GEL KATIL BİZE :)

26 Eylül 2016 Pazartesi


Eylül ayı benim için yedek kıyafet torbası üretim ayı oluyor her yıl.  
Okulların açılmasıyla, annelerden en çok gelen istek bu yönde.  
Milyon  tane yedek torbası dikiyorum.
Bu defa sevgili Hobizum minnak mı minnak sevimli bir kedi baskısı yapmış.  


Öyle baktıkça mutlu eden bi şey bu.
Hemen aklıma Bernacım geldi. Ve onu için supriz bir bez Torba diktim.


Birde minik kaktüs koydum ki neşeli olsun. 
Bu çok amaçlı bir torba oldu. İçine ne isterse koysun.  İsterse hayallerini doldurup her gün bi tane çekip gerçeğe dönüştürün. 


Seviyorum arkadaşımı.  Yüreği kin öfke kıskançlık ve kötülükten etkilenmeden muhafaza edilmiş kaç kişi kaldı ki çevremizde.  İşte Berna da bu dünyada yaşamıyor gibi iyi niyet ülkesinden her sabah bizim okula ışınlanıyor bence.
Öğrenciler de çok şanslı. İşine renk katarak matematiği heyecanlı hale getiren farklı uygulamaları ile çocuklardaki değişimi hissedebiliyorum tenefüslerde. 
Hangi sınıfta bi hareketlilik, bi sıra düzeni varsa, anlıyoruz ki ders matematik.
Birde derse girerken koluna taktiği topkek poşeti var. 
Zor soruları bilenlerin hep bi hediyesi olur onun dersinde.
Ya bi çikolatalı gofret, ya bi topkek... 
Küçülüp  öğrencisi olasım var. 
Belki böyle bir öğretmenim olsaydı , matematik en ürkünç ders olarak kalmazdı hatrımda.
 İşte kedi seven, iyi niyet ülkesi mensubu Bernamızın
Çok amaçlı torbası onun yarın sabahki mutluluğu olsun demek istedim kısaca...
Heyyy hayat! 
Hep iyi insanlar çıkar karşımıza....




BİR PAZAR AKŞAMI ANATOMİSİ

Biz çalışan kadınlar boş bulduğumuz her anı değerlendirmekle yükümlü kılınmışız sanırım ezelden beri.
Bugünün işini yarına bırakma lüksümüz olmadığı için, arkamızda dolaşıp dağınıklığımızı toplayanımızda hafta da bir imdadımıza yetiştiği için, en küçük vakti bile değerlendirmeyi görev edinmiş bünyemiz.  


Mesela bir  pazar günü öyle keyifli sakin ve umarsız olamıyorum ben şahsen.
Sabahı ve öğleden sonramı eşime ve oğluma, hatta aile büyüklerimize ayırıyorum.
Hafta içi çalışınca ,eşimin ailesi de benim ailemde dört gözle bizi bekliyor, bizi dediğime bakmayın, torunu bekliyorlar aslında. 
Bizde bir kahvaltı sefasından sonra düşüyoruz yollara. 
Evin market ve pazar ihtiyacı, kırtasiye vs ihtiyaçları alınıyor.  Sonra anneanne de çay, babaannede kahve derken  akşam oluyor tabi.
Biz müsade isteyelim daha çocuk banyo yapacak deyip cikiyoruz akşam üzeri. 
 Sonra evde telaş başlıyor.  Alınanlar dolaba yerleşiyor, pazartesi gününün yemeği  ocağa konuyor, Asil paşa duşa gir diye sesleniyor annesi.




Ev der top ediliyor, pazartesinin giysileri ütüleniyor.  Bunlar kendiliğinden olmuyor tabi . Evin annesi olur kendileri Elif Hanım yapıyor. 
Hava durumu bir haftalık gözden geçiriliyor. 
5 iş günü için 5 ayrı kombin hazırlanıyor. 
(Yıllardır yapıyorum ve çok faydasını gördüm. ) 
Sabahın 6 sinda  kalk. Gözünü açamazken bişeyler atıştır, oğlunu uyandır, doyur. (Bu esnada eş uyuyor çünkü evden en son o çıkıyor. ) onu uyandırmamak için sessiz olmak gerek tabi.
Tüm bunları yaparken estetik ve uyumlu giyinmek ne mümkün? 
İşte bu yüzden her güne ayrı kombin hazırlayıp takıları ile ayakkabisi ile bir kenara ayırıyorum. -ki sabah tek askıda aradığım her şeyi bulabileyim. 



Birde yıllardır atlatamadığım İstiklal marşına geç kalma korkum var. Nasıl bir milliyetçi ruh var bende düşün artık.  Gece 5 kez uyanır ve panikle saate bakarim. Sabah olmak bilmez bana. 
Ve abartmadan söylüyorum hala istiklal marşında ürperirim ve ağlayasım gelir. 


Şikayet ediyorum sanmayın. Bir yandan ev hanımı bir yandan anne, bir yandan iş kadını, bir yandan kendi işinin patronu olmak ve aynı zamanda eş olmak kolay olmasa da , bu koşturmaca içinde her şeye zaman bulmaya gayret ediyorum.elbette bi tarafı tam yapayım derken diğer tarafı kaçırdığım oluyor. Ama hayat 4 4luk değil ki her zaman.
Yinede, sağlıklı olduğum için, sosyal bir çevrede bulunduğum için, halen saygın sayılabilecek bir mesleği icra edebildiğim için, sevdiğim bir işte çalışma şansı yakaladığım için, her sabah işe giderken eksilmeyen bir heyecan taşıdığım için çok mutluyum. Ve gerçekten şanslı hissediyorum kendimi.




Şimdi saat 01:00 ve hala yatmayıp sizlerle dertleşen bir pazar yorgunu var burada.
Bizi mutlu eden şeyleri yapmak , bazen uykudan fedakarlık etmeyi gerektirebilir. Çünkü sizinle sohbet çok güzel.  Düşünsenize benimle aynı telaşı yaşayan kaç kişi okuyor kimbilir bu satırları. Bizde de durum aynı Elif Hanim diyorsaniz uzat elini bi ÇAK yapalım.  Bak ne çok şeyin üstesinden gelebilecek kadar güçlüyüz biz. Kadın olmak çok meslekli olmak demek.. kadın olmak daha yataktan kalkmadan günü planlamak demek ..
Sonuçta kadın olmak güzel şey... birde tüm o yorgunlugu yok sayıp bi kahkaha atıp savunduk mu saçlarımızı,biz bile inanırız enerjimizin tavan olduğuna.  Yani kadın olmak SÜPER GÜÇLERE SAHİP OLMAK DEMEK....  HADİ UZAT ELİNİ Çaaaakkkk.... 

24 Eylül 2016 Cumartesi

NİLGÜN BODUR İLE HAYATINA SAĞLIK KAT


Bugün kent meydanı avm'nin davetlisi olarak, bursali bloggerlar , Nilgün Bodur ile hayatına sağlık kat söyleşisi öncesinde, Bursamızın enfes lezzeti Uludağ Kebapçısı Cemil Cemal Usta'da öğle yemeğinde buluştuk. 



Nilgün Hanım Bursa'ya ilk kez geldiğini ve yerinde ilk kez İskender kebap yediğini söyleyince, sevgili ustamız bize special İskender hazırlattı.
Tadına doyamadık. 
Bu  ev sahipliği ve misafirperverlik için kent meydanı avm yetkililerine ,Cemal Bey  Emel Hanım, Hakan Bey'e çok çok teşekkür ederiz.


Nilgün Hanım; hoş sohbet, mert, açık sözlü ve doğal biri gerçekten. Bizi yıllardır tanıyormuşuz hissi veren samimiyeti ile kendisine  hayran bıraktı. 
Bu sohbette ne öğrendiniz derseniz, sağlıklı beslenme tüyoları yanında, bazen de içimizden geldiği gibi yemeyi, kendimizi kısıtlamamayı  öğrendik.  Canımızın çok istediği bir şeyi yememek için direndigimizde yaşadığımız stresin ve mutsuzluğun da vücudumuza bi o kadar zararlı olduğunu öğrendik.  Birde kararında yemeyi tabiki...
Kinoa, kara buğday ve kepek unundan, çok olgunlaşmış muza kadar bir çok yeni beslenme fikri edindik.


Sohbet bir süre sonra soru cevap şeklini aldı ve aklımıza takılanları yanıtladı Nilgün Hanım. 


Kent meydanı sorumlu reklam ajansiçin yetkilisi Sevgili Ece Arar, misafirperverliği ile her zaman bize kendimizi özel hissettiren Emel Çelikkol Ayman,  ve yeni tanışmamıza rağmen uzun zamandır takip ettiğimiz sevgili Nilgün Bodur ile özlediğimiz blogger arkadaşlarımızla bir arada olmanın verdiği mutluluk şu anda enerjiye dönüştü. 


Hayat her ne kadar zamanla yarış halini alsa da, oradan oraya yetişme telaşı içinde yaşasak ta, hayatıma dönüp bakınca diyorum ki, iyi ki bu kadar yoğun ve güzel yaşıyorsun her anını. Sayısını bilmediğimiz günlerle sınırlı ömrümüze, ne kadar çok iyi şey sığdırırsak o kadar karlıyız.  Bugün gibi, yarın gibi....
Her günün sonunda da dediğim gibi şükredecek ne çok şeyim var ...
Anılarıma hoş geldin mutlu gün....