GEL KATIL BİZE :)

23 Mayıs 2016 Pazartesi

HAYAT NEYDİ?

Yorgundu.
Uykusunu alamadan uyanmış , apar topar işe yetişmişti. Acıkmıştı ve tek alternatifi simit ve çaydı. Oysa şöyle yumurtalı, peynirli, domatesli ve tabi kızarmış ekmekli bir kahvaltı hayal ediyordu. Kuru gelen simidin son lokmalarını yutmakta zorlandı.çay imdadına yetişti ve kaydı gitti sert simit.
Çoğu sabah aynı hayale rağmen simit çaya talim ediyordu.
Gün yoğun geçecekti. Yapılacak işler sıralı şekili bekliyordu. Bugün , günler öncesinden planlanmış bir pazartesiydi. Trafikte geçecek saatler, yetişilmedi gereken toplantılar, ziyaret ve teşekkürler vardı.
Oysa ki planlanmamış günlere ihtiyaç duyuyordu. Mesela toplamadığı yatağına geri dönüp bi öğle uykusu ne iyi olurdu. Her sabah aynı fikirle evden çıkıyor, söa gün içinde Afyon'u patlıyor, akşam yorgun düşüyordu.
Kendini söylenip dururken buldu.
"Bu yemek yemeyi kim icat etti, bi öğün tamam da üç öğün ne oluyor" diyordu.
Tam tekmil bir ev hanımı ve mutfağının hakimi olmayı o da isterdi tabiki. Ama zamanı yoktu yada eve yorgun dönüyordu..
Enerjisinin tükenmiş olması onu kızdırıyordu. Bazen bir tek bardağı yıkayacak gücü kalmıyordu kollarında. Hatta bazen çaydanlığın alt kısmını kaldırmakta zorlanıyordu kolu. Mesleki deformasyon deyip, son kuvveti ile dolduruyordu çayları .
Ne tam anlamıyla ev kadını olabiliyordu , ne iş kadını. Birine ağırlık verse, diğerine yetişemiyordu.
Bazen kızıp kendi kendine, amaaan ölcez yaw, ne bu telaşe diyordu.
İçinde coşkusu bitmeyen bi şevk, tatlı bi hırs ve listesi kabarık yapılacaklar listesi vardı. Ama isteklerine yetemiyordu bünyesindeki güç. Ha gayret diye diye her günü geceye devretmeyi başarıyordu şimdilik.
Ama içi pır pır , ne yorgunluk dinliyordu ne sınır.
Bugün dedi  ki; aynı anda iki yerde birden oluversek ne var? Üç demiyorum bak , iki yerde olsak yeter.
Arkadaşları güldü.
Oysaki gayet içtenlikle talep etmişti bunu.
Yaşam bir armağandı ve ne sığdırırsan yanına kardı.
Sızlanmaya vakit yoktu . Mümkün mertebe yaşamalıydı izler bırakarak .
İçinden geçeni yapmalıydı insan. Yaş geçmeden, istek bitmeden ...
Biraz deli, biraz pervasız, hatta bazen ayarsız..
Gönlünden Nasıl geçiyorsa öyle.
Dert olmadığını idrak etmeliydi şu ölümlü dünyada. Sonu belliydi daha doğarken. Doğum ile ölüm arasına kaç kahkaha sığar test etmeliydi her daim.
Bi güne daha uyanınca sevinmeli , hediye telakki etmeliydi.
Amaaannn boşveeer ci olmalıydı .
Her hücresi titremeliydi mutluluktan, bedeninde hiç duyulmamış şarkılar çalmalıydı sadece kendinin duyduğu.
Keyfini kaçıranlara sırtını dönüverip, Mutlu olduklarıyla el sıkışmalıydı .
Şükredecek her şeyi alıp karşısına , aynada bakıp kendine, ne kadar şanslı olduğunu yinelemeliydi.
Hayat işte...
Donuverecekti bi gün. Yorulmaya Zaman yok dedi. Duşunu aldı, üzerine rahat bişeyler giydi, kokusunu süründü. Okuldan gelen oğlunu ve işten gelen eşini karşıladı tebessümle ve çok keyifli bir gün geçirmiş gibi.
Yorgunlukta neydi. Dinlenirsin geçer dedi.
Önemli olan neydi ?
Sağlıkla alınan nefesti,
Evladın gözündeki güneşti....
İyiyim dedi. Şükretti.
Bi domates rendeledi, kırdı iki yumurta, bi de çay demledi...
İşte hayat bu kadar basitti....
Yorgunlukta neydi?

9 Mayıs 2016 Pazartesi

İNSAN OL , ALNINDAN ÖPEYİM SENİ

Şu insanların işi zor gerçekten. 
Salt kimlikler kimselere yetmiyor. 
Filancanın arkadaşı olmak, filanca mağazadan giyinmek, bilmem ne otelinde tatil yapmak, 3-5 karat yüzük takmak, filancalarla tanışırız, bilmem kimlerle yemekteyiz, ay şunlar bizim çok samimi arkadaşlar, zaten şu kuaföre gidiyorum, ay senede iki yurt içi iki yurt dışı birde kar ve kayak tatili yapmazsam kendime gelemiyorum halleri.. 
İçin ne için? 
Mutlu musun bi sor kendine ? 
Huzurlu mu , ferah mı yüreğin? 
Öyle sakin ve içten, samimi olabiliyor musun sen? 
Gözleri başka, dilleri başka konuşanlar...
Bilmem kimin karısı olarak prim yapmak bürütüyor mu egonu? Senin sıfatın, özelliğin kimliğin yok mu? 
Sıyrıldığında tüm o etiket sandığın şeylerden , geriye kalan sen çok mu küçük, çok mu aciz? 
Bu koca koca etiketleri sıkıştırıyorsun her iki lafın arasına? 
Sen olarak çıksan meydana sevmezler mi seni? 
Sen sen evet sen  
Yüreğin, değerlerin , sevgin ve kalbinle sen . 
Ayağı yakın olsan, çuval giysen üzerine, bisikletle gelsen her yere, sokaktaki çocukla arkadaş olsan, kapı önündeki simitçiden simit yesen , kolunda plastik bi saat olsa, tüm arkadaşların sıradan olsa, çok mu eksilirsin? 
İşte o kadar çok sıkıldım ki bu tür insanlardan. Sahte bir çarkın içinde dönüp duran ama yol katedemeyen sahte insanlardan.  
Mış gibi , Muş gibi yaşayanlardan. 
Aslında tek ihtiyacı sevgi olan her insan, eksik yerlerini madde ile tamamlamaya çalışıyor. 
Olmuyor ki olmuyor. 
Duyguyu madde ile sıvayamazsın. 
Poz, rol , sahte gülüşler yapma. 
Sen ol yeter ya. 
İçten ol, düşündüğün yada hissettiğin gibi davran. 
Sev, sevme, iste yada isteme. 
Sen önemlisin , adının yanına koyduğun eklentiler değil. 
Bazen ağla, bazen yardım iste, bazen çıldırasıya bağır. Ama sen ol. Karşındakine bişeyler ispatlamaya, kanıtlamaya, statü belirtmeye çalışma. Yüreğin kaç karat ? Onu göster bana.
İnsan ol, aç yüreğini, alnından öpeyim seni. 

7 Mayıs 2016 Cumartesi

ÇİÇEKLİ PASPAS VE KAPI SÜSLERİ , ANNELER İÇİN.

Ne iyi oldu şu atölyeye taşınma fikri. 
Evde bölünüyordum çalışırken. 
Şimdi sadece üretime konsantre olabildiğim bi dünyam var. 

Yemyeşil bir bahçeye bakarak çalışıyorum. 
Motivasyon ve enerji kaynağı doğa ile içiçeyim. 
Can'ım isterse açıp, istemezse kapatıp geldiğim bir hobi odası orası. 

Ürettikçe çoğalıyor yeni fikirler. Bir de yaptığım işe aşığım sanırım. Öyle büyük bir heyecan ve şevkle çalışıyorum ki, her ürünün kendine özgü duygusu ve enerjisi  var bana sorarsanız. 
Fabrikasyon değil hiç biri, el göz koordineli çalışırken , duygular ve ilham onlara eşlik ediyor işte. Değişik bişey bu, bazen hiç bişey gelmiyor içinizden , bazen bi bakmışsınız acıkmadan susamadan saatlerce full konsantre çalışabiliyorsunuz . Daha daha daha da ilham var içinizde . 

Üretmenin mutlulukla ilgisi var. Ve mutluluğunda üretmekle ve istekle ilgisi var. Yani eğer mutluysanız ilham perileri gelip konuveriyor o umzunuza . Ve ürettikleri ortaya çıkan ürünlerden besleniyor mutluluğunuz. Artıyor çoğalıyor. 

Bazen de dipte oluyor, eksilere düşüyor enerjiniz . Öylezamanlarda bi tık zırlarsanız kendinizi çok değişik işker çıkıyor ortaya. Kendi tarzınızı aşmış, farklı işler oluşuyor . Ama o moda sokmak için kendinizi biraz çaba gerekiyor . 

Yalnızlık iyi geliyor. Uyarıcı her tepkiden uzak olunca , aklınızda belirenleri uygulamak daha kolay. Ama bi sohbet ortamında, yada bi gürültü, yada enerjiyi aşağıya çeken birinin yanınızda olması performansı düşürüyor . 
İşte o yüzden ilham gerektiren sanatsal işler , fabrikasyon ürünlerden ayrılıyor. 
Bizim gibi insanlar tüm kaygılardan uzak, sadece Mutlu olduğu için bu tür işleri yapan, butik üretim yapanlar enerjileri, emekleri, ilham perileri, motivasyon ve istekleri , dingin müzikleri ve hayalleri ile il ortağıdır.
Biri o gün işe gelmediyse , tuzu eksik yemek gibi olur herşey. 
Hepsini bir arada barındırmak için, bazen yalnızlığa, bazen sessizliğe, bazen düşünmeye, bazen desteğe ihtiyaç duyarlar. 
Değişik bir ruh hali ile yaşadığımız aşikar. 
Birde geceler bizim için en verimli saatlerdir. Çünkü herşey terini sessizliğe ve uykuya teslim etmişken , hayaller çıkar gün yüzüne. Ve sizi yataktan kaldırıp üretmeye sevk ederler.

Bu İşler sevilmeden yapılacak İşler değil. Çalıştığın maddeyi nesneyi seveceksin.
İnsanları Mutlu etmeyi seveceksin . 
Kendini dinlemeyi seveceksin. Ve biraz çılgın olmayı seveceksin. İşte o zaman tavan yapıyor ortaya çıkan ürünler.   

Gözlerim, ellerim, hayallerim, zevkim, duygularım ve ilham perilerim sizin için çalışmaktan çok mutluyuz. 
El emeğine verdiğiniz değer , geri dönüşleriniz, paketleri açtığınızda yaşadığınız mutluluk , bize gönderdiğiniz fotoğraflar, hepsi o kadar besleyici ki, işte oradan güçleniyor ve devamlılığı sağlıyoruz. 
Duyduğunuz güven, saygı ve ilgi için teşekkür ederim. 
Beni hep bi basamak daha yukarıya taşıyan sizlerden aldığım güç. 
Birbirimize iyi geldiğimizi bilmek çok güzel. 
Hep birlikte daha güzel işlere imza atacağımıza adım gibi eminim. 
Anneler gününüz kutlu olsun. 
Sevgiyle....