GEL KATIL BİZE :)

20 Şubat 2016 Cumartesi

SENDE FARKINA VAR.


Hayatından memnun değilsen düşüncelerini değiştir demiş bilge insanlar. 
Her an , her durumda Mutlu ve enerjik olamayız tabi ki, ama mutsuzluktan beslenip, yakınarak yaşamak bizi bir arpa boyu ileriye taşımaz bı da açık bir gerçek.
Güçlü olmak için başkasının desteğine yada size vereceği güvene ihtiyacınız yok. Kendi bedeninizde mevcut bu alt yapı. 
Güç te, gayrette, sabırda var hücrelerimizde. Sadece keşfetmek bulup çıkarmak gerekiyor. 


Soruna odaklanmak , insanı aşağı çeken, yerle bir eden bir süreç. 
Oysaki olan olmuş, şimdi çözüme bakalım dediğinizde aslında bir çok çözüm yolu olduğunu göreceksiniz. 
Tabii önce inanmak gerek. 
İşte çözüm arayışına girdiğiniz anda değişiyor herşey . 
Bakış açınız umutlu, eylemleriniz gayretli oluyor. 

Bir çok sıkıntılı durumun sonucunda, ölüm, yakınlarını kaybetmek, travma kaza, boşanma, düşük,ölü doğum, kemoterapi, kanser tedavisi, ağır ameliyat sonrası, psikolojik tedavi gibi durumlarda bir çok ülke, kendi hastalarını bir hobi ile tanıştırır kursa yöneltiyor. Ve kurs bedeli sigorta tarafından karşılanıyor. 
Yani demek istediğim şu ki; bilimsel olarak ta , tıbbi olarak ta bir hobi ile uğraşmak, dertleri hafifletiyor ve normal yaşama dönüş için bir köprü oluyor. 

Hobilerimizin olması için mutlaka bir sebebe ihtiyacımız yok tabi. 
Sadece keyif aldığımız ve boş Zamanlarımıza renk kattığı için de yapıyoruz bu uğraşları . 
Tüketen bireyler olduğumuz kadar üretmeye odaklı olsak, daha Mutlu bir toplum oluruz bence. 

Çocukluğumdan bu yana öğretmeyi, öğrenmeyi seven, mücadeleci ruha sahip , hedeflere odaklanan biri oldum. 
Her başarının ardında yeni bir hedef belirdi sürekli hayatımda. 
Psiko Drama gibi yaşadım hayatı. Derdi de, mükafatıda sabırla ağırladım. 
Ve sonuçta öğrendim ki, 
Hayatta hiç bir olay, hiç bir insan tesadüfen çıkmıyordu karşımıza. Her şeyin bir sebebi vardı ve bir amacaa hiznet ediyordu . 
Bize bişey öğretiyor, doğruyu görmemizi sağlıyor, basamak oluyor, yada tecrübe kazandırıyordu . 
Zamanı dolduğunda yaşamımızdaki yeri son buluyor ve hayatmızdan çıkıyordu. Öğretileri Kazancı'mız oluyordu. Bizler bunu farkedemiyor, şikayet ediyor yada başımıza kötü bişey geldi sanıyorduk. Oysaki hepsi tek bir amaçla hizmet ediyordu. Farkındalığımıza ve gelişimimize. 

 
30 lu yaşlarım öğretilerle doluydu. Sanki kainatın sırrını ve işleyiş sistemini çözmüş gibiydim. 
Üzerine kitaplar okuyup, araştırıp, düşününce, ne kadar doğru bir uğraş seçmiş olduğumu ve bana kazandırdıklarını gördüm. 
Evet üretmek, uğraşmak iyi bişeydi ve ayakta kalmama destek sağlıyordu. 
Çok güzel insanlar ile kesişiyordu yollarım. 
Her biri yeni bişeyler ekliyordu bana 

Beklentilerimi minimize etmeyi, kendimi sevmeyi, içimdeki gücü ve ne istediğimi öğretmişti 30 ile 40 yaş arası. 
8-10 yıllık bir yolculuk vardı iç dünyama uzanan. 
Regresyon ve hipnoz ile kırılma noktalarımı keşfetmiş , onarmış ve ileriye bakmanın gereğini anlamıştım. 
Geçmiş , olumsuzluklar , eski yaralar, darbeler, çocukluğun travmaları gün yüzüne çıkmış, onarılmış, gereksizler atılıp, derli toplu hale getirilip düzene sokulmuş ve anı valizi derlenip toplanmıştı. 
Hata, yanlış dediğimiz şeyler ise yaşanması gerekenlerdi. Biz ne yaparsak yapalım yazılmış olan yaşanacaktı. Çünkü hepsi bir öğreti barındırıyordu. 
Şimdi farkındayım , kendimin, değerimin, istediklerimin, kesinlikle istemediklerimin... 
Hayatın , mücadelenin, iyi ve kötü ile basıl sınandığımızın... 
Ve düşüncelerimiz doğrultusunda hayatımızın şekillendiğinin farkındayım. 
O yüzden arınmaya, sadeleşmeye, iç dünyamda yaşamaya, hırs ego ve nefsin oyunlarından uzak olmaya, iyiliğe meğil etmeye yönelmeyi seçiyorum uzun zamandır. 
Tüm beklentim kendimden. 
Mutlu etmekten Mutlu oluyorum.
Gülümseyen bir yüz olarak hatırlanmak, 
İnsanlarda iyi izler bırakmak istiyorum. 
Hayatımın amaçları net. 
Geriye kaç nefes kaldığını bilmeden yaşadığımız şu dünyada , adlında insanların tek ihtiyacının sevgi, şevkat ve merhamet olduğunu düşünüyorum. 
Bir öğretmen olarak , çocuklara öğrettiğim ders dışında daha önemli olanın, saygı , iyilik, doğruluk ve iyi insani meziyetler olduğunu aktarmak istiyorum. Onlara şevkatle yaklaşıp, önemli olduklarını hissettirmeye çalışıyorum. 
Elimin değdiği kim varsa etrafımda, söz ile, göz ile yazarak yada anlatarak ulaştığım kim varsa , kıymetli olduklarını hissettirmek ve gönlümün yettiğince sevmek istiyorum. 
İhtiyaç duyduklarında Ben varım ve yanındayım diyebilmek,yapıcı ve çare olabilmek istiyorum.
Çünkü tarifi mümkün olmayan sıcacık bir sevgi taşıyorum içimde. 
Paylaştıkça artan, Mutlu duygularımı hissettirmek istiyorum. 
Çünkü hepimizin bunlara ihtiyacı var. 
İnsan olmak bunu gerektirir. 
İçinizi ısıtan, huzur veren insanlarınız bol olsun. 







9 Şubat 2016 Salı

RENKLİ BATTANİYE ÖRELİM

2. Dönem genel kurul toplantısından çıkıp koşa koşa eve gelmiş Elif öğretmen , ocağa çayını koyup bloğunun başına geçti bile...
Şubat tatiline bir battaniye notu iliştirmiştim buzdolabının üzerine. İpim var tığım var, hava soğuk, kar da var deyip başladım örmeye. Renkler dans etti sanki, ördükçe öresi mi gelir insanın? Geldi vallahi. 

Kimi Zaman bi kek yaptım , kek kokusunda ördüm, kimi Zaman bi bardak boza koydum renklerin yanına ...
Ay bi motif daha, hadi bi tane daha derken şubat tatilinin son günü bitirdim. 
Ponponsuz olur mu deyip bi de gece yarısına kadar ponpon yaptım bi sürü.


Renkleri açıktan koyuya doğru sıraladım. Geçişleri olabildiğince degradeli yapmaya çalıştım. 

Krem rengi mi beyaz mı derken, krem ile birleştirmeye karar verdim.  
İp: Nako Pırlanta 
Tığ: 3 numara tulip marka
Pırlanta ile biraz sert oluyor eliniz sıkı ise. 
Nako süperlana, 
Nako inci
Alize kullanabilirsiniz 

Birleştirme bitince , kenarına sık iğne dolandım bir kaç renk. 
En son ponponları ek yerlerine denk gelecek şekilde tutturdum. 
Ve tatatataaaaaaam işte bitti. 
Köşeye yer yaptım ona. Karşısına geçip seyretmelik oldu inanki. 
Baktıkça Mutlu olunası bişey işte. Bence yaniiii. 
Şimdi sırada ne var derseniz buna uygun kırlentler örüyorum. 
Şubat tatili anısı oldu bu battaniye. 
Evin beyi yeni isimler ekledi bana .ARI KARIM diyor ilmek ilmek örüyorum durmadan diye.  
Neyse ki arı emojisi var 🐝 
Her mesajın sonuna bi arı ekleyip gönderiyor bu ara. 
Üretmek, çalışmak, güzel şey. Birbirimizden etkilenip nelere başlıyoruz değil mi? Sanal alem deyip geçmeyin, ne hobiler kazandırdı bizlere. Zamanında eline tığ şiş almayanlara bile öğretti motif örmeyi, ilmek atmayı. Heveslendirdi bizi. 
İşte o yüzden el birliği ile sarılıverdik hobilerimize, kimi derdini unuttu, kimi Zamanını değerlendirdi. Doğru söyleyin iyi gelmedi mi hepimize bu örgü halleri
😉 
Haydi güzel geçsin haftanız. Renkleriniz bol olsun. ❤️💛💙💜💚💓

1 Şubat 2016 Pazartesi

İSTANBUL'da BİR SEMT VEFA...


Vefa neydi? 
İstanbul'da bir semt adı mı sadece? 
Zaman öyle bir Zaman oldu ki... 
Vefaya ne oldu? 
Birlikte niyet etmekti geleceğe, birlikte göğüs germek, birlikte tek yumruk olmak, düşerken elini tutmak, nefesi kesilirken nefes olmaktı. 
Bir ömre neler sığıyor değil mi? 
Aşkla başlıyor da, sevgiye, merhamete, dostluğa, dayanağa dönüşüyor. 
Suyun altında gibi yaşam telaşından başını çıkarıp bakınca suyun üstüne, yanındayken özlediğini farkediyor insan. Saatlerle yarışırken, trafikle savaşırken, işe yetişirken bile özlüyorsun aslında. Yanındayken özlüyorsun. 
Büyük şehirlerin, kocamam karmaşasında hayat alelacele geçip gidiyor. 
İşte bu saatlerde, herkes uyumuşken düşünüyorum nelere dayandık, neleri arkamızda bıraktık, nelerle mücadele ettik, maddi manevi ne sınavlara tabi olduk, sağlıkla Nasıl sınandık , Nasıl atlattık diye. Sonra bakıyorum uyurken sana, birde eski fotoğraflara... 
Değişiyoruz, yaşlanıyor muyuz ne? 
Sonra diyorum ki bu değişimin her gününe tanık oldukta, o izleri birlikte edindik yüzümüze diyorum. 
Vefa, yürekte, emekte, sevgide , gayrette.. 
Bugün güneş vardı gökyüzünde. 
Ben güneşe karşı oturdum, sen gölgeye. Ben güneşsiz bırakmasın Allah dedim. Sen sessiz yüzüme baktın, iki dakika sonra sensiz bırakmasın dedin. 
Bir ömür sürsün sevgin, aşkın, merhametin, vefan... 
Bizim için yaptıklarının, yapmak istediklerinin, çabanın şahidiyim. 
Seni anlıyorum , 
Cefada da , Sefada da seninleyim, yoldaşınım ... 
Sen uyu, ben senli dualardayım... 
Kıymet bilenleriniz, sevenleriniz çok olsun. Onların sayıları az, kaybetmeyin, kırmayın. Size kıyamayanlara kıymayın. 
Her fırsatta söyleyin ne kadar değerli olduklarını. Hayat kısa... Sevin sevebildiğiniz kadar. Dünyayı sevgi kurtaracak.  İyi geceler...