vitrinlere bakayım , ne modaymış  haberdar olayım derdim. Şimdilerde onu da istemiyor canım. Evde zaman geçirmekten büyük keyif alıyorum.
Örüyorum, baktım uyku bastırdı bırakıp yanı başıma tığımı ipimi uyuyorum azıcık, balkonda bi kahve içiyorum, akşam sofrası yemeği derken gün nasıl geçiyor hiç anlamıyorum.
Yavaş yavaş kabuğumun içinin daha mutlu ve huzurlu olduğunu öğretti hayat galiba. 

Aklıma fikirler geliyor, bi heyecan bi heves kalkıp onları yapıyorum.nette dolaşırken bi tatlı canım çekiyor, üşenmeyip deniyorum. 
Bazen sırt üstü uzanıp sadece hayal kuruyorum. 
Ve çoğu kez şanslılardan olduğumu düşünüp şükrediyorum. 
Bu sonbahar havaları beni romantik yapıyor.
Göç eden kuşlara bakıp içimden yine dönün buralara diyorum. Martı dolu buralar. Ve şimdi akın akın göç ediyorlar. 
Aramızda bağ var gibi başkonuma kadar alçalıp bi çığlık atıp geçiyorlar. 
Yapraklar savruluyor. Yeşil kahverengiye dönüyor doğada.
Gökyüzü griye dönüyor. Berrak gün batımı saatleri azalıyor. Ve gece parlayan yıldızlar görünmüyor. 
Elim ayağım hafif hafif üşümeye başlıyor..
Sevdiğime daha bi sokulduğum , ısındığım mevsim bu mevsim.
Perdeler uçuşuyor, balkonlarda içilen çaylar daha bi iç ısıtıcı oluyor. 
Ben Ekim kızıyım. Ondan mı bu denli etkiliyor beni sonbahar bilmem ki...
İki ayrı dünyada yaşıyorum biri dört mevsim, biri hep yaz. 
Gözlerimi yumduğum an geçiyorum yaza. 
Çok güzel bir dünyam var anlatması zor. Ama bahşedilenlerin en büyük şükrü onun İçin.  Enerjisi yüksek, iklimi sıcak,doğası yeşil,kuşları mutlu.  İnsanın içini coşturan bir yer. Gözlerimi kapatsam yeter. 


14 Eylül 2015 Pazartesi

PAZARTESİ DEDİĞİN...


Günaydın.. 
Okullar açıldı derken tekrar tatile girmiş öğretmen modudur kendileri. 
Turizmin eğitimden önemli olduğu Türkiyem daha nelere gebe bilinmez. Bunca yıllıköğretmenlik hayatımda ilk kez böyle bir durumla karşılaştım. 
Heyecan ve hevesle başladık 1 eylülde. En azından bendeki durum buydu. 
Hazırlandım, derlenip toplandım. İşimi özledim. 

Ve böyle musmutlu gittim okuluma. 
Herkes birbirini özlemiş. Sohbetler , kucaklaşmalar... (Uyumu çok güzel bir atmosferi var okulumuzun çok severek gidiyorum işe) 
Sonra çay kahve sohbetleri

Fotokopi odası muhabbetleri...
Ev gezmeleri... 
Arada beslenme , akıllı tahta eğitimleri ile iki hafta geçti gitti. 
Şimdi 11-28 eylül arası yine tatildeyiz. 
Turizmi canlandırmak isterdik ama evin beyi çalışıyorsa, izni bitmişse, anne oğul farklı projeler üretiriz diyerek rahatlamaya çalışıyoruz. 
Bir yanım anneme gitsem diyor İzmir'e, diğer yanım üretim için güzel fırsat , otur yeni ürünler çalış diyor. 
Tarhanamızı , domatesimizi , güneşte ege usulu salçamızı yapmış annecim de bizi bekliyor. 
Ne yapsam bilemedim. Okullar açılmadan bi Ege havası iyi gelmez mi ? 
Tire tostu yer, izmir tulum peyniri alır, bir iki kilo Tire köfte stoklar, konservemi salçamı ,tarhanamı sırtlanır gelirdim. 
Şansıma birde keşkek bulursam değmeyin keyfime. 
İşte bugün kafamdaki düşünceler bunlar. 13 günlük tatile neler sığdırabilirim düşünceleri... 
Haberlere gelince , boğulan mülteciler, şehit haberleri, saldırılar, kanlı videolar... Artık her gün gösterilip milletimin alışmasını sağlamaya çalışan bir gündem . Mide ağrıları, sinir buhranları geçiriyorum izledikçe. Canım dayanmıyor. Sorguluyorum, birey olarak ne yapabilirim ülkem için , gelecek nesiller için diye. Çalışmak , çalışkan olmayı öğretmek, bilinçli nesiller yetiştirmek geliyor ilk olarak aklıma.  
Kendi kabuğuma çekilip içimi ferahlatmaya çalışıyorum sadece. 
İçimi sorarsanız çok üzgün ve endişeliyim. 
Bir ışık süzmesi bulup ondan beslenmeye çalışıyorum. Umud etmeyi hiç bırakmadan yaşamaya devam ediyorum. 
Evladım için ve nice evlatlar için endişem büyük. 
Hayırlara erdirsin allahım. 
Birliğimizi beraberliğimizi bozamasın hiç bir olay.  Aydınlık olsun geleceğimiz. 
Dualarımdasın Türkiyem... 


6 Eylül 2015 Pazar

BİR ŞÜKÜR, BİN TEŞEKKÜR......

Bi bakış, çok şey anlatan ... 
Bi duruş , güven veren...
Bi sus, sessizliğimi sen anla diyen.
Bi avuç, hatta avuç içi, dünyalar kadar şevkat barındıran.
Bi "kıyamam" kıymetlimsini anlatan, 
Bi sarılış, "ben varım " diyen
Bi alo, gün içindeki ses tonumu yoklayan, moralimi ölçen
Bi "iyi ki varsın" cümlesi, şükreden.
Bi "bi bilsen" ne kadar sevildiğini ,
Bazen konuşmaya gerek kalmaz, göz gözü anlar, sus susu.. 
Bi teşekkür bazen küçücük bi öpücük olup konar göz kapağına. 
Seversen şartsız seveceksin. Hatasıyla , kusuruyla. Bi ömür nefesine dua edeceksin. Varlığına şükür. 
En çocuk hallerini de , en zayıf  anlarını da göreceksin ama yeri hiç değişmeyecek. 
Sen erkeğin kolundaki en zarif takı olacaksın , o kadının üzerindeki çatı. 
Kontrolsüz seveceksin, içindeki iyiliğe   güvenerek. Gözlerindeki ışık pusulan olacak, amacın ışığı parlak tutmak. 
Hem gözü, gem gönlü, hem vicdanı seni sevecek. Yürekleri birbirine kilitlenmiş olacak iki cihanda da. 
Yıllar sonra birbirinin yüzüne baktığında  hayata teşekkür , tanrıya şükür edeceksin  o bi çift göz için. 
Her zaman yanında, her durumda arkanda var olan için. 
En az Sevdiğin kadar sevil. 
Ve sımsıkı tut elinden. 
Tutamıyorsan koşma peşinden... 

4 Eylül 2015 Cuma

BEZ BEBEKLİ , BEZ TORBA.

"Size bırakıyorum Elif Hanım" diyerek verilen her siparişte mahçup olmama çabası zirvede olarak çalışıyorum, daha değişik, daha sıra dışı, daha özgün olmaya , yeni fikirler geliştirmeye çalışıyorum. 
İşte Elif Bebek için de yeni bişeyler denemek istedim. 
Ben çok severek yaptım.
Umarım kullanacak olan kişilerde sever. 

Biraz adaş samimiyeti kurduk galiba. 
Şaka bir yana, detayları, çiçekleri saç modeli derken şipşirin bişey oldu. 

Hani diyor ya Kenan Doğulu , ne yaparsan yap AŞK ile yap diye. 
İşte öyle bişey bu. 
Bir işi hakkını vererek yapmayı, birini aşk ile sevmeyi, hayatı aşkla yaşamayı seviyorum ben. Hiç bişey eziyete dönüşmüyor o zaman. Keyifle ,motivasyonla  yapıyorum. 
Başarı daha çabuk geliyor. 


Aşk ile yaptığım ürünler size ulaştıkça ve sizlerden geri dönüşler aldıkça yenileniyorum  , tazeleniyorum. 
El emeğine değer veren herkese teşekkür ederim.  İyiki varsınız. 

3 Eylül 2015 Perşembe

OY TOMBULUM...

Yine kendimle inat halindeyim. Eskiden 49 kilo olan ben, evlenince 55, doğuma giderken 75, sonra 58 aralığında seyrederken , geçe şubat ayında annemin " yüzün toparlanmış annecim, bak ne güzel olmuş " demesiyle gerçeklerle yüzleştim. 
Aman iki üç kilo nedir ki, bi hafta kısarım yediklerimden gider , umursamazlığı ile hayatıma devam ettim.
60 derken 61 oldum ve sın olarak 61,5 ile zirve yaptım.  
E tabi depresyon halleri bunlar benim için. 
Ama ne zaman diyet kelimesi duysam anında acıkan biriyim ben. Siyetisyen listeşeri ise inadımı kabartıyor. Karışmayın uleyn ne yiyeceğime, ben iradesiz miyim diye dayılanasım geliyor. 
Ama tabi bunlar bahane değil. Ne kadar doymuş olsam da, güzel bir sofra gördüm mü  çökerim.sunum beni cezbediyor. Tatlı kapasitesi zaten sınırsız.   
Diyorum ya psikolojik açım ben. 
 
Fotoğraflara bakıyorum, balık etlisen tombula terfi dönemim gelmiş sanki. Fren Elif hanııım Fren ... Desem de   Bi kulaktan girip öbüründen vınlıyor cümleler.
Amaaan dünyaya gelmişim bi kere ye dostum diye sırtımı sıvazlayasım var. 
E diğer yandan   Kendimi sevmiyorum böyle....
Bi orta yol bulmalı diyorum da , evde iştahı yerinde iki bey var. Biri dondurma alıp geliyor, biri film ayarlamış çekirdek çitleriz dedim diyor. Sabotaj çok.
Ben zaten sabote edilmeye razı. 


Şimdi bi karar alsam, iştahım açılır ki benim. Ne zaman dikkat etmelisin Elif desem kendime, brokoli bile istiyor canım.( hiç sevmem halbuki) nasıl karmaşık bir bilinçaltıysa artık. 


Şimdi 61,5 kiloluk bir insan olarak, 57-58 kilo olmanın mutluluğunu yaşamak, kendimi durdurabilmek, azimli ve istikrarlı olmak istiyorum diye yazarken bile aklımdan , (akşama tremisu mu yapsam?) diye geçiyor işte. Bu ne yaman çelişki. 
And içip yemin mi etsem acaba?  
Bi dur demezsem büyük beden mağazaları öğrenmem ve gardrobu yenilemem gerekecek. 
Evdeki diğer bireylerden de destek istiyorum.  Nutella almayın pls... Birde şu pazar kahvaltıları var tabii. Has tereyağlı, ballı kaymaklı, puf puf pideli.
Oda eşimin en büyük keyfi işte napçan? 
Ben en iyisi psikoloğa gidip şu duygusal açlığımı tedavi ettireyim. Sunumu güzel herşeyi yemek zorunda olmadığıma ikna olayım. 
Önerilerini deneyimlerini yada beyinde şartlanmanın kuralını çözmüş olan varsa yardımınızı bekliyorum. 
Şöyle bi 5 kilo verdirin bana nolur. Sevaptır ...